HAŞMET BABAOĞLU
HAŞMET BABAOĞLU

Aşk yok bu hikâyelerde!

Şairin dediği gibi "Aşk gökten zembille inen tek şeydir"; öyle projesi, hazırlığı, uyum süreci, uygun süresi falan olmaz.
Herkesin başına gelmez!
O yüzden istisna saymalı; belki belası ve imtihanı çok bir "armağan" gibi görmek daha doğrudur.
Aslı "ilâhi arayışa" ait bir "hâl"in iki insan arasında tesis edilmeye çalışılınca nasıl çarçur edilebildiğinin örneğidir kimi zaman.
Her uzun sürmüş ilişki, her tutkulu bağ, her sevme biçimi aşk değildir; aşk olmak zorunda da değildir.
Hatta bazen aşk, âşıkları birbirinden çok uzaklara savuracak kadar kısa fakat fırtınalı bir ilişkidir.

***

Bir dakika! Konum aşk değildi ki!
Zaten aşk üzerine bir daha yazmamaya yeminliydim. Ne oldu şimdi?
Olay şu...
İnsanlar özellikle yakınları için aşk hikâyeleri uydurmaya bayılıyorlar.
Yetmiyor, bir de medya yoluyla çoğaltıyorlar.
Şöyle bir kalıp var mesela: "Ah!
Annemle babam birbirlerine çok âşıktırlar!
"
Neden, diye sorunca, cevap bütün ciddiyeti ve samimiyetiyle hazırdır: "40 yıldır birlikteler. Hiç birbirlerinden ayrılmadılar baksana!"
Bu şaşkınlığı normal karşılamalı.
Eh, birbirini yemeden 40 gün yan yana zor oturan genç çiftler 40 yıllık evliliklere akıl erdirmekte tabii ki zorlanırlar.
Yine de bu kadar "çocukluğun" âlemi yok! Anne babalarımız birbirlerine hiç âşık olmadılar; şanslılar ki, popüler kültür onları zorla "birbirlerine âşık" sanmaya da zorlamadı.
Ama sevdiler birbirlerini, paylaştılar ve hâlâ mutlularsa eğer, bu hepsinden çok birbirlerine hâlâ saygı duymalarındandır.
***

Bir de "Ablam enişteme çok âşıktı" veya "Onlar birbirlerine öylesine âşıktılar ki, sonra nasıl böyle oldu anlayamıyorum" hikâyeleri var.
Bir kere aşk, sonra ne olacağını bildiğimiz bir hal değildir. Leyla, Mecnun'un kendini çöle vuracağını, karşılaştıklarında kendisini tanımazdan geleceğini önceden kestirebilir miydi?
Üstelik bu hikâyelerde şu çok komik...
Bir adam anlatılıyor mesela; sevilmesi imkânsız! Huysuz, huzursuz, çektirdiklerinin haddi hesabı yok!
Bir ilişki anlatılıyor; sadece geçimsizlik var.
Bir duygu anlatılıyor; sadece mızmızlık, sadece uyuzluk! E kardeşim, bunun neresi aşk!
Diyorum ki... Aşkı sakız gibi ağzımızda çiğnemek yerine, şarkılara, şiirlere bıraksak bir süre...
Rahat bıraksak yani!

YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN