Yazın son günlerinde kısa bir mola, minik bir nefeslenme durağı ararken bir anda düştü aklımıza Şirince. Hani şu maya takvimi üzerinden ortaya atılan kıyamet kehanetinde, dünyanın sonunun geleceği ancak Şirince'nin bundan etkilenmeyeceği iddiası ortaya atılan o meşhur köy... 2012'de kıyamet kopmadı ancak tüm dünyanın gündemine oturan bu güzel köyün bir anda yıldızı parladı. Biz de rotamızı İzmir Selçuk'un şirin mi şirin bu köyüne kırdık. Biraz hayattan uzaklaşmak, kalabalığı geride bırakmak ve zamanın peşinden koşmadan birkaç gün geçirmek için ideal bir yer burası. Bu köyde kıyamet kopar mı kopmaz mı bilinmez ancak insana iyi geldiği kesin. Köyün asıl mucizesi de aslında tam olarak burada, ruha iyi gelen o sakin tavrında...
ÖNCE ÇİRKİN DEMİŞLER!
Köye girdiğiniz anda taş evler, ahşap pencereler, begonviller, zeytin ağaçları ve yokuşlara yayılan dar sokaklar karşılıyor sizi. Burada acele etmek ise pek mümkün değil. Zaten Şirince'nin de sizden böyle bir beklentisi yok. Üstelik bu güzelliğin hikâyesi de en az kendisi kadar ilginç. Şirince'nin tarihi MÖ 5. yüzyıla kadar uzanıyor. Rivayet o ki geçmişte varlıklı ve üst tabakadan ailelerin yaşadığı köyün güzelliği öylesine dillere destanmış ki keşfedilip kalabalıklaşmasın diye ona "Çirkince" adı verilmiş. Yani köy, güzelliğini korumak için adını bile çirkinleştirmiş. 1924'teki mübadele sonrasında Rumların yerine Selanik göçmeni Türkler yerleşmiş. Yıllar sonra İzmir Valisi köyü ziyaret ettiğinde ise karşılaştığı manzara karşısında "Çirkince" isminin bu güzelliğe hiç yakışmadığını düşünmüş ve köyün adı Şirince olarak değiştirmiş.

TAŞ SOKAKLARDA KAYBOLUN
Şirince'de yapılacaklar listesinin ilk sırasında aslında hiçbir şey yapmamak var. O nedenle burada sokakları arşınlamak en güzel nefes alma alanı... Biz de dar taş sokaklara girip yokuşları ağır ağır çıktık. Eski Rum evlerinin arasından yürüdük. O evlerde yaşanan hikâyelere kulak verdik biraz. Bir sokağın sonunda karşımıza çıkan küçük bir meydanda soluklandık. Yörenin yerlileriyle sohbet ettik. Ve öğrendik ki burada eylül en güzel zamanmış. Çünkü bağ bozumu varmış!
ÜZÜMLER SAHNEDE
Köy halkı artık turistlere alışmış. Öyle ki burada tarım turizmi dahi başlamış. Şehrin betonundan çıkıp toprağa dokunmak, üretimi yerinde görmek ve sofraya gelen ürünün hikâyesini öğrenmek isteyenler buraya akın ediyormuş. Biz de bağların arasında dolaştık. Toprağın, üzümün ve sonbaharın kokusu... Bu büyüleyici anı hafızamıza kazıdık...
AKŞAM OLUNCA...
Gün sonunda köy biraz daha sakin... Gündüz kalabalığından sıyrılan sokaklarda yürürken taş evlerin pencerelerinden süzülen ışıklar, Şirince'nin masalsı havasını daha da belirginleştiriyor. Şirince'nin en güzel tarafı da burada ortaya çıkıyor galiba. Burası insana sürekli bir şey yaptırmaya çalışmıyor. Aksine biraz durmayı, yavaşlamayı ve etrafa bakmayı hatırlatıyor. Belki de bu yüzden adı Şirince. Çünkü bazı rotalar size yeni yerler gösterir. Bazıları ise unuttuğunuz bir şeyi hatırlatıır. Hayatın tadını çıkarmak için bazen sadece yavaşlamak yeter. Biz de burada yavaşlamanın keyfini çıkardık.
KÖYÜN EN TATLI MOLASI
Şirince'ye gelip yöresel lezzetlerin tadına bakmadan dönmek olmaz. Kahvaltı sofraları, ev yapımı reçeller, zeytinler, otlar ve köy ürünleri... Her biri öyle büyük emeklerle buraya gelmiş ki. Hepsine dokunmak her birinden birazcık almak bile koca bir çanta yapabilir. Ancak buradaki o taze lezzetleri başka bir yerde de bulmak imkansız. O nedenle her birinden birer parça aldık. Sonrasında "Sadece bir kahve içeceğim" diye oturduğunuz masadan uzun süre kalkamadık. Burada kısa süreli molalar bile çok keyifli anlara dönüşüyor. Biz de bu büyülü anların keyfini çıkardık.
BİRKAÇ KİLOMETRE ÖTEDE EFES
İki günlük Şirince maceramızdan sonra rotamız köye birkaç kilometre uzaklıkta olan Efes Antik Kenti oldu. Burası da en az Şirince kadar heyecanlandırıyor insanı. Taş döşeli yollarında yürürken bir zamanlar bu caddelerden geçen insanları düşünmek bile heyecan verici. Sütunlar, tapınak kalıntıları, agoralar ve görkemli yapılar, Efes'in yalnızca bir antik kent değil, geçmişin izlerinin hâlâ canlı olduğu büyük bir açık hava müzesi olduğunu hissettiriyor. Efes'in en etkileyici noktalarından biri hiç kuşkusuz Celsus Kütüphanesi. Önünde durup sütunlarına baktığınızda, fotoğraf çekmekten önce birkaç saniye sadece seyretmek isteyebilirsiniz. Antik kentin kalbinden geçen Mermer Cadde ise sizi tarihin içinde uzun bir yürüyüşe çıkarıyor. Biraz daha ileride Büyük Tiyatro var. Binlerce yıl önce insanların toplandığı bu dev yapı, bugün bile büyüklüğüyle etkileyici...