Maç dediğinin 90 dakika. Oysa maçların bir de evveli ve ahiri var. Derbiden size nakledeceklerim bu evveliyatı ve ertesi üzerine.
Mao Zedung zamanında milyarlık Çin ahalisi tek tip giyer dolaşırdı hani. İşte dün de Mühürdar'ından, Yoğurtçu Parkına, Salıpazarı'ndan Altıyol'a, Kalamış'tan Fenerburnu'na her yer her yan tek tip Fener formalı on binlerle doluydu. Bakkallardan mini büfelere, esnaf lokantalarından seçkin restoranlara, birahane, kahvehane, bar, ocakbaşı, seyyar satıcı demeden her bir mekan tıklım tıkış Fenerbahçelilerle dolup taşarken yer bulamayanlar ise caddeler, sokaklar, kaldırımlar üzerinde şarkılar, marşlar, sloganlar, maniler düzüyordu. Ev sahibi takım taraftarının bunca kalabalığına cılız bir Galatasaray seyirci kitlesi katkıda bulundu ama bunca kanaryanın korosu aslan küremesini fona attı yalan yok. Dışarısı böyle olunca stadın içi malum:
Coşku, enerji, heyecan pik yapmış hallerde törpülendi kalan saatler. Isınma sırasında kırmızı kart görmesine ramak kalan malum 2-3 futbolcu böylelikle tarihe geçecekti de yan hakemin yaralanıp kan kaybetmesi telaşı ıskalattı o kartları.
YEŞİL LAZER NAMELERDE
Cim Bom'un bazı bazı giymeye başladığı mor renkli formalar bir Nilüfer şarkısını Fenerin marşı haline getirmiş desek yeridir.
"Bir masum mor menekşe ağlıyor mu ne?" diyen o sözleri on binlerce kişi detone olmadan söyledi vallahi. Hayta bir taraftarın maç boyunca Galatasaray kalecisinin yüzüne ışık tutması benim de aklıma.
"yeşil lazerinden muhabbet kaptım" şarkısını getirdi. 3-1 gibi heybetli bir skorun Fenerlilere hoş ve keyifli gelmesi maç çıkışı maç öncesinden daha da kallavi bir coşkunlukla yürüttü onları. Galatasaraylıların çıkışı bekleyen bir avuç Fenerbahçeli'den biri ise son sözünü haykırdı camdan bakan futbolculara:
"Başından uyardık sizi oğlum. 'Herkes haddini bilecek' dedik pankart açtık yaaa!"
Haber Girişi
Mete Efendioğlu - Editör