Mailler... Mesajlar... Bitmeyen bir telefon trafiği... Gruplardan gelen Whatsapp yazışmaları... Arkadaşların Instadan gönderdikleri hikayeler... X'de gün boyu kaos... Akşamları ise internetten izlenen diziler ya da kısa videolar... Farkında mısınız? Hepimiz dijital bir dünyaya hapsolduk sanki. Hayatımızın her anında artık dijitaliz. Çok yorulmadık mı sizce de? Çok bunalmadık mı? Siz de benim gibi özlüyor musunuz çocukluğunuzdaki o anları. Sosyal medya yok. Telefon yok, mesajlar yok. Sürekli fotoğraf çekmek ve video almak da yok. O anlara geri dönmeye ne dersiniz? Evet kısa süreliğine de olsa dijital bir detoksa ihtiyacımız yok mu? Haydi gelin birlikte bir tatile çıkalım ama bu sefer ne telefon ne mesaj ne mail... Hatta ve hatta fotoğraf ve video da olmasın. Bu sefer tatilimizin en güzel anlarını hafızamıza kazıyalım. Emin olun unutulmaz bir tatil geçireceksiniz...

ZAMANI YENİDEN HİSSEDİN
Dijital detoksun en güzel yanı zamanı yeniden hissettirmesi. Bu detoksun en güzel duraklarından biri Kaz Dağları... Çam ağaçlarının arasında yürürken tek bildirim kuş sesleri. Burada zaman ölçülmüyor, hissediliyor
İÇ SESİNİZİ DUYUCAKSINIZ
Datça'da interneti kapattığınız anlarda, insanın iç sesi daha net duyuluyor. Denize girip çıkıyor, bir kitabın sayfalarında kayboluyor, sonra hiçbir şey yapmadan saatlerce oturabiliyorsunuz. Ve garip olan şu hiç sıkılmıyorsunuz. Ve hatta dalga seslerini daha güçlü duyup, denizin kokusunu daha derin hissediyorsunuz. Telefonsuz hayatta etrafı gözlemlemek de cabası... Kumda oynayan çocuklar, kıyıda güneşlenen gençler... Eşine su taşıyan o yaşlı amca... İşte bunlar dijital detoksun size sunduğu güzelliklerden sadece bazıları...

DİNGİNLİĞİN BAŞKA HALİ
Bozburun Yarımadası ise dinginliğin başka bir hali. Küçük butik oteller, kalabalıktan uzak koylar ve telaşsız akşam yemekleri... Burada zamanın bir önemi yok. Kendinizle ya da sevdiklerinizle baş başa kaldığınız bu kısa anda yaşamayı ve hatta 'An'ı anlayacaksınız. Çünkü artık hayat dijitalde değil gerçek bir dünyada akıyor.
VİDEO ÇEKMEYİN SADECE İZLEYİN
Kapadokya'da gün doğumunda balonları izlerken telefonla video çekmek yerine sadece bakmayı deneyin. O anı kaydetmeye çalışmadan yaşamak, belki de en güçlü hatıra. Evet sosyal medyada bize Kapadokya hep balonlarla anlatıldı ancak Kapadokya sadece balonlardan ibaret değil. Buraya kadar gelmişken Kapadokya'nın saklı cenneti Ihlara Vadisi'ni de gezin. Vadinin içinde yürürken telefon çekmese de hikâyeniz derinleşiyor. Doğa sizi içine alıyor.

ADIM ADIM DİJİTAL DETOKS
- Sabah uyanınca ilk 1 saat telefonu açmamak
- Gün batımını fotoğraflamadan izlemek
- Bir gün boyunca hiç sosyal medya kullanmamak
- Harita yerine insanlara yol sormak
- Akşam yemeğinde telefonu başka bir odada bırakmak

EN GERÇEK ANLARI YAKALAYIN
İlk gün zor. Eliniz sürekli telefona gidiyor. "Acaba bir şey mi kaçırıyorum?" hissi geliyor. Ama üçüncü gün başka bir şey oluyor... Zihniniz sakinleşiyor. Düşünceleriniz netleşiyor. Ve fark ediyorsunuz ki aslında hiçbir şey kaçırmıyorsunuz. Aksine, hayatın en gerçek anlarını yakalıyorsun.
ADIM ADIM ÖZGÜRLÜK
Biraz hareket isteyenler yolları arşınlamalı. Bunun için en iyi durak Likya Yolu... Her adımda başka bir manzara, başka bir nefes var. Yolda tanıştığınız insanlar, paylaşılan hikâyeler, ekranlardan çok daha gerçek.. Sabahları serinlik, akşamları yıldızlar... Bir köy pansiyonunda kalıp, gününü yürüyüş ve kitapla geçirmek en büyük lüks oluyor. Dijital detoks aslında yeni nesil bir lüks. Gürültüden uzak olmak, kimseye yetişmemek, sürekli ulaşılabilir olmamak...

BODRUM'A BİR DE BURADAN BAKIN
Sosyal medyanın en ünlü duraklarından biri Bodrum ancak buranın bilinmeyen yüzünü görmek istemez misiniz? Mesela Mazı Köyü... Bodrum'un kalabalığından uzak, neredeyse unutulmuş bir kıyı. Küçük pansiyonlar, salaş balıkçılar ve uzun, sessiz akşamlar. Macakızı değil, Gündoğan'ın arka sokakları... Lüksün biraz uzağına gidin. Küçük butik oteller, kalabalıktan kopuk sahiller... Gerçek Bodrum burada saklı.

ZEYTİN AĞACINI HİSSEDİN
Ege denilince akla ilk gelenlerden biri de zeytindir mesela ancak bir çok kişi zeytin ağacını gerçekten hissetmez. Ne anlattığını dinlemez. Zeytin dalından yapılan bir taçla fotoğrafını çekilip sosyal medyada paylaşır ve oradan uzaklaşır. Siz bu sefer tam tersini yapın. Mesela Ayvalık'ta önce zeytin ağacının gölgesinde biraz vakit geçirin. Sonra taş sokaklarında harita açmadan yürüyerek kaybolun...