Türkiye'nin en iyi haber sitesi
EMRE AKÖZ

En ünlü ateist

İngiliz Kilisesi, geçenlerde kalp krizi geçiren Prof. Richard Dawkins hakkında bir duyuru yaparak, "Dualarımız Dawkins ve ailesi için..." demişti.
Açıklama tartışmalara yol açtı. Dawkins-severler, "Fırsatını buldu ya, Kilise hocayla dalga geçiyor" dediler. Kilise de cevap verdi: "Olayı büyütmeyin, bu tip açıklamaları hep yapıyoruz."
Ancak 75 yaşındaki Dawkins, dünyanın en ünlü dinsizi ve Tanrıtanımazı olduğundan, Kilise'nin mesajını yine de ince bir alay olarak yorumlamak mümkün...
"Kilise ve Dawkins" olayı, İslam aleminin anlayamayacağı bir durum: Samimi ya da değil, İngiliz Kilisesi en yaman eleştirmenine dualarını gönderebiliyor. Çünkü Dawkins'e ne kadar bozulursa bozulsun, ifade özgürlüğünü benimsemiş durumda. "Tanrı affetsin, yanlış yapıyor ama bizi eleştirmek onun hakkı" diye düşünüyor Kilise.

Babasız Adamın hikâyesi

Dawkins, bilhassa genlerin işleyişine ilişkin önemli eserlere imzasını attı. Yaşamın Köklerine Yolculuk, Kör Saatçi ve belki de en önemli kitabı olan Gen Bencildir, dilimize de çevrildi.
Yaşı ilerledikçe bilimsel çalışmalardan uzaklaştı. Kendini daha fazla din karşıtı faaliyetlere verdi. Bu dönemde en çok yankı uyandıran kitabı Tanrı Yanılgısı oldu.
Dawkins'in kitabı, özellikle Hıristiyanları rahatsız edecek örneklerle doludur. Mesela yerlilerin dinlerini, "Ne kadar saçma şeylere inanıyorlar" diye küçümseyen Cambridge'li ilahiyatçılara, "Bu da sizin inandığınız hikâye..." diyerek ayna tutar:
Bir adam biyolojik bir babası olmaksızın, bakire bir anneden dünyaya geldi.
Babasız Adam, Lazarus isimli bir arkadaşını göreve çağırdı. Lazarus uzun zaman önce ölmüş ve cesedi kokmuştu. Ama çağrıyı alınca hemen hayata döndü.
Babasız Adam öldükten sonra dirildi ve üç gün saklandı.
Kırk gün sonra Babasız Adam bir dağın tepesine çıktı ve gökyüzüne yükselerek gözden kayboldu.
Eğer kafanızın içinden gizli düşünceler geçirirseniz, Babasız Adam ve 'Babası' (ki babası aynı zamanda kendisidir) düşüncelerinizi duyar. (Vs. Vs.) Dawkins çocuksu bir enerjiyle ekrandan ekrana, konferanstan konferansa koşturarak fikirlerini sabırla anlatmaya çalışıyor. Ancak kontrolü yitirdiği anlar da oluyor.
Mesela Müslüman bir muhabire bozulup söyleşiyi terk etmişti. Bu davranışını da şöyle açıklamıştı: "Napolyon olduğunuza inanırsanız akıl hastanesine konursunuz. Kanatlı ata inandığınızda ise New Statesman dergisine muhabir oluyorsunuz."
Bence Dawkins, tartışarak kimseyi dinden vazgeçiremez. İnsan nasıl önce inanıp sonra okuyorsa; önce döner, sonra akıl yürütür.

YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA