Türkiye'nin en iyi haber sitesi
EMRE AKÖZ

Tamburalı mitralyözle Tayyip Erdoğan'a kim ateş etsin?

Kasımın 16'sında, Bayrampaşa IKEA'nın hemen yanında yeni bir eğlence ve alışveriş merkezi açılacak.
Forum İstanbul adlı merkezin tanıtımı bağlamında geçtiğimiz pazartesi gecesi bir sanat etkinliği düzenlendi.
On bir sanatçı, kentin ünlü yapılarına, bilgisayarların ve çok güçlü projeksiyon makinelerinin yardımıyla çeşitli eserlerini yansıttı.
'Tag İstanbul: İstanbul Bir Tuval Olursa' adlı etkinliğin sanatçıları Kezban Arca Batıbeki, Bedri Baykam, Devrim Erbil, Ara Güler, Mehmet Güleryüz, Mehmet Günyeli, Ergin İnan, Balkan Naci İslimyeli, Mustafa Pilevneli, Tan Sağtürk ve Meray Topsakal'dı.
Sanatçıların eserlerini Atatürk Kültür Merkezi, Topkapı Sarayı, Mısır Çarşısı, İkinci Boğaz Köprüsü, Haydarpaşa Garı gibi mekânların yüzeylerinde izledik.
Belçikalı ressam Tom De Graeve'nin projesi ilginçti elbette. Hoştu. Şirindi. Değişikti.
Ancak tabiri caizse 'idealist' açıdan düşündüğümde, proje beni tatmin etmedi. Çünkü...

***
İmgelerin binalara yansıtılacağını öğrenince, uzun yıllar önce, 'Kanada Siyasi ve Sosyal Teori Dergisi'nde okuduğum bir makaleyi hatırladım.
Acaba hâlâ duruyor muydu?
Bir ton (fotokopi) makaleyi karıştırdıktan sonra buldum: 1983'te yayınlanan 'Public Projection' başlıklı makaleyi Krzysztof Wodiczko yazmış.
Acaba yaşıyor mu, diyerek internete daldım. Ohoo, 1943 Polonya doğumlu sanatçı, meğer büyük adam olmuş.
Kanada'dan sonra ABD'ye geçmiş. Şimdilerde MIT'de ders veriyormuş. Büyük yapılara yansıttığı devasa imgelerle birçok ülkede tanınmış.
Wodiczko'nun makalesini unutamamamın bir sebebi, yaptığı işlerin fotoğraflarına da yer vermesiydi.
Şu tip şeyler bunlar:
Halkın siyasi bilincini artırmayı amaçlayan Wodiczko, devlet binalarına, mesela işkence görmüş insanların görüntülerini (öyküleri eşliğinde) yansıtmıştı.
En ünlü çalışmalarından birini 1985'te gerçekleştirerek, ırkçı Güney Afrika rejiminin büyükelçiliğine gamalı haç görüntüsü 'oturtmuştu'!
Fransız düşünür/araştırmacı Michel Foucault'nun izinden giden sanatçı, iş merkezlerine bir elinde cop, diğerinde puro olan adam figürleri de yansıtıyordu.

***
Ben de etkinliğin kapsamını tam bilmediğimden, Wodiczko'nun işlerini andıran, bir 'güncel sanat' çalışması yapılacağını sanarak heyecanlanmıştım.
Hatta gırgır olsun diye, sanatçı bir arkadaşıma "Etkinliğe sen de katılsana" demiştim:
"Aydın Doğan'ı, ağzında puro, elinde tamburalı mitralyözle Hürriyet binasına yansıt. Polis kılığındaki Tayyip Erdoğan'a ateş etsin. Tabii taka taka taka sesleri eşliğinde..."
Cevabı tek sözcüktü: 'Saçmalama!'
'Peki' deyip sustum.

***
'Güncel sanat' (contemporary art) yapanlar tuhaf, gıcık, rahatsız edici işlere imza atabiliyor.
Ancak bu sanatçıların önünde ciddi bir engel var: Şirketler!
Etkinliklere küfeyle para veriyorlar ama sanatçıların bilhassa siyaset ve seks gibi tekinsiz konulara girmesini ya da güçlü kişileri hedef almasını istemiyorlar.
Böylece itibarlarına (ve kârlarına) zarar gelmemesi için muzır sanatçılara çeşitli engeller çıkartıyorlar.
Kendilerince haksız değiller. Bir şirketim olsa, onun adına para vermeden önce iki kere düşünürüm.
Ama parayı kişisel olarak, yani kendi adıma vereceksem hiç umursamam.
Birlikte eğleniriz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA