Temmuz-ağustos cıvıl cıvıl haliyle giderken sarı yazın habercisi eylül geldi bile... Şehirde trafik yeniden artıyor, okullar açılıyor, ofisler doluyor. Yaz fotoğrafları telefonlarda kalıyor, bavullar dolapların üzerine kaldırılıyor ama yazın bu son demlerinde en güzel zamanları yaşayan yerler hâlâ hareketli. Çünkü orada sarı yaz tüm coşkusuyla devam ediyor.
Deniz hâlâ sıcak. Güneş hâlâ gökyüzünde. Yazın bütün güzelliklerini alıp kalabalığını geride bırakan, günlerin biraz daha sakin, akşamların biraz daha uzun hissedildiği o özel zamanlar... Üstelik bu dönemde Türkiye'nin kıyıları yalnızca denize girmek için değil, gerçekten yaşamak için güzel.

SARI YAZIN BAŞKENTİ ANTALYA
Rotanın ilk durağı şüphesiz ki Antalya. Güneyin en güzel şehirlerinden biri olan turizmin başkenti eylülde en güzel haline bürünüyor. Çünkü bu dönemde Akdeniz hâlâ sıcaklığını korurken, yazın en sert sıcağı da geride kalmaya başlıyor. Gündüz denize girip akşamüstü tarihi sokaklarda yürümek, sabah plajda başlayıp günü antik kentlerin arasında tamamlamak mümkün.
Side'de antik kentin izlerini sürmek, Aspendos'un etkileyici atmosferinde geçmişe dokunmak, Kaleiçi'nin dar sokaklarında gün batımına karışmak... Hem de o bunaltıcı sıcaklara maruz kalmadan. Bir gün deniz, bir gün tarih, bir başka gün doğa... Antalya bu mevsimde bir başka güzel oluyor.

BODRUM BÖYLE DAHA GÜZEL
Ege'nin başrol oyuncularından olan Bodrum tam bir eylül güzeli aslında. Yazın en hareketli günlerinde sokakları, yolları ve sahilleri dolduran kalabalıklar çekiliyor. Bodrum adeta size kalıyor. Yalıkavak'ta denize karşı uzun bir kahvaltı, Gümüşlük'te gün batımı, Bodrum merkezde akşam yürüyüşü...
Sarı yazın Bodrum'daki karşılığı belki de tam olarak bu... Daha az kalabalık, daha çok Bodrum. Çünkü yazın gürültüsü çekildiğinde Bodrum'un gerçek sesi duyuluyor.
DATÇA'DA ZAMAN BAŞKA AKIYOR
Datça'nın zaten kendine ait bir zamanı var. Burada saatler biraz daha yavaş ilerliyor. Sarı yaz geldiğinde ise bu his daha da güçleniyor. Palamutbükü'nün berrak denizinde yüzüp ardından uzun bir öğle yemeğine oturabilir, Ovabükü'nde günün sessizliğini dinleyebilir, akşam Datça sokaklarında yürüyebilirsiniz.
Burada yapılacaklar listesini mümkün olduğunca kısa tutmak gerekiyor. Çünkü Datça'nın asıl güzelliği planlanmayan anlarda ortaya çıkıyor. Bir koy, bir sandalye, bir kitap... Bazen tatil için bundan fazlasına gerçekten gerek yok.

MAVİSİ DAHA DERİN
Yaz mevsiminin özellikle genç neslin gözdesi Kaş, sarı yazda daha bir güzel... Sokaklardaki kalabalık azalıyor, sahilde oturmak kolaylaşıyor, tekneyle açıldığınızda koyların sessizliği ve maviliği daha belirgin hâle geliyor. Gündüz denizle buluşup akşam Likya'nın izlerini sürebilir, gün batımını tepeden izleyebilirsiniz. Kaş'ta sarı yazın en güzel tarafı ise denizle tarihin yan yana durması. Bir saat önce Akdeniz'in içindesiniz. Bir saat sonra binlerce yıllık bir hikâyenin ortasında.
FETHİYE'DE YAZIN SON İZLERİ
Güneye indikçe yaz daha da uzuyor. Fethiye'de Ölüdeniz'in turkuazı, Göcek'in koyları ve çevredeki doğa rotaları sarı yaz günlerinde de sizi bekliyor. Üstelik bu kez yalnızca denize girip güneşlenmek zorunda değilsiniz. Bir sabah tekneyle koylara açılabilir, başka bir gün doğanın içinde yürüyebilir, akşamüstü sahilde gün batımını izleyebilirsiniz. Fethiye, yazın son günlerini biraz daha hareketli geçirmek isteyenler için iyi bir seçenek.

AYVALIK'IN EN GÜZEL ZAMANLARI
Ege'nin en güze rotalarından Ayvalık eylülde tüm hünerlerini sergiliyor. Zeytin ağaçlarının meyvelerini en cömert haliyle sunduğu bu dönemde hasadın da başlamasıyla birlikte Ayvalık bir başka büyüleyici oluyor. Dalından taze toplanan zeytinin ilk sıkım hasadını tatmak... Damakta kalan o acımsı tat... Eylül Ayvalık'ta çok başka yaşanıyor.