Türkiye'nin en iyi haber sitesi
ENGİN ARDIÇ

Büyükelçimiz Bayan Maria

Türkiye Cumhuriyeti devletinin memuru olmak için Türk vatandaşı olmak yeterli sanırsınız, değil mi?
Öyle ya, mantık bunu gerektirir.
Hayır, bu yetmiyordu, aynı zamanda "Türk soyundan" olmak da şarttı.
Kemalist yöneticilerden, günümüz kart faşistlerinin pek sevdikleri anlı şanlı Mahmut Esat, onlara "hizmetçilik" görevini uygun görmüştü.
Mordohay'ı şirketine muhasebeci yapacaktın, Eleni'yi de, ara sıra kalçasını çimdiklemek üzere temizlikçi...
Türk memurun gayrımüslimle evlenmesi bile yasaktı yahu, Eleni'yi sevsen kavuşamazdın.
Anlı şanlı Türkiye Cumhuriyeti'nde herkes eşitti ama azınlıklar bizimle pek fazla da eşit değillerdi.
Ermeni, Rum, Yahudi vatandaş vergisini verir, askerliğini yapar ama "memuriyete" giremezdi.
Zorunlu askerlik Ankara'nın işine geldiği zaman memuriyetten sayılıyordu ama işine gelmediği zaman da sayılmıyordu galiba!
Haa, bakınız Kürt memur olabilirdi ama "asimile" olması şartıyla...
Hani "Kayı boyunun Dersim kolundan" Kılıçdaroğlu gibi canım!
Askerde "gayrımüslime" silah da vermezlerdi eskiden, "kullanmayı öğrenmesin de bize karşı ayaklanmasın" diye...
Sonra silah verir oldular ama bölük arkadaşım Hristos Yoanidis'e "bizi ananıza sorun" diye şarkılar söylettiler zorla. "Oğlum sen deli misin, kendi anana mı küfür ediyorsun" dedim, "ne yapayım" der gibi yüzüme baktı. "Haklısın," dedim, "söylemesen bir serseri çıkar ihbar eder, bari ağzını aç kapa, söyler gibi yap!"
Yahudi asteğmenleri de "levazım" sınıfına yazarlardı Halıcıoğlu mektebinde... Eh, Yahudiler "para işlerinden iyi anlıyorlardı" ya, Varşova gettosunda SS subayının piyanist Szpilman'a söylediği gibi...
Tüh, keşke komutana psikolojiden ve fizikten de iyi anladıklarını hatırlatsaydık Freud ve Einstein örneklerini verip, belki bir Yahudi arkadaşı "bölük kantinindeki televizyonu açma kapama görevlisi" yapardı iyi tarafına gelirse!
Bu saçmalıklar bitecektir, bitmek zorundadır.
Davutoğlu, azınlık üyelerini Türkiye Cumhuriyeti'nin memuru olmaya çağırıyor. Özellikle de "hariciyeye" girmeye.
Daha önce iki kişiye önerildi, kibarca yan çizdiler. Leon ile Daron.
Hem de önerdiği, öyle Zambia Büyükelçiliği falan değil, OECD Daimi Temsilciliği gibi önemli görevlerdi ha!
Maaşı mı beğenmediler, yoksa korktular mı, bilemeyiz.
Önümüzdeki ay Dışişleri Bakanlığı yeni bir sınav açıyor, yüz seksen kişi alınacak bakanlığa. (Bildiğiniz hariciye sınavı... Hani İlhan Selçuk'un bir yazısını Fransızca'ya, Le Monde Diplomatique gazetesinin bir makalesini de Türkçe'ye tercüme ettirirlermiş eskiden... Ben kendim girmediğim için tanık olmadım. Okul ve sınıf arkadaşım olacak birkaç serserinin çıkardığı dedikoduların aksine, hiç girmedim o sınava.)
Başvuru süresi iki hafta sonra bitiyor.
Gelecekte bir Konsolos Vahan, bir Büyükelçi Maria görmek isteriz.
Hani bir "Hariciye Nazırı Karatodori Paşa, ya da bir Noradonkyan Efendi" gibi...
Muhalefete sorarsanız "Davutoğlu Osmanlı'yı canlandırmaya çalışıyor" da diyecektir.
Oysa, azınlıkları "devletle barıştırmaya" çalışıyor.
Azınlıklar da kusura bakmasınlar, gene yan çizeceklerse, "eziliyoruz" diye ağlamaya da hakları kalmaz eskisi gibi.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA