Türkiye'nin yüzölçümü en büyük şehri olan Konya, bu özelliğinin hakkını veren bir zenginliğe sahip. Şehrin kent merkezi ve ilçelerindeki doğal güzellikleri ziyaretçileri kendine hayran bırakırken, tarihi dokusu da ayrı büyülüyor. Milattan önce 7 bin yılında kurulan ve kurulduğu dönemden itibaren ikonion yani 'kutsal tasvir' adını alan şehre doğuştan mistik diyebiliriz. Ayrıca kültür, tarih ve inanç turizmi meraklıları için Konya bir cennet demek de yanlış olmaz. Hititler'den Osmanlılara kadar pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış Konya, değerli tarihi eserlerle dolu. Mevlana Müzesi, Mevlana ve Şems-i Tebrizi türbeleri, Alaaddin Camii, İnce Minareli Medrese, Karatay Medresesi ve Sultan Selim Camii gibi önemli yapıları bulunuyor.
NE OLURSAN OL GEL
Bunlardan Mevlana Celaleddin Rumi'nin türbesine ev sahipliği yapan 1926 tarihli Mevlana Müzesi ve Türbesi'ne ayrı bir paragraf açmak gerekiyor. Tasavvuf edebiyatıyla Türk-İslam medeniyetinin önemli isimlerinden biri olan Mevlana'na ile özdeşleşen şehirdeki müzede Mevlana ve Mevlevilik hakkındaki eserlerin yanı sıra Anadolu Selçuklu, Karamanoğulları ve Osmanlı dönemine ait el yazmaları, kandiller ve antika müzik aletleri gibi objeler sergileniyor. 1276'da yapılan Mevlana'nın sandukası da yoğun ilgi görüyor. Şehir, her sene aralık ayında Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin ölüm yıldönümü törenlerine ev sahipliği yapıyor. 2007'den beri UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi'nde yer alan Şeb-i Arus etkinlikleri sebebiyle, Mevlana'nın 'ne olursan ol gel' deyişine uygun olarak, Türkiye'den ve dünyadan Konya'ya turist geliyor.

ATALARA SAYGI
Alaaddin Keykubat Camii olarak da bilinen ve şehrin en sevilen tarihi gezi noktalarından Alaaddin Tepesi'nde yer alan Alaaddin Camii, Konya'nın en büyük ve en eski camisi olarak görülmeye değer bir eser. Konya'nın simgesel yapılarından Alaaddin Camii'nin bahçesinde yer alan ve 8 tane Anadolu Selçuklu sultanının türbesini kapsayan Sultanlar Türbesi, her yıl binlerce kişi tarafından ziyaret ediliyor. Caminin iç avlusunda I. Mesut, I. Kılıçaslan, II. Rükneddin Süleyman, I. Gıyaseddin Keyhüsrev, I. Alâeddin Keykubad, II. Gıyaseddin Keyhüsrev, IV. Kılıçaslan ile III. Gıyaseddin Keyhüsrev'in on köşeli kesme taşlarla tasarlamış ve çarpıcı kubbeleriyle Selçuklu dönemi mimarisini yansıtan türbelerini ziyaret edebilirsiniz. Ayrıca, Alaaddin Tepesi, 13. yüzyıla ait tarih kaynaklarda ünlü Yunan filozofu Platon'un mezarının bulunduğu yer olarak da geçiyor. Alaaddin Tepesi'nin hemen yanında 150 bin metrekare gibi büyük bir yeşil alanı kapsayan Konya Kültür Park ise şehrin en büyük yeşil alanlarından biri. İçerisinde yılın her döneminde kültürel etkinlikler ve konserlerin düzenlendiği amfi tiyatro, yüzlerce farklı bitkiyle süslü çiçek bahçeleri, etkileyici heykeller, süs havuzları, yürüyüş yolları, spor sahaları ve geniş çocuk oyun alanları bulunan park; Mevlana Müzesi, Karatay Medresesi ve İnce Minareli Medrese gibi pek çok tarihi yapıya da oldukça yakın bir konumda.

İnsanlık tarihinin ilk şehri Çatalhöyük
KONYA'NIN Çumra ilçesi sınırları içinde bulunan Çatalhöyük, kültür ve arkeoloji tutkunlarını cezbediyor. 9.000 yıl önce inşa edildiği düşünülen bu yerleşim Cilalı Taş Devri ve Bakır Çağı boyunca faal bir bölge haline gelmiş. İnsanlığın gelişiminde önemli bir evre olan yerleşik hayata geçişle birlikte, tarımın başlangıcı ve avcılık gibi önemli toplumsal gelişmelere tanıklık eden Çatalhöyük Neolitik Kenti 2012'de UNESCO
Dünya Mirası Listesi'ne girdi.
Kyoto Japon Parkı hayran bırakıyor
2015'TEN beri Konya'nın popüler yerlerinden olan Tropikal Kelebek Bahçesi şehrin yoğun turist çeken cazibe noktalarından. 7600 metrekarelik alanı kapsayan bahçede, 100'e yakın farklı türde 20.000 bitki ve 15 farklı türde binlerce kelebek bulunuyor. Bir diğer cazibe noktası ise Kyoto Japon bahçesi. Konya ile Kyoto arasındaki kardeş şehir uygulamasından ötürü Kyoto Japon Parkı şehrin en ilginç ve egzotik noktalarından. Japon mimarisi ve bitkileriyle sizi Konya'da değil Japonya'daymışsınız gibi hissettirecek.