ENGİN ARDIÇ
ENGİN ARDIÇ

Müzikli yazı

İkinci zil verildi, yerimize geçtik, kaçıncı kere "Yarasa" operetini seyredeceğiz, iki akşam önceki "Kontes Maritza"nın tadı damağımızda...
Viyana'ya gidince operet seyretmemek olmaz. Gerçi Staatsoper'in yanında Volksoper, Şampiyonlar Ligi'nin yanında UEFA Kupası gibidir ama ne yapalım, bulduğumuzla yetineceğiz, birinde dikiş tutturamayıp ötekine düşen futbol takımlarımız gibi.
Oyun başladı, evin hanımı Rosalinde ile hizmetçisi Adele çeşitli fettanlıklar ettiler, hapisane müdürü Frank da Rosalinde'nin kocası Eisenstein'ı tutuklayıp götürmeye geldi, yanında iki de asker.
Fakat bir tuhaflık var, çünkü askerlerin kafasında "Pickelhaube" tabir edilen sivri ve de ünlü Prusya miğferi...
"Eh, bu da bir yorumdur" dedik... Yönetmen konuyu Viyana'dan alıp Berlin'e götürmüş olmalı... Gereksiz bir zorlama ama öyle uygun görmüş demek ki.
Lakin üçüncü perde başladı, gardiyan Frosch geleneksel soytarılıklarını yapıp alkışını aldı (olay bir yılbaşı gecesi geçer ya, Frosch duvardaki takvimin 31 Aralık yaprağını koparır, altından 32 Aralık çıkar!), duvarda kocaman bir de portre, Avusturya-Macaristan İmparatoru Franz-Joseph... Frosch'un da kafasında her zamanki gibi Avusturya kepi...
İmdi, bu ne halt etmektir?
Otele geldik, televizyonu açtık, karşımızda arslanlar gibi TRT... "Türkiye'den uzaklaşmak için" Orta Avrupa'ya giden ancak kendini kandırır çünkü.
Mehter çalıyor, Çanakkale'nin kara çarpışmalarını anma töreniymiş. "Askeri ve mülki erkân" da hep orada tabii. Çanakkale'de mehter... Tuhaf... 1915'i, 1826'da tarihe karışmış orkestrayla anıyorlar...
Fakat müzik de bir tuhaf...
Kulak kabarttık, "Mustafa Kemal Paşa marşını" vuruyorlar.
"Hoş gelişler ola Mustafa Kemal Paşa, askerin, milletin, bayrağınla çok yaşa... Arş ileri, dönmez geri Türk'ün askeri... Sağdan sola, soldan sağa, salla bayrağı düşman üstüne... Cephede mitralyöz ayna gibi parlıyor, cumhuriyet gençleri bayrak açmış bekliyor..."
Ve de bunu mehter takımı çalıyor, zurnalar, kösler ve zillerle!
Bu sakillik, önce Atatürk'e hakarettir.
Sonra da Osmanlı İmparatorluğu'na hakarettir.
(Sizin bugün "mehter marşı" olarak bildiğiniz hemen her şey de 1910'larda İttihatçılar tarafından uydurulmuş zırvalardan ibarettir! Ayrıntılı bilgiyi Murat Bardakçı'dan, ya da isterseniz emekli memur gazetelerinin cumhurbaşkanı adayı İlber Ortaylı'dan alabilirsiniz. "Ceddin deden neslin baban, hep kahraman Türk milleti" diye mehter marşı olabilemez!)
Mehter ille de "modern takılmak" istiyorsa oldu olacak Justin Bieber ya da Amy Winehouse'un şarkılarını da seslendirsin, Kızılordu Korosu'nun "oynama şıkıdım şıkıdım"ı söylemesi gibi...
Hiçbir şey beceremiyorlarsa Mozart çalıp geçsinler, "Bassa Selim lebe lange, Ehre sei sein Eigentum"... Selim Paşa, mehtere Kemal Paşa'dan daha uygun. Askeri ve mülki erkân da pekala yutar, hiç korkmasınlar.
Fakat bir gecede üstüste biri yabancı öteki yerli iki sakalet bana ağır geldi.
Batılılaşıyoruz ya, Batılı'nın hatalarını da taklit edelim e mi?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN