Edip Cansever'in "Mavi huydur bende..." Sözüyle kendimize bir rota seçtik ve Fas'ın masallardan çıkmış Mavi Şehri Şafşavan'ın peşine düştük. Dünyada hiçbir yere benzemeyen bu küçük dağ kasabası, sadece maviye boyanmış sokaklarıyla değil, yavaş akan hayatı, el işi zanaatları, yerel pazarları ve kendine özgü ruhuyla da büyülüyor. Şafşavan, Fas'ın en otantik yüzlerinden birini keşfetmek, ülkenin kültürünü kalabalıklardan uzak ve en saf haliyle hissetmek isteyenler için eşsiz bir durak. Burada mavinin her tonunun arasında yürürken aslında sadece bir şehri değil, Fas'ın ruhunu da keşfediyorsunuz.

RENKLERİN VE DOKULARIN SAVAŞI
Fas, sıcakkanlı insanları, baş döndürücü renkleri ve kendine has kültürüyle insanda her zaman geri dönme arzusu bırakan, başka bir dünyanın kapısı. 1471 yılında kurulan Şafşavan, yüzyıllar boyunca Endülüs'ten kaçan Müslüman ve Yahudi göçmenlere bir sığınak olmuştur. Şehri karakterize eden o meşhur mavi tonlar ise 1930'lu yıllarda buraya yerleşen kişiler tarafından getirilmiş bir gelenektir; mavinin gökyüzünü ve cenneti simgelediğine inanılır. Bugün ise bu renkler, şehrin her köşesinde bir huzur koridoru oluşturuyor. Gelir gelmez kendimi çarşıya atıyorum. Şafşavan çarşısı, renklerin ve dokuların savaşı gibi. Hasır çantalar, el dokuması kilimler ve deri ürünler konusunda oldukça başarılılar. Pazarlık, burada alışverişin olmazsa olmaz bir parçasıdır; gülümseyerek başladığınız bir pazarlık, sonunda her iki tarafı da mutlu eden bir alışveriş deneyimine dönüşür. İki hasır çanta alarak çarşıdan ayrılıyorum.

SOKAKLARINDA KAYBOLUN
Şafşavan'da yapılacak en güzel şey, yönünüzü kaybetmek ve o mavi labirentlerin tadını çıkarmaktır.
Medina (Eski Şehir): Şehrin kalbi burasıdır. Kapılar, merdivenler ve saksılarla bezeli mavi duvarlar arasında yürürken her anın fotoğrafını çekmek isteyeceksiniz.
Uta el-Hammam Meydanı: Şehrin ana meydanı. Kafelerde oturup nane çayınızı yudumlarken şehrin insan akışını izlemek için en ideal nokta.

Kasbah: 15. yüzyıldan kalma bu tarihi kale, şehir müzesine ve güzel bir bahçeye ev sahipliği yapar. Kulelerine çıkarak şehrin tamamını kuş bakışı görebilirsiniz.
Ras el-Ma Kaynağı: Şehrin hemen dışındaki bu şelaleden gelen su, bölgenin hayat kaynağıdır. Yerel halkın burada çamaşır yıkadığını ve sosyalleştiğini görebilirsiniz.
İspanyol Camii: Gün batımını izlemek için tepeye kısa bir yürüyüş yapın. Şehrin dağlar arasındaki o büyüleyici görüntüsü tam karşınızda olacak.

NE YENİR?
Fas mutfağının derinliklerini Şafşavan'ın yerel dokusuyla keşfedin:
Tajine: Toprak kaplarda ağır ağır pişirilen, et ve sebzelerin harika uyumu. Özellikle erik veya limonlu tavuk versiyonları burada bir başka güzel.
Kuskus: Fas'ın olmazsa olmazı. Cuma günleri daha özel hazırlanan kuskus, taze sebzeler ve aromatik baharatlarla tam bir şölen sunar.
Harira Çorbası: Mercimek, nohut ve domatesle yapılan, günün her saatinde içebileceğiniz o şifalı yerel çorba.
Nane Çayı: Şafşavan'da nane çayı sadece bir içecek değil, bir ritüeldir. Taze nane yaprakları ve bol şekerle servis edilen bu çayı, şehri izlerken yudumlamak gerçek bir mutluluk.

NASIL GİDİLİR?
Şafşavan'a (Chefchaouen) ulaşmanın en pratik yollarından biri Barselona aktarmalı uçmak. Biz de rotamızı Barselona üzerinden kurduk ve Fas'a geçiş oldukça rahat oldu. Alternatif olarak Kazablanka ya da Rabat gibi Fas'ın büyük şehirlerine uçup havalimanından araç kiralayarak Mavi Şehir'e doğru keyifli bir yolculuğa çıkabilirsiniz .Özellikle araba kiralamak, Fas'ın dağ manzaralarını, küçük kasabalarını ve kırsal yaşamını keşfetme fırsatı sunduğu için seyahatinizi sadece bir destinasyondan çok daha fazlasına dönüştürüyor.