Çeşme bir tatilde düşlediğiniz her şeyi kucaklıyor belki ama bu hikâyenin en canlı, en renkli ve en iyi hissettiren durağı kesinlikle Alaçatı. Bir zamanlar kendi halinde küçücük bir kasabayken bugün Çeşme'den bile daha "in" hale gelen bu büyülü yer, her köşesinde başka bir sürpriz saklıyor.
Alaçatı'ya adım attığınız anda sizi daracık sokaklar, begonvillerle süslü taş evler ve o kendine has dingin ama bir o kadar enerjik atmosfer karşılıyor. Arnavut kaldırımlı yolları ve iki katlı taş evleriyle burası adeta yaşayan bir Ege kartpostalı gibi... Pencerelerden, cumbalardan bakan güler yüzlü insanlar, küçük dükkânlar, antikacılar... Her adımda yörenin kültür zenginliğine tanık oluyorsunuz.
SÖRFÜN BAŞKENTİ
Alaçatı'yı asıl özel kılan şey sadece sokakları değil. Burası aynı zamanda rüzgârın hiç dinmediği, denizin ise kıyıdan onlarca metre boyunca sığ kaldığı eşsiz koyuyla dünyanın sayılı sörf merkezlerinden biri. Alaçatı koyuna indiğinizde karşınıza çıkan manzara tam anlamıyla büyüleyici... Masmavi sularda süzülen rengârenk windsurfler... İster bu oyuna katılın ister sadece izleyin, o özgürlük hissi sizi hemen içine çekiyor.

YEL DEĞİRMENLERİNİN GÖLGESİNDE
Ve sonra o meşhur ikilem... Ya rüzgârla dans edeceksiniz ya da yel değirmenlerinin gölgesinde, Anadolu kültürünün izlerini taşıyan sokaklara dalacaksınız. Çoğu zaman bu kararı sizin yerinize tepenizde yükselen güneş veriyor. Kendinizi bir anda küçük yat limanına çıkan yolda yürürken bulabiliyorsunuz.
Alaçatı'nın sokaklarında ise bambaşka bir atmosfer var. Karabiber ağaçlarının sıralandığı yollar, bahçeli villalar, sakız ağaçları koruları... İlkbaharda açan mimoza çiçekleriyle burası adeta bir huzur sığınağına dönüşüyor. Daldırma yöntemiyle üretilen sakız ağaçları ve o eşsiz aroma, bölgenin karakterini tamamlayan detaylardan sadece biri.
İÇİNDE DEVASA BİR YAŞAM ENERJİSİ VAR
Gün ilerledikçe Alaçatı'nın temposu da değişiyor. Sabahın dinginliği yerini öğleden sonra hareketliliğe, akşam ise keyifli bir kalabalığa bırakıyor. Sokaklar doluyor, sohbetler uzuyor, müzik yükseliyor. Küçük bir kasaba gibi görünen bu yerin içinde aslında kocaman bir yaşam enerjisi saklı. Kısacası Alaçatı, Çeşme'nin sadece bir parçası değil onun ruhu. Rüzgârıyla, deniziyle, sokaklarıyla ve o tarifsiz atmosferiyle... Bir kez geldiğinizde sadece gezmiş olmuyorsunuz, o hissi de yanınıza alıp götürüyorsunuz.

ÇEŞME MERKEZ AYRI GÜZEL
Alaçatı'nın enerjisinden sonra Çeşme merkeze geçtiğinizde sizi daha köklü bir hikâye karşılıyor. Antik dönemde Kyssus olarak bilinen bu bölge, adını denizcilerin su ihtiyacını karşıladığı çeşmelerden alıyor. Bu nedenle tarih boyunca önemli bir uğrak noktası olmuş. Çeşme Kalesi, daha ilk bakışta tüm ihtişamıyla sizi selamlıyor. 1508 yılında II. Beyazıt tarafından yaptırılan kale hem savunma hem de ticaret açısından büyük önem taşımış. Bugün ise içinde yer alan Arkeoloji Müzesi ile geçmişin izlerini taşıyor. Hemen yakınında yer alan Kervansaray ise Kanuni Sultan Süleyman döneminden bugüne uzanan bir başka önemli yapı. Bir zamanlar tüccarların konakladığı bu yapı, bugün tarihi dokusuyla dikkat çeken bir konaklama noktası.

ŞİFA VE HUZURUN ADRESİ
Çeşme'nin sadece deniz ve eğlenceyle sınırlı olmadığını en iyi anlatan yerlerden biri Ilıca. Turkuaz rengi denizi ve kilometrelerce uzanan incecik kumsalıyla Ilıca hem sakinlik arayanlar hem de denizin tadını doyasıya çıkarmak isteyenler için ideal. Ilıca'ya çok yakın konumda bulunan Şifne kaplıcaları ise bölgenin bambaşka bir yüzünü ortaya koyuyor. Yüzyıllardır kullanılan termal sular ve çamur banyoları, romatizmadan metabolizma rahatsızlıklarına kadar pek çok konuda şifa kaynağı olarak biliniyor. Denizin hemen yanı başında sıcak suya girme deneyimi ise oldukça farklı ve etkileyici.

BİRAZ ÖZGÜRLÜK, BİRAZ HUZUR...
Çeşme ve özellikle de Alaçatı sadece bir tatil değil. Biraz rüzgâr, biraz deniz... Biraz özgürlük, biraz huzur... En önemlisi de çokça mutluluk... Siz de bu mutluluğa dahil olmak isterseniz AJet'in İstanbul Sabiha Gökçen'den haftada 56, Ankara Esenboğa'dan ise haftada 52 olmak üzere İzmir Adnan Menderes'e toplam 108 seferi bulunuyor. Hemen bir bilet alın ve kendinizi Alaçatı'da rüzgârın o eşsiz kollarına bırakın.