"Trayvon cinayeti"
26 Şubat günü Florida Sanford'ta 17 yaşındaki Trayvon Martin marketten şekerleme ve "icetea" almak için dışarı çıktı. Alışverişini tamamladıktan sonra kız arkadaşı ile telefonda konuşarak evine doğru ilerlemeye başladı. Yolda takip edildiğini hissetti. Gerçekten de biri onu izliyordu. Peşindeki kişi 28 yaşındaki George Zimmerman'dı. Trayvon, kız arkadaşına takip edildiğini söyledikten kısa bir süre sonra telefonu kapattı.
O gün George Zimmerman için de sıradan bir gündü. Bir sigorta firmasında çalışan Zimmerman günlük mesaisinin ardından gönüllü olarak yaşadığı muhitte olup biteni güvenlik amaçlı kontrol ediyordu. Sanford polis departmanı tarafından yakından tanınan Zimmerman, polis kayıtlarına göre iyi bir vatandaştı. Polis departmanının kurslarına katılmış ve muhitinin gözlemcisi olmak için gönüllüler listesine ismini yazdırmıştı. Görevi mahallesini izleyip şüpheli bir durum gördüğünde polise haber vermekti.
21 Mart günü California'nın El Cajon kentinde yaşayan Fatima için herhangi bir gündü. Amerika'da dünyaya gelene 17 yaşındaki Fatima, Iraklı akrabalarının çektiği sıkıntılardan uzakta California'da yaşadığı için kendini şanslı hissediyordu. Amerika'da iyi bir eğitim alıyordu ve kendini burada iyi hissediyordu. Okuldan eve geldiğinde evinin kapısını açık buldu. İçeri girdiğinde korkunç bir manzara ile karşılaştı: annesi kanlar içinde evin ortasında yatıyordu. Hemen 911'i aradı. Anne Shaima Alawadi hastaneye kaldırıldı. 3 gün can çekişti.
Ve 3 günün sonunda öldü.
Doktorlar Alawadi'nin vücudunda onlarca kırık tespit etti. Alawadi'nin demir bir levye ile dövüldüğü tahmin ediliyor. Fatima annesinin hemen yanında bir not bulduğunu açıkladı. Notta ise şunlar yazıyordu: "Ülkene dön, seni terörist". Amerikan basını çok büyük ilgi göstermese de Bölgede yaşayan Müslümanlar olaya büyük tepki gösterdi. Yürüyüşler ve çeşitli kampanyalar ile bu vahşi cinayet protesto edildi.
27 Mart günü New York JFK'den kalkan Jetblue firmasına ait uçak 135 yolcusu ile Las Vegas'a doğru seyir halindeydi. Havada her şey yolundayken kaptan pilot Clayton Osbon, kokpitten çıkarak birden bağırmaya başladı: "Bizi düşürecekler, bizi düşürecekler, Tanrı'ya dua edin bizi düşürecekler". Dehşet verici bu durum karşısında yolcular ne yapacaklarını şaşırdılar. Osbon panik içinde anlaşılamayan cümleler kurmaya devam etti. Yolcular sadece El Kaide, Afganistan, İran ve bizi vuracaklar kelimelerini anlayabildiler. Yardımcı pilot bunun üzerine inisiyatifi ele alarak uçaktaki yolculardan pilotu etkisiz hale getirmesini istedi. Korku, şaşkınlık, panik ve dehşet içindeki yolcular, pilotun üzerine çullandılar. Pilot etkisiz hala getirildi. Uçakta tesadüf eseri bulunan başka bir pilot kokpite girerek uçağı güvenli bir şekilde indirmeyi başardı. Bir hafta boyunca pilotun delirme anı Amerikan televizyonlarında gösterildi. Uzmanlar pilota paranoya ve panik atak teşhisi koydular. Pilot tutuklandı.
***
serdar.karagoz@sabah.com.tr
@serdarkaragoz