ENGİN ARDIÇ
ENGİN ARDIÇ

Kut’u kutlamak

Çatlak sesler çıksa da, kamuoyu yüz yıl önce Kut-ül Amare diye bir yerde İngiliz birliklerini kuşatıp generalleriyle birlikte esir aldığımızı öğrendi. Kutlarsınız ya da kutlamazsınız, keyfiniz bilir. Sırf "Tayyip kutluyor" diye kutlamayı reddeden eşekler her çıkacaktır.
Türk milleti nihayet yakın tarihi üzerine kafa yormaya başlıyor, bu büyük bir kazançtır. Tarihin "liseyi bitirir bitirmez yakılacak ilk kitap" olmadığını gençler anlamaya başladılar. (İkincisi de edebiyat kitabıdır tabii.)
Kanal seferlerini, Galiçya seferini, Kafkasya seferini öğrendikleri zaman sıra onları anmaya da gelecektir.
Kut hakkında, geçen gün, emekli orgeneral Aytaç Yalman "muharebeyi kazandık ama yapılan hatalar neticesinde savaşı kaybettik" demiş.
Biz hata yapmadık paşam. Hatalar Almanlar'a aittir.
Ya da şöyle söyleyeyim: Bizim temel hatamız en başından o savaşa girmekti. Enver savaşa girmek için tepindi, yırtındı.
Biz de bir imparatorluktuk, üstelik savaş kazanılsaydı Enver bunu hesapça Turan İmparatorluğu şeklinde daha da büyütecekti. Fakat bu gerdeğe Alman smokiniyle girecekti tabii!
Paşam, Kemalistler'e söyleyiniz, dünya savaşında bulunmamızı çocuklara "hain emperyalistler durduk yerde ansızın üstümüze saldırdılar" diye yutturmaktan vazgeçsinler.
Osmanlı İmparatorluğu savaşa gireli beş ay geçmiş, herifçioğlunun yaptığı filmde Osmanlı subayı Çanakkale'de düşman gemilerini görünce "fakat bu savaş demektir" diye mırıldanıyor... Yani, Osmanlı subayının beş aydır savaşta olduğumuzdan haberi yok!
Söyleyin şu heriflere paşam, bizi aptal yerine koymaktan vazgeçsinler.
Küfür edilmeyeceğini bilsem, şimdi savaşın niçin kaybedildiğini de uzun uzun anlatırdım: Schlieffen planının tatbik edilmemesi, Paris'i geniş bir çemberle batıdan vuracak yerde "içeri doğru" sapılması ve Fransız ordusuna "cenah" gösterilmesi... İki yıl sonra Von Falkenhayn denilen o yeteneksiz herifin o gereksiz Verdun saldırısı... Amerikan gemilerini batırıp Amerika'nın taze kuvvetle savaşa katılmasına yol açılması... Hep Alman hatalarıdır.
Süveyş Kanalı'na saldırmayı biz istemedik, Alman gazına geldik. Galiçya'ya gitmeyi biz istemedik, Almanlar ısrar ettiler. Becerip kendi kafamıza göre Baku'ya girdik, Almanlar hemen "bize sormadan nasıl girersiniz, geri çekilin" dediler.
Fakat şiştik kaldık. Bulgaristan pes edince tek ikmal hattımız olan İstanbul- Berlin demiryolu bağlantısı kesildi (çünkü donumuza kadar Almanlar veriyorlardı.) Biz 30 Ekim'de silah bıraktık, 11 Kasım'da, yani bizden on iki gün sonra. Bu durumda nasıl "Almanlar yenilince biz de yenilmiş" sayılıyoruz?
Cem Yılmaz'ın son filmini seyrettiniz mi? Kayınbiraderiyle birlikte "bahçe cücesi" satıyor, Sofya'da bir fuara katılmışlar, fakat satışı hep yanıbaşlarındaki Alman standı yapıyor, bunlarda tık yok...
Cem bozuluyor, diyor ki, "ne yani, Almanlar kazanınca biz de kazanmış mı sayılacağız?"
Tarihi çarpıtanlarla, yanlış öğretenlerle işte böyle maytap geçerler.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN