Türkiye'nin en iyi haber sitesi

ENGİN ARDIÇ
ENGİN ARDIÇ

Atatürk size çok kızdı

Afyon'da cephanelik havaya uçtu, yirmi beş asker şehit oldu. Yalnızca vurulunca değil, görev başında ölünce de şehit oluyorsun. (Yazı yazarken kalp krizi geçirirsem benim tabutumu da bayrağa sararlar mı?)
Atatürk bu kazaya çok kızmış. Hükümeti suçluyor.
Nereden mi öğrendik?
Afyon'da bir Atatürk heykeli varmış, Kocatepe'de... Cephanelik de, büyük saldırının komuta mevkiine yirmi kilometre uzaklıktaymış.
Hani şu, hafif öne eğilmiş, bir eli cebinde, bir eli çenesinde, meşhur fotoğraf... Atatürk Kocatepe'de... Onu heykel yapmışlar, uygun yere dikmişler.
Muhabir arkadaşlar da bu vesileyle çok "artistik" bir resim çekmişler, bu da muhalif basında çok "manidar" bulunmuş:
Arkada alevler, önde Atatürk heykeli, arada yirmi kilometre uzaklık var ama Atatürk derin düşüncelere dalmış, kim patlattı bu cephaneliği?
Pardon, "Türkiye yangın yeri, kurtuluşa ihtiyacımız var" diye düşünüyormuş. Öyle yazdılar.
Acaba Atatürk de, liberal aydınlar gibi yeni bir parti ve yeni bir lider mi bekliyor? Kılıçdaroğlu'ndan umudunu kesmiş mi?
Cephanelik Afyon'da olmasa acımız bu kadar büyük olmayacakmış, sen tut, tam da büyük taarruzun başladığı yerde cephanelik patlat... "Atatürk'ün alevlere bakışı" diye yazıyorlar. Atatürk, sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını sevdiği gibi cephaneliğin de kuytu, güvenli ve patlamayanını mı severdi?
Atatürk, bildiğiniz gibi, zaman zaman bizlere görünür ve işlere karışır.
Her gece kalkar, Anıtkabir'in ziyaret defterine kendisi hakkında yazılanları okur, muhalefetin iktidardan nasıl yakındığını sevinerek izler...
Faşist gazetelerin köşe yazarlarına da duvardaki çerçeveden bakar, seçim yenilgilerinden sonra "beni halka iyi anlatamamışsınız, utanın" diye onları azarlar... Böyle yazmışlardı.
Her yıl 15 Haziran ile 5 Temmuz tarihleri arasında, akşamüstü saat beş ile altı sularında Ardahan'ın Damal ilçesinin Karadağ sırtlarına "siluet" şeklinde vurur, kendini hatırlatır.
Kimi zaman bulutlarda belirir profili... Teolojide buna "epifani" diyorlar.
Nitekim bu bulut olayı, kimi zaman göklerde "hilal ile yıldızın yan yana gelmesi" olayıyla eşanlamlıdır. (Gülmeyin, vallahi bunu da yazdılar.) A
y, dünyaya, karşılıklı konumlarına göre 356 ila 406 bin kilometre uzaklıktadır, oysa en yakın yıldızla aramızda "4 ışık yılından" fazla mesafe vardır ama zarar yok, biz onları yanyana gelmiş kabul ederiz. (Atalarımız astronomi bilmezlerdi.)
Kimi zaman da Atatürk ete kemiğe bürünür, Şişli'den çıkıp Dolmabahçe'ye gider ve vapura binmeden önce de "Samsun'a şeriatçılarla mücadeleye gidiyorum" diye demeçler verir...
Kemal Kılıçdaroğlu'nun rüyasına ak sakallı bir ihtiyar şeklinde ne zaman gireceği ve "bugün benim için ne yaptın adaş" diye soracağı da merakla beklenmektedir!
Tuhaf şey, oysa hayatta en hakiki mürşitin ilim, yani en gerçek yol göstericinin bilim olduğunu söylemişti... Demek ki bazı Atatürkçüler duymamışlar.
Özel açıklama: Bu yazıda elbette Atatürk'le değil "Atatürkçü geçinen" birtakım ahmaklarla dalga geçildiğini anlamamakta direnenlere zihin açıcı özel bir ödül vereceğim. Basından epeyce aday çıkabilir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN