Bir bahar günü ada sahillerinde

Adalar'da bahar ve çiçek zamanı şimdi. Mimozalar kocaman kocaman çıkmış ortaya, laleler rengarenk, mor süsenler öbek öbek, sonra sümbüller, erkenci güller ve nergisler Baharla birlikte toprak, hava ve su yumuşar Adalar'da. Eğer baharı nerede karşılayayım diye düşünüyorsanız Adalar'a gitmenizi tavsiye ederim

Giriş Tarihi: 26.3.2014
Marmara'nın kuzeyinde dünyanın Prens Adaları diye bildiği meşhur adalarımız var. Yani Büyükada, Kınalı, Heybeli ve Burgaz gibi büyük; Sedef Adası, Kaşık Adası, Yassıada, Tavşan Adası, Sivriada gibi küçük güzelliklerimiz... Marmara'daki bütün bu adaların çok çok eski zamanlara kadar uzanan geçmişleri ve olağanüstü garip ve güzel hikayeleri bulunuyor. Önce kısaca bu hikayelerden bahsedelim, sonra da hayatın içine yolculuk yapalım. Toplam dokuz adadan oluşan Adalar ilçesinde yaklaşık 20 bin İstanbullu yaşıyor. Buradaki İstanbullular eski zaman kentinin rengini yansıtıyor. Başta Türkler, sonra Rumlar, Ermeniler, Levantenler yani İtalyan ve Fransızlar, Yahudiler, Süryaniler ve de başka başka memleketlerden gelen insanlar yaşıyor burada. Kültürel çeşitlilik ve ahenk açısından bakıldığında, 19. yüzyılda donmuş minyatür bir İstanbul gibi duruyor. Eskiden Sirkeci'den vapurlar kalkardı Adalar'a şimdi bu hattı Kabataş'a aldılar. Ayrıca Kadıköy ve Bostancı'dan da seferler yapılıyor.

PRENSLERİN VE MÜNZEVİLERİN YERİ
İstanbul merkeze en yakın ada 7 deniz mili mesafedeki Kınalı, en uzak ise 13.5 deniz miliyle Tavşan Adası. Adalar'a gidecek olanlar vapurların kış ve yaz seferlerinin farklı olduğunu bilmeli ve ona göre hareket etmeli. Kışları üçe inen seferler yazları iki katına falan çıkıyor. Adalar'a ilk insan yerleşiminin 4 bin yıl önce gerçekleştiği tahmin ediliyor. Antik dönemde de Büyükada'da pagan manastırları olduğu, Hıristiyanlık döneminde bu ibadethanelerin kiliselere dönüştürüldüğü söyleniyor. 5. ve 6. yüzyıllarda başta Kınalı olmak üzere Adalar bir manastırlar diyarına dönüşmüş. Hırslarından arınmak, rekabetten uzaklaşmak, kötülüklerle temas etmemek, dünya nimetlerine el sürmemek isteyen keşişlerin inzivaya çekildiği yerlermiş Adalar. Bu manastırların bir kısmı yüzyıllar boyunca hapishane olarak da kullanılmış. Tabii sadece manastırlar yokmuş Adalar'da. İmparatorlar, Büyükada ve Heybeli'de görkemli yazlık saraylar da inşa ettirmiş. Ama oturdukları tahttan inip bir manastır hücresine kapatılmaları an meselesiymiş. Çok sayıda Bizans soylusu bu hapishanelerde çile doldurmuş. Prensler, prensesler hücrelerde ömrünü tamamlamış. Bu sebeple de bizim bu küçük ve güzel beldemize tarihte Prens Adaları adı verilmiş. Türk edebiyatının zirve isimlerinden biri olan Bilge Karasu, Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı adlı eserinde söz konusu dönemde geçen bir hikayeyi anlatıyor. Evet bu kadar tarih ve ulaşım bilgisi yeter şimdi hep birlikte bir vapura binip en yakın Kınalı'dan Büyükada'ya doğru yol alalım. Baharla birlikte toprak, hava ve su yumuşar Adalar'da. Eğer baharı nerede karşılayayım diye düşünüyorsanız Adalar'a gitmenizi tavsiye ederim. Büyükada, Burgaz, Heybeli ve Kınalıada'ya büyük kalabalıklar akın etmeden, hava böyle şerbet gibiyken gitmelisiniz. Korularda gezmeli, çiçekleri koklamalı, nar çiçeği kadar güzel havayı soluklanmalı, tarihi yerleri ziyaret etmeli, birbirinden güzel lokantalarda demlenmelisiniz.

ARKADAŞINA GÖNDER
Bir bahar günü ada sahillerinde
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN