Bu yaz en çok duyduğum cümlelerden biri "Zihnimizi dinlendirecek rotalara ihtiyacımız var" oldu. Sahiden, bütün yıl yorulan zihnimizi hangi destinasyon sakinleştirebilir? Belki cevap İtalya'nın herkesin bilmediği adalarında saklıdır. Capri'de herkesin çektiği fotoğrafın peşine düşmek yerine Marettimo'da küçük bir limanda oturabilir, Alicudi'de telefonun çekmediği bir yerde güneşi izleyebilir, San Pietro'da gün batımını beklerken planınızı bozabilirsiniz. Çünkü İtalya'da yaz yalnızca denize girmek değil sofrayı uzatmak, limanda oturmak, bir espressoyu acele etmeden içmek demek. İtalyanların o güzel cümlesi de tam burada anlam kazanıyor: Tutto passa. Her şey geçer.
AKDENİZ'İN SAKLI KÖŞESİ
Sicilya açıklarındaki Egadi Adaları'nın en batısında yer alan Marettimo, doğallığını büyük ölçüde koruyan küçük ve dağlık bir ada. Beyaz evlerin arasından limana doğru yürüyün, ardından tekneyle kıyıya açılın. Çünkü adanın asıl güzelliği mağaralarda, kayalıkların arasında saklanan koylarda ve yalnızca denizden ulaşılabilen noktalarda. Günün programı da basit: Deniz, uzun bir öğle yemeği, tekne gezisi ve limanda gün batımı. Sofrada ise taze balık, ahtapot, makarna ve yerel zeytinyağı var. Burada gösterişli restoranlardan çok, denizin gerçekten tabağa geldiği küçük aile işletmelerini tercih etmek gerekiyor.

TELEFONU DEĞİL, GÜNEŞİ TAKİP EDİN
Aeolian Adaları'nın en sakin köşelerinden Alicudi, gerçekten uzaklaşmak isteyenlerin rotası. Adada yapılacaklar listesi kısa: yürüyün, yüzün, bir limonata için, merdivenlerin başında durup denize bakın. Gece olduğunda sınırlı aydınlatma sayesinde gökyüzü yıldızlarla doluyor. Üstelik burada hava ve deniz koşulları ulaşımı belirleyebiliyor. Yani bazen programınızı siz değil, Akdeniz yapıyor. Belki de Alicudi'nin en güzel tarafı tam olarak bu. Buraya Instagram'da nerede olduğunu göstermek için değil, telefonu bir süre unutmak için geliyorsunuz.

SARDİNYA'NIN SAKİN YÜZÜ
Sardinya denince akla Costa Smeralda geliyor. Oysa adanın güneybatısındaki San Pietro, çok daha farklı bir hikâye anlatıyor. Adanın merkezi Carloforte. Küçük sokakları, eski yapıları ve denizcilik kültürüyle başlı başına keşfedilecek bir yer. Cala Vinagra ve Cala Fico ise berrak suları ve sarp kayalıklarıyla rotanın en güzel durakları arasında.
zgürlüğün adası Asinara
Sardinya'nın kuzeybatısındaki Asinara, diğerlerinden biraz farklı. Çünkü burada deniz kadar tarih de güçlü. Bir zamanlar cezaevi olarak kullanılan ada bugün milli park ve deniz koruma alanı. Beyaz eşekler, terk edilmiş yerleşimler, eski cezaevi yapıları ve turkuaz koylar aynı manzarada buluşuyor. Cala d'Oliva mutlaka görülmeli. Ardından yürüyüş ya da bisikletle Punta Scorno yönüne ilerleyebilirsiniz. Cala Sabina gibi korunan koylarda denize girmek ise yolculuğun ödülü. Asinara'da lüks, beş yıldızlı bir restoran değil; doğanın ortasında kurulan küçük bir piknik sofrası.
Levanzo'da bir günlüğüne kaybolun
Egadi Adaları'nın en küçüklerinden Levanzo, sessizliği sevenlerin adresi. Beyaz evler, yürüyüş yolları ve küçük koyların yanı sıra adanın en önemli hazinesi Grotta del Genovese. Mağarada Neolitik döneme ait kaya resimleri ve gravürler bulunuyor. Burada arabadan çok yürüyüş ayakkabısına ihtiyacınız var. Sabah adayı keşfedin, öğleden sonra denize girin, akşam ise limanda gün batımını izleyin.
İtalyan yazının tadı sofrada
Bu adaların ortak noktası mutfaklarında da kendini gösteriyor. Denizden ve topraktan gelen ürünler mümkün olduğunca sade kullanılıyor. Marettimo'da taze balık ve deniz ürünleri, San Pietro'da ton balığı, Sicilya adalarında kapari, domates ve zeytinyağı öne çıkıyor. Procida'ya yolunuz düşerse bu kez mutfağın başrolünde dev limonlar var. Limon salatasından balık yemeklerine, tatlılardan limoncello'ya kadar adanın her köşesinde karşınıza çıkıyor. Ama İtalya'da yemeğin asıl sırrı tabakta değil, masada. Çünkü burada yemek yalnızca karnı doyurmak için yenmiyor. Saatlerce oturmak, sohbet etmek, bir kadeh şarap daha söylemek ve günün telaşını geride bırakmak için sofraya oturuluyor. Belki de bu yüzden İtalya'nın gizli adalarından dönerken yanınızda yalnızca fotoğraflar kalmıyor. Biraz yavaşlamış, biraz hafiflemiş ve hayatın en güzel anlarının çoğu zaman plansız geldiğini hatırlamış oluyorsunuz. Tutto passa. Her şey geçer, yaz bile.