Birkaç yıl geriye gidelim mi?
Paralel örgütle Batı arasındaki ilişkiyi tam anlayamadık.
Üç beş uçuk tipin Batı medyasında çıkan yazılarını ve yabancı düşünce kuruluşlarındaki konuşmalarını hafife aldık.
Nihayetinde "hop n'oluyor!" dersek; bu iş uzamaz, biter diye düşündük.
Sonra gün geldi.
Baktık ki, artık uçuk Pensilvanya türevleri değil, bütün Batı medyası aynı yazıları kaleme alıyor; o da yetmiyor, koskoca Avrupa Parlamentosu'nun tepe isimleri bile Erdoğan hedef alıyor.
O halde nerede yanılmış, yanlış yapmıştık?
Şurada...
Doğrudur! "Paralel örgüt" alt tarafı bir manipülasyon aygıtıdır. Batılılar gerekirse ellerinden bu maşayı atarlar.
Fakat bir de "paralel yapı" var;
Türkiye'yi yeni baştan dizayn etmek isteyen bir yapı.
Bu yapının merkezini küresel oligarşi oluşturuyor ama dağılma korkusu içindeki "yeni Avrupa"nın bu yapıyla ilişkisini görmezden gelmemek gerekiyor.

***
Belki mülteciler konusuna bakarsak, daha iyi anlayabiliriz.
Mülteciler, AB için ölüm kalım meselesi.
Fakat geçen kış ve bahar aylarını dönüp şöyle bir hatırlayın...
Mülteciler üzerinden bizi sıkıştırmaya çalışan Avrupa'ya direnen Cumhurbaşkanlığı ile Avrupa'yı rahatlatmaya çalışan bir yürütme arasındaki mesafeyi izledik gördük.
Sonra ne oldu?
Merkel gitti geldi; gitti geldi.
Mülteci anlaşması, vize muafiyeti falan derken tarafından masaya hesapta olmayan ama çok tanıdık bir koz sürülüverdi; 1915 tartışması.
Gerçekçi olalım...
Almanya bizim en büyük ticaret ortağımız ve şimdi sinirlerin bu kadar gerildiği bir ortamda pirincin taşını ayıklamaya mecbur bırakılıyoruz.
***
Gelin bu sefer de 2010 yılı Mart ayını hatırlayalım...
O tarihte Avrupa Parlamentosu'nda 15 üye ülkeden toplam 47 parlamento üyesi "Türkiye dostları grubu" oluşturmuştu. Umut verici bir gelişmeydi.
Peki şimdi ne yapıyorlar?
HDP lobisiyle, Can Dündar'la falan işbirliği içinde, kendi kafalarındaki Türkiye'nin dostluğuna geçiş yaptılar.
Bu arada "Almanya'daki Türklerin entegre olmayışları"nın Avrupa'nın yeni göçlere kapısını kapatması için apaçık bir örnek olduğu yeniden gündeme getirilmeye başlandı.
***
Peki ne yapmalı?
Birincisi...
Olup bitenler karşısında "zamanla geçer" mantığıyla hareket eden diplomatik yaklaşımı rafa kaldırma zamanı gelmiştir.
İkincisi ve asıl önemlisi...
Hızla yeni bir Avrupa politikası oluşturmak ve bunu gecikmeden her platformda seslendirmek gerekiyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN