Bu sayfada dört buçuk ay önce, 4 Mart günü yayınlanan yazımızın başlığı: "Başka türlü bir serseriliğe kalkışabilirler." Ben istihbaratçı değilim, elimde özel haber kaynakları da yok, ama görünen köy kılavuz istemiyordu.
Çünkü basında ne kadar kopuk varsa ağzını köpürtmeye başlamıştı: Adnan Menderes'in sonu hatırlatılıyor, "demokrasi darbeyle de kurulabilir" gibi utanmazca görüşler yumurtlanıyordu...
FETÖ'nün can havliyle bir halt edeceği belliydi. Çünkü Yüksek Askeri Şûra yaklaşıyordu ve işleri bitmek üzereydi.
Şimdi basın rezillerinin hepsi yüz seksen derece dönecek, gözümüzün içine baka baka "darbeye karşıyız" demekten de utanmayacaklardır.
Fakat bu darbeciler de ne zavallı, ne ahmak heriflermiş yahu!
Fethullah denilen manyak daha önce "polis istihbaratı" kullanarak darbe yapmaya çalışmıştı, 17 ve 25 Aralık 2013...
Gezi ayaklanmasından bir iş çıkaramayınca bu yöne gitmişlerdi.
Oysa darbe le değil askerle yapılırdı!
Bu sefer öyle yapmaya çalıştılar.
Fakat, bir kere darbe dediğin perşembeyi cumaya bağlayan gece yapılırdı, büyük şehirlerde trafiğin yoğun olduğu cuma-cumartesi gecesi değil!
İkincisi, darbe sabaha karşı saat üç gibi yapılırdı, on buçukta değil.
Bu ahmaklar "Ankara radyosunu ele geçirme" günlerinde kalmışlardı!
Oldu olacak, Aziz Nesin'in bir öyküsünde anlattığı gibi "kız lisesinin yatakhanesini" de ele geçirmeye çalışsalardı !
Darbe dediğin, öğlene doğru sokağın başına kamyonet gelir, ekmek ve gazete dağıtır, gazeteleri almaya "nasıl olsa ses çıkarmazlar" diye çocuklar gönderilir, canı sıkılan çocuklar öğleden sonra ufak ufak kendilerini dışarı atıp top oynamaya koyulurlar...
Gülüyoruz ama yüz altmış şehit verdik.
Ve halk tankın üstüne çıktı.
Halk ve polis canını ortaya koydu, göğsünü siper etti.
Minarelerden sela verildi.
Bu reziller "Türk darbe girişimleri tarihine" de yeni ve misli görülmemiş alçaklıkta sayfalar eklediler: Cumhurbaşkanını öldürme girişimi, meclise , halkın üzerine ateş açma... Kimisi nallanıp eşek cennetini boyladı, kimisi iç donuyla, dalyaprak ele geçti.
Adam öldürdüler, bedeli çok ağır olacaktır.
Halk ölüm cezası istiyor. Bakalım asılacaklar mı, beslenecekler mi?
Benim asıl merek ettiğim, bunlardan yemlenen basın rezilleri, üniversite rezilleri ne olacak? Örneğin, "niçin Fethullah'ı destekliyorsun" dediğimde "ben Kemal Tahir'in Emin Bey'i gibi her zaman mağdurların yanındayım" diyen bir profesör bozuntusu vardı, nerelerdedir acaba?
Bu arada biz ameliyat olacaktık yahu...
Yüz altmış vatan evladı gitmiş, boşverin benim oramı buramı.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN