Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Rahşan Hanım, Allah daha da uzun ömür versin, tam 86 yaşında. Ve parti kuruyor.
Evinde yardımcısı olmadan "çay partisi" vermekte bile zorlanacak yaşlı bir hanımefendi, siyaset yapıyor...
Hanımefendinin özel sektörde, kamu sektöründe, devlette falan herhangi bir iş geçmişi, memuriyeti, bir mesaisi, bir parlamento hayatı, başarı ya da başarısızlıkları, "bireysel tarihinde" herhangi bir eylemi yok, bütün özelliği Bülent Ecevit'in eşi olmuş olmak...
Ve parti kuruyor. Bizim hanımın köşe yazarlığına heves etmesi gibi bir şey...
Canım kendisi "fiilen" görev almayacakmış, bir tür "fikir anası" olarak kalacakmış. Partiyi, DSP'den kopan bir avuç Ankaralı kuracak, içlerinde Türkiye'nin en zeki adamı olduğu söylenen sevgili kardeşim Emrehan Halıcı da var.
Bunlar niçin parti kuracaklarmış? Çünkü eski partileri DSP, hanımefendinin deyimiyle "Ecevit çizgisinden" uzaklaşmış.
O partinin, DSP'nin, yeni seçimde Meclis'e girmesi bile mümkün görülmüyor... Bunlar gireceklermiş.
Partide sağcılar da olacakmış, solcular da... Bu bile işin "ciddiyetsizliğini" göstermeye yeterli.
Ecevit çizgisi nedir? Sol olduğunu ileri süren ama solla uzaktan yakından ilgisi bulunmayan sert bir milliyetçilik... Üstelik de "beceriksizlik" kavramıyla bütünleşmiş... O çizgi bugün "Silivri aydınlarına saygılar sunan" avukat Deniz Baykal ve Devlet Bahçeli tarafından mükemmel şekilde yürütülüyor.
Ortalıkta yeterince "nasyonal" var, buna bir de "sosyalist" mi eklenecek?
Yani bunlar seçmenden oy alıp iktidara gelecekler... CHP'ye, MHP'ye ve DSP'ye yüz vermeyen seçmen bunlara verecek, Rahşan Hanım belki de cumhurbaşkanlığına oynayacak, Emrehan da "bilgi yarışmalarından sorumlu devlet bakanı"... Yıl da tabii bu arada 2026'yı falan bulacak. Rahşan Hanım 103 yaşında...
Bunun böyle olmayacağını bile bile niçin parti kurarlar?
"Devlet yardımını kapmak için" desem, ceplerine indirecek değiller ki, o parayı gene parti işlerinde kullanacaklar...
Başka türlü yaşayamadıkları için.
Ankara'da başka türlü yaşanamadığı için diyelim ya da...
Elde edecekleri tek başarı, seçime kadar Meclis'te "iki koltuk" sahibi olmaktır (Emrehan ile Recai Birgün), hepsi budur. Bunun ne anlamı, ne yararı vardır? Ufuk Uras iki senedir orada oturuyor, ne faydası ya da zararı görülmüştür? Baskın Oran kazansaydı o da öylece oturacaktı.
Eee, değer mi?
Hayatında başka bir şey yoksa, değer. Mala davara değilse bile sana faydası dokunur. Biyografine yazılır, ansiklopediye girersin. "Vikipedi"de adın geçer. "Tıklanma" sayın artar. "Kıyak emeklilik" hakkı da kazanırsın.
"Bile bile lades" olmanın gülünç umarsızlığının üstünde hiç durmazsın, tabela partileriye uğraşmanın, akıntıya kürek çekmenin gereksiz abesliğine hiç aldırmaz, sorarlarsa "memleketi yöneteceğim" falan diye de atar tutarsın. Daha da uçuyorsan, devrim yapacağını bile söylersin.
Rahşan Ecevit'in kuracağı söylenen DHP'yi, yani Demokratik Halk Partisi'ni yürekten kutlar, başarılar dilerim. "Kuaför Vili'den ayrılan manikürcü Perihan" misali, CHP'den ayrılan DSP'ye şimdi de ondan kopan DHP ekleniyor.
Hele Mustafa Sarıgül de, basın şaklabanlarının umdukları şekilde "gürül gürül bir sel gibi" gelsin de, oylar azıcık daha kırılsın! Birbirlerini çelmeleyip hepsi birden elbirliğiyle AKP'ye çalışsınlar. Bunu söylediğimiz için bize de küfür etsinler.
Bir de "10 Aralık Partisi" vardı, o ne oldu yahu? Bizi partisiz bırakmayınız. Komedi filmi seyretmek için ille para harcayıp bilet mi alacağız?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN