ENGİN ARDIÇ
ENGİN ARDIÇ

İşkembe-i kübra

Biz yüzlerine vurmaktan yorulduk, bunlar yalan yazmaktan bıkmadılar. Yakayı ele verince de ya havaya bakarak ıslık çalıyorlar ya da küfür ediyorlar.
Yüz surat mahkeme duvarı.
Hani birisi vardı, "otuzlu yıllarda çok partili sisteme geçmek için gerekli bütün hazırlıklar yapılmış, bütün tedbirler alınmıştır" yazıyordu...
"Bir tek, ama bir tek örnek ver" demiştim, verememişti.
Yıllardır ortalıkta görünmüyor, "amiral takasından" kovuldu, okumadığım çarçur gazetelerden birine sığınmış olsa gerek.
Şimdi rahmetli olan başka birisi, bir televizyon dizisinde, Çanakkale'de düşman gemilerini gören Osmanlı subayına "fakat, fakat bu savaş demektir" dedirtiyordu...
Osmanlı İmparatorluğu dünya savaşına gireli beş buçuk ay olmuştu, Osmanlı subayının bundan haberi yoktu!
Amaç elbette "hain düşman birdenbire üstümüze saldırdı" yalanını pekiştirmekti.
Başka birisi de Köy Enstitüleri'ni Atatürk'e kurdurmuştu geçenlerde...
Böylece kalkınmayı kırsaldan başlatıyormuş...
Yeni bir inci yumurtlamış.
Konu, Atatürk'ün dış politika ilkeleri.
Yurtta sulh cihanda sulh, komşularınızın iç işlerine karışmayın, vs.
Bunu uygulamak isteyen İnönü başbakanlıktan yürütülmüş, Suriye'nin iç işlerine karışılarak Hatay alınmıştı hani!... Musul ve Kerkük uyduramadık, Hatay verelim.
Şimdi gizli kalmış bir gerçeği daha öğrendik. Bakınız Atatürk ne demiş:
"Arap ülkeleriyle tarihi, sosyal, kültürel ilişkilerinizi geliştirin, fakat aralarındaki anlaşmazlıklara karışmayın!"
Vay vay vay vay vay...
Soruyorum: Atatürk devrinde hangi Arap ülkesiyle hangi tarihi ve/veya sosyal, ve/veya kültürel ilişki geliştirilmiştir?
Bir tek, ama bir tek örnek istiyorum.
Ezanın Türkçe okunduğu, "Allahüekber" demenin yasaklandığı dönemde mi geliştirilmiştir bu ilişkiler?
Eğer böyleyse, şimdi okullara Arapça dersi koyanlara niçin hakaret edilmektedir?
Adamlar Atatürk'ün emir ve direktiflerini uyguluyorlar sayılır.
Efendim? Geliştirilmemiş midir? Böyle bir şey yok mudur?
Öyleyse, Atatürk'ün emir ve direktiflerine karşı gelmek cüretini kim gösterebilmiştir, Tevfik Rüştü Bey mi?
Gene soruyorum: O devirde hangi Arap ülkesinin hangi Arap ülkesiyle arasında "anlaşmazlık" vardı ya da olabilirdi?
İngiliz sömürgesi Filistin'le Fransız sömürgesi Suriye arasında mı mesela?
Yoksa her ikisi de İngiliz yönetimindeki Irak ile Ürdün arasında mı?
Atacaksanız destekli atın diyoruz, gene aldırmıyorlar...
Bir kere daha söyleyelim: Biz size Kemalizm propagandası yapmayın demiyoruz, yapın.
Ama hıyarca yapmayın, akıllıca yapın.
Bir şey daha söyleyeceğim:
Bu, iki oldu. Üçüncüsünde adını soyadını da yazacağım, ona göre.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN