Arap Baharı adı verilmiş süreç, kimi ülkelerde bir şekilde kolayca sonuçlandı, kimilerinde ise can kayıplarına yol açmaya devam ediyor. Libya'daki isyanın şiddetlendiği tarihlerde, Today's Zaman'da kaleme aldığım iki yorum yazısında, söz konusu ülkelerde bu dönemin öyle veya böyle, kısa veya uzun vadede biteceğini, fakat sonrası için hazırlıklı olunması gerektiğini belirtmiştim (Nisan ve Mayıs 2011).
Yorum yazılarında çağrı yaptığım kurum, bugün İslam İşbirliği Teşkilatı adını almış olan İslam Konferansı Teşkilatı'ydı. Aynen Avrupa Birliği'nin Avrupa Konseyi ile Türkiye dahil birçok ülkede çok sayıda müşterek program yürütüyor olması gibi İslam Teşkilatı'nın mali desteğiyle yine Avrupa Konseyi, Kuzey Afrika'daki kamu kurumlarına yönelik programlar, projeler yapabilirdi.
Asgari cezaevi standartlarının belirlenmesi, gözaltı şartlarının iyileştirilmesi, polis, jandarma ve cezaevi personeli gibi kamu gücünü temsil eden personelin eğitimi, adli tıbbın ve adalet sisteminin modernizasyonu gibi ihtiyaç duyulan ve halk tarafından şikayet edilen birçok konuda olumlu sonuçlara varılacağına inandığım standartların bu ülkelerde tesisi mümkündü. Esasında hâlâ mümkün ama kim tarafından gerçekleştiriliyor? Süreç devam eder ve zaman hızla geçerken, bir süre sonra AB ile Avrupa Konseyi'nin müşterek faaliyeti olarak saydıklarıma benzer birçok programın çeşitli Arap Baharı ülkelerinde faaliyete geçirilmekte olduğundan, konuyla ilgili birçok kişi gibi haberdar oldum. Evet, bir ihtiyaç halinde, o ihtiyacı karşılaması beklenenler, en azından ümit edilenler yapmıyorsa, her zaman yerini başkaları alır. Arap Baharı'nın geçiş dönemlerine de bu kuralın örnekleriyle başlamış olduk.
Washington'daki etkinlik programlarını takip edenler, Arap Baharı ülkelerine yönelik, "peki bundan sonra ne olacak?", "sular durulunca geçiş döneminde neler yaşanır, neler yapılmalı?" konulu forum ve konferansların sıkça düzenlenir hale geldiğini fark etmişlerdir. Çeşitli Arap Baharı ülkelerinin Avrupa Konseyi ile olan faaliyetlerine anayasa yapma ve düzenleme konusunun dahil olduğu unutulmamalı. "Geçiş süreci dediğimiz sürmekte olan bu dönemde, anayasaların yapılması veya esaslıca tadil edilmesi tamamen İslam İşbirliği Teşkilatı ve Avrupa'nın ortak koordinasyonunda yürütülmekte" diyebilirdik ki, sürpriz bir gelişme dikkatleri çekti: Amerika, çalışmalarını 1991'den beri gözlemci statüsünde takip ettiği, Doğu ve Orta Avrupa'ya anayasa çalışmaları konusunda destek vermek üzere 1990'da Venedik'te kurulmuş olan uzmanlar kurulu Venedik Komisyonu'na 30 Ocak 2013'te tam üyelik başvurusu yaptı.
Bu girişim, halihazırda Komisyon'a zaten tam üye olan Kuzey Afrika ülkeleri Fas, Tunus, Cezayir ve özel statüye sahip Filistin'in anayasalarına ve seçimlerine dair süreçlerde Amerika'nın yalnızca gözlemci ülke olarak kalmayı tercih etmediğini gösteriyor. Çünkü tüm Avrupa ülkelerinin temsil edildiği Venedik Komisyonu, anayasa yapımı, seçimler ve referandumlar gibi birçok adli ve dolayısıyla idari alanda söz söyleyeyip kararlar alabiliyor. Bu alanda, üye veya gözlemci olmayan Avustralya hariç, tüm dünyada otorite kurum durumunda.
Norveç Eski Başbakanı olan Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjørn Jagland, ABD Dışişleri'nin Venedik Komisyonu'na tam üye olmak istedikleri yönündeki talebini memnuniyetle karşıladıklarını açıkladı. Anlaşılan, gözlemci statüsündeki ABD'nin Komisyon'daki temsilcisi Evan G. Reade, özellikle dönüşüm yaşayan Kuzey Afrika konularında daha aktif olmak için Venedik Komisyonu'na tam üyeliğin elzem olduğu konusunda Washington'ı ikna etmiş.
ABD'nin Venedik'e tam üyeliğinin gerçekleşmesi halinde, bu durum Arap Baharı'yla hukuk sistemleri yeniden yapılanmakta olan Kuzey Afrika ülkelerinde, Avrupa'nın yanı sıra Amerikan ekolünün de biraz daha güçlenmesi, sadece hariçten değil, içeriden, mutfaktan söz sahibi olması anlamına geliyor. Konuyu bir başka yönüyle ilginç kılan durumsa, halihazırda özellikle Suriye konusunda ağırlığını hissettiren Rusya'nın da yer aldığı uluslararası bir kurumda daha, ABD'nin de "burada da varım" dercesine yer alacak olması.
cuneyder@gmail.com
@cuneyder