Antalya'ya gidip de "Bir Aspendos'a uğramadan dönmeyelim" demeyen var mı? Varsa da çok azdır. Çünkü Aspendos, Antalya tatilinin klasik duraklarından biri. Ama itiraf edelim buraya geliyor, o meşhur tiyatroyu görüyor, birkaç fotoğraf çekiyor ve "Tamam, Aspendos'u da gördük" diyerek yola devam ediyoruz. Oysa bu kez biraz daha kalmak için iyi bir nedenimiz var. Çünkü Aspendos'un yalnızca tiyatrosu yok. 2 bin yıllık bir caddesi de var artık. Üstelik bu cadde, antik kentin günlük hayatına dair pek çok yeni hikâyeyi beraberinde getiriyor. Aspendos'a ilk kez gidiyorsanız rotanın başlangıcı belli: Antik Tiyatro. Pamphylia'nın en önemli kentlerinden biri olan Aspendos'un tiyatrosu, Roma döneminden günümüze ulaşan en iyi korunmuş yapılardan biri. İlk kez karşısına geçtiğinizde insanın söyleyecek sözü biraz azalıyor. Çünkü fotoğraflarda büyük görünen yapı, gerçekte çok daha etkileyici.

TİYATRO CADDESİ GÜN YÜZÜNE ÇIKARILDI
Basamaklara çıkıp sahneye baktığınızda, binlerce yıl önce burada insanların oturduğunu düşünmek bile başlı başına bir yolculuk. Tiyatroyu gördükten sonra gezinizi bitirmeyin. Çünkü Aspendos'ta şimdi yeni bir rota sizi bekliyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın Geleceğe Miras Projesi kapsamında sürdürülen kazılarda, antik tiyatrodan akropolise uzanan yaklaşık 300 metrelik Tiyatro Caddesi gün yüzüne çıkarıldı. Yaklaşık 2 bin yıllık bu cadde, Aspendos'un geçmişte nasıl yaşayan bir kent olduğunu anlamak açısından çok önemli. Düşünsenize bugün üzerinde yürüdüğünüz taşların üzerinden yüzyıllar önce insanlar geçiyordu. Kimi alışverişe gidiyor, kimi işine yetişiyor, kimi belki tiyatrodaki gösteri için hazırlanıyordu.
Kazılarda ortaya çıkarılan dükkanlar, kamu yapıları, sivil konutlar ve anıtsal doğu kapısı da kentin hareketli yaşamına dair ipuçları veriyor. Bir de ekmek fırını bulunmuş. Bence antik kenti gezerken en çok bu ayrıntıya takılmak mümkün. Çünkü bir anda tarih kitaplarından çıkıp günlük hayatın içine giriyorsunuz. Bundan 2 bin yıl önce burada da insanlar acıkıyor, ekmek alıyor, alışveriş yapıyor, çalışıyor ve hayatlarına devam ediyordu. Hermes, Artemis, Aphrodite, Eros ve Nemesis heykelleri ile Genç Eurymedon Mozaiği gibi önemli eserlerin de ortaya çıkarıldığı kazılar Aspendos'un bölgesel bir ticaret merkezi olduğunu gösteriyor. Fenike sikkesi ve cam eserler ise, kentin Doğu Akdeniz'in güçlü ticaret ağları içindeki yerini ortaya koyuyor.

AKŞAM OLUNCA ASPENDOS BAŞKA
Gelelim işin en güzel tarafına... Aspendos antik tiyatrosu bu yıl, 33. Uluslararası Aspendos Opera ve Bale Festivali'n ev sahipliği yapıyor. 12-26 Eylül tarihleri arasında düzenlenen festivalde Verdi'nin Attila operası, Anna Karenina, Carmina Burana ve Kazakistan'dan Abay Adına Kazak Ulusal Opera ve Bale Tiyatrosunun sahneleyeceği Spartacus sanatseverlerle buluşacak. Şimdi gözünüzde şöyle bir sahne canlandırın: Antalya'nın sıcaklığı geride kalmış, hava serinlemiş. Karşınızda binlerce yıllık taş duvarlar...

UNESCO MİRASI LİSTESİNDE
Köprüçay'ın, antik adıyla Eurymedon'un yakınında kurulan Aspendos, verimli toprakları ve nehir sayesinde gelişmiş. Günümüzde ziyaretçilerin en çok ilgisini tiyatro ve su kemerleri çekse de antik kentin diğer yapıları da tiyatronun yaslandığı tepenin düzlüğünde yer alıyor. Özellikle su kemerleri görülmeye değer. Yüzyıllar önce kente su taşıyan bu dev yapı, bugün bile mühendislik açısından hayranlık uyandırıyor. Aspendos Tiyatrosu ve Su Kemerleri, 2015 yılından bu yana UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde bulunuyor.