Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Sarkis'in sergisinin açılışından hemen sonra İstanbul Modern'in bahçesine kurulan çadırda verilen yemekte bütün çağdaş sanat dünyası eksiksiz tam kadro bulundu. Haluk Akakçe, boynunda sarı kolyesi, renkli tişörtü ve iyice büyüttüğü göbeğiyle gecenin sonunda Ceza'ya back vokal yapacak gibi görünüyordu. Pilevneli, Murat ve Melkan Tabanlıoğlu çiftiyle bir anlaşma yaparak Haluk Akakçe'yi bienalin açılış günlerinde Nu Pera'nın bulunduğu çifte ait mekanda sergiledi. Tabanlıoğlu çifti, mimariden sonra galerici mi oldu? Güzel soru. Tam olarak değil. Artık çağdaş sanatı sadece toplamamaya, sergilemeye hatta satmaya karar vermişler. Bir gün gelecek tüm çağdaş sanat koleksiyonerleri buna karar verecek diye korkuyorum. Ne yaparız mesela o zaman? İlginç bir kapitalist model olmaz mı... Derslerde okutulmaz mı? 9 koleksiyonerin 18 galericiye dönüşmesinin iktisadi sonuçları...
Akakçe'nin son resimlerini kelimenin tam manasıyla yüzeysel buldum. Yüzeyle kurdukları ilişki açısından birer akide şekeri gibi kondukları tuvaldeki geçici ve uçuculuklarıyla Akakçe'nin eski resimlerinden ve filmlerinden farklılar görsel olarak...
Sarkis'in yemeğine geri dönecek olursam... Sema Çağa'yla birlikte Betrand Ivanoff, Haldun Dostoğlu, Aslı Sungu, Rabia Çapa, Kemal Yılmaz ve Kulturazzi'yle aynı masayı paylaştım.
Galiba en çok da bizim masa eğlendi. Aslı Sungu, Berlin'de bir galeride solo sergi açmış ve bienali görmek için İstanbul'a gelmişti. Betrand Ivanoff, Park Otel'e neon yerleştirmesini yerleştirmiş, huzur içindeydi. Bir masada sadece Fransız basını vardı bir de Paolo Colombo. Colombo'nun Melekler Düşerken isimli video sergisi, İstanbul Modern'de başladı. Sergide Dan Graham'in meşhur 55 dakikalık Rock My Religion'ı var ama filmi seyredecek yer yok. Modern'de video işlere ayrılan bu bölümdeki özensizlikten oldum olası şikayetçiyim. Bazı filmleri küçük bir sinema salonu tadında koltuklarda seyretmeniz gerekiyor. 55 dakika bir bankta oturulamaz üstelik neredeyse koridoru andıran bir mekana konmuş bir bankta...
Roman Polanski de var bu video sergisinde... Mutlaka görülmeli ama nasıl? Yemekte tabii ki en ünlüsü bol masa Sarkis ve Eczacıbaşı çiftinin oturduğu masaydı. Sarkis'i siyahlar içindeki kıyafetiyle, Joseph Beuys'la yazar Mahir Öztaş'a benzettik. Masada Oya Eczacıbaşı'nın tam karşısında Zaha Hadid oturuyordu.
Hadid, her zamanki gibi uzun, neredeyse saçlarının başladığı noktaya kadar çektiği göz kalemi, kırmızı ruju ve Miyake imzalı kostümüyle tasarladığı mekanları andırıyordu. Onun hemen çaprazında Pompidou Müzesi direktörü Alain Seban vardı.
Deniz ürünlü risotto da muhteşemdi.
Sarkis, mutlu görünüyordu. Gözlüklerinin ardından davet süresince içeriye girmek için kapıdaki güvenlik görevlisine 'Sarkis'in arkadaşıyız' diyenleri süzüyor, arkadaşı olsun olmasın içeriye girmeleri için onay veriyordu. İstanbul Modern'de yaşayan bir sanatçıya nihayet büyük bir sergi yapıldı. Böylece Sezer Tansuğ'nun deyişiyle piramit ölülerle değil, yaşayanlarla dolar, sözü yerini bulmuş oldu. Modern'den diğer yaşayan sanatçıların nice sergilerini bekliyoruz... Yemek boyunca herkesin içinden geçen temenni buydu, tabii ki Fransız ve diğer Sırp, İngiliz yabancı dostları hariç.
Sanırım onları ilgilendiren daha ziyade bienal partisinin nerede olduğuydu...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN