EMRE AKÖZ
EMRE AKÖZ

Dil meselesi

Bir tanıdığım yardımcı arıyordu. Hem arabayı kullanacak, hem de ufak tefek işlere el atacak, durmuş-oturmuş birisi... Geçen gün gördüm. Aradığını bulmuş. Hatta aradığından fazlasını bulmuş. Nasıl? "Yabancı dil de biliyor" dedi gülümseyerek.
Arkadaş eskiden uzun yol şoförlüğü yapmış. Türkiye'den malı yükledikten sonra faraza İngiltere'ye gidiyor... Oradan aldığı yeni malla Almanya'ya filan geçiyormuş.
Rusya'nın buzlu, İsviçre'nin tünelli yollarında direksiyon sallamış. Bu arada derdini anlatacak kadar İngilizce, Almanca, İtalyanca öğrenmiş.
Küreselleşmenin güzel bir örneği işte: Sermayenin, malların, fikir ve mikropların kolayca sınırları aştığı bir dönem küreselleşme. Bu durum dile de yansıyor.
Geçmişi en azından 15'inci yüzyıla kadar uzanır küreselleşmenin... Mesela ünlü Cenovalı denizci Kristof Kolomb (1450-1506) çok-dilli bir zattı.
Notlarını eski İtalyanca ile alırmış. Ancak Amerika kıtasına varıp bazı yerlere isim vermesi gerektiğinde Portekizceyi tercih etmiş.
Yeni Dünya seyahatini İspanya adına yaptığı için raporlarını eski İspanyolca ile yazarmış. Kendi yolculuk güncesinde ise Latince kullanırmış. Bir de gizli güncesi varmış ki onu eski Grekçe ile tutarmış.
Tarihçiler en azından okuyacak kadar İbranice bildiğini de düşünüyorlar. Çünkü Karayip yerlilerini ay tutulmasının zamanını bilerek şaşırtmış. Bunun için Abraham Zacuto'nun hazırladığı Astronomi Tablosu'nu okuyabilmesi gerekiyormuş.
Ayrıca Akdeniz tüccarlarıyla ve gemi adamlarıyla anlaşabilmek için yeterli derecede Arapça bildiği de tahmin ediliyor.
Ancak... Kristof Kolomb'un ya da yukarıda sözü ettiğim şoför arkadaşın durumunu, örneğin THY görevlisi Abdülmenaf Erzek ile karıştırmayın.

Kendi dilinde yabancı
Sekiz dili şakır şakır konuştuğu için National Geographic belgeseline konu olan Abdülmenaf Beyinki Allah vergisi bir yetenek.
Kristof Kolomb veya uzun yol şoförümüz ise onca dili şartlar gereği öğrenmişler. Bilmeselerdi işlerini doğru dürüst yapamazlardı.
Yaşadığımız çağ, insanları başka diller öğrenmeye zorlamakla kalmıyor... Dilin kendisi de hayatın akışı içinde değişiyor.
Yeni tip küreselleşmenin, eskisinden en önemli farkı dijital teknoloji... Bilhassa cep telefonlarıyla gelen hızlı mesajlaşma çabası, dile müdahale ediyor.
Hani bizim gençler "teşekkürler" yerine "tşk" filan yazıyor, yaşlı kuşak da kızıyor ya... Aslında bizimkilerin Türkçeye ettiği, ABD gençlerinin İngilizceye ettiğinin yanında devede kulak kalır.
Müdahalenin özünü kısaltma çapası oluşturuyor. Akıldan geçeni çabucak aktarmak için, muazzam bir sabırsızlık duygusuyla elverişli her kelime kırpılıyor.
Mesela "totally" (tamamen) kelimesi olmuş "totes"... "Emotional" (duygusal) artık "emosh" diye yazılıyor... "Blueberries"i (yaban mersini) "bluebs" yapmışlar. (Ve daha yüzlerce örnek...)
Bir Amerikan genci ile Twitter'dan teklifsizce yazışmak isteyenin, İngilizce bilmesi yetmiyor. İnternet argosuna da hakim olması gerekiyor.
Velhasıl, ileri teknoloji yeni yeni eşitsizlikler yaratmakla kalmıyor, birbirini anlamayan dil cemaatlerinin oluşmasına da yol açıyor. Ne acayip bir dünya!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN