Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Bu yazının başlığı "gurbet acısı" falan da olabilirdi yani...
Hayır, bizimkisi "çakma gurbet"... Ekmek parası ya da "kesin dönüş yapıp sınıf değiştirme" kaygısı değil tabii, biriktirdiğin parayla taksi plakası satın alıp sonra da yan gelip yatma özlemi değil.
Yurt dışından yazı yetiştirmenin eziyeti!
Ya da dizüstü bilgisayar sıkıntısı.
Yok, herkes gezerken otel odasında ter dökme sorunu değil. "Saat farkı" falan da değil.
Eli "masaüstü fareye" alışmış adamın oynak karı gibi elinden fırt fırt kaçan "parmak faresine" ve sürekli ekran dışına tüyen "kürsöre" ısınma çabası da değil.
Sekiz yaşındaki çocuğun üç dakikada çözdüğü ama yirminci yüzyıldan kalma orta yaşlı adamı iki saat uğraştıran "ayarlar" sorunu da değil.
Hatta, "bağlanma" meselesi de değil. (Öve öve göklere çıkardıkları o "wınn" mınn çoğu zaman tekliyor, sen de otel idaresine parasını bastırıp otelin şebekesine giriyorsun alt tarafı.)
Yok yok, toprağı bol olsun o Steve Jobs denilen herifin her ne hikmetse dizüstü bilgisayara koymaktan kaçındığı "delete" düğmesi bile değil. (Masaüstü bilgisayarda kullandığımız bu düğme dizüstünde yoktur. Orada ileri doğru silersin yanlış yazdığın ya da beğenmediğin kelimeyi, burada geriye doğru sileceksin. Alışana kadar seyahat biter.)
Sorun, gazetelerin site sorunu. Internet siteleri yani.
Çünkü, okunamıyorlar.
Çünkü gazeteyi açınca bir çırpıda önüne çıkan belki yüzlerce haber ve yazı için, burada sitenin sağına soluna girip tek tek, ayrı ayrı tıklayacaksın.
Harcadığın süre de beşle çarpılıyor bu durumda.
Birçok şeyi de bu arada atlıyorsun, gözden kaçırıyorsun.
Bir de parayla okutanlar var, ayrıca abone olmak gerekiyor. Fakat benim asıl derdim bu da değil.
İsyanım var, gazetelerin Internet sitelerinin dayanılmaz hafifliğine!
En kelek okura seslenebilmek için herhalde, işi iyice "kötü magazine" yatırmışlar. Basbayağı ayıp oluyor. Gazetenin kendisiyle sitesi arasında dağlar kadar fark doğuyor. Haber gibi haberi arayıp bulabilmek için çarçurların arasından sıyrılıp geçmen gerekiyor.
Domatesin faydalarını, manken bilmemne hanımın poposunu, piramitlerin fotoğrafını, bu ünlünün çocukluk resmini tanıyabildiniz mi zevzekliğini, televizyonun hangi müptezel lumpen eğlencesinin ne kadar izlendiğini, hele hele artık mide bulandıracak kadar bıktıran "Bulgar kâhin Vanga" soytarılıklarını aşacaksın ki habere gelebilesin!
Birkaç günlüğüne yurt dışındayım, izin almadığıma pişman oldum. Yazı yazmaktan yüksündüğümden değil, gazetelerimi şu sefil sitelerden izlemek zorunda kalmaktan. Basılı kâğıt ortadan kalkacakmış da, bilinen şekliyle gazete ölecekmiş de, artık herkes herşeyi bir tıkla izleyecekmiş de, istikbal "siber âlem" çocuklarınınmış da... Hadi canım sen de!
Çarşaf gibi açıp okuyacağım gazetelerimi istiyorum, bunların beşinci sınıf Internet baskılarını değil.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA