Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Sözler vardır... Cümleler, kelimeler...
Bir olayın bütün hikâyesini içlerinde taşırlar.
Bazen ayrıntılı yorumlara gerek yoktur. Çünkü gerçek o sözde çırılçıplak haldedir.
Bazıları kaya gibidir, sırtınızı verirsiniz.
Bazıları kalbinizi en derinden yakalar; karşı koyamazsınız.
Bazıları da maskeyi çekip atıveren bir el gibidir, o an, o kelimenin hakikatinde ağır bir alçaklıkla yüzleşirsiniz.

***
Kaya gibi sözlere örnek mi istiyorsunuz?
Tarih 15 Temmuz.
İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan bir yandan polislere direktif veriyor, bir yandan da köprüye doğru pike yaparak sivillere korku salmaya çalışan F16'nın hain pilotuyla bağlantı kurup onu yaptığından vazgeçirmeye çalışıyor.
O sırada şöyle diyor: "Hiçbir arkadaşımız bulunduğu yeri terk etmeyecek. Bu yanlış düzelinceye kadar yerlerimizden kıpırdamayacağız." Bu telsiz konuşmasından hepimiz 17 Temmuz'da haberdar olduk.
O günden beri zihnime çakılı kaldılar: "Kimse bulunduğu yeri terk etmeyecek."
Sadece polisler değil, tabiri caizse tanklara, uçaklara karşı şahlanan millet de bu çağrıya uydu.
Düştü, şehit oldu, gazi oldu ama kıpırdamadı.
Bundan sonra da benzer şeylere kalkışmayı aklından geçirecek birileri olursa, biliyorlar ve hep bilecekler ki, "kimse bulunduğu yeri terk etmeyecek!"
***
Kelimeler, cümleler deyince...
Bir de lastik ve ekin yakarak darbecilerin savaş uçaklarının kalkmasını engelleyen Kazanlı köylüler aklıma geliyor.
Pensilvanya'nın alçak planlarına uyarak Ankara'yı bombalamaya hazırlanan uçaklar için Akıncı üssünün yetkilileri köylülere "uçaklar Kandil'e gidiyor" demişler.
Köylüler ise daha sonra gazetecilere kendi pozisyonlarını gayet yalın biçimde aktardılar.
"Biz" dediler, "tabii buna inanmadık!"
O "tabii" vurgusu var ya, o çok şey anlatan beş harflik kelime...
Nasıl da feraset dolu ve kendinden emin bir vurgu.
İşte ona bayılıyor ve unutamıyorum.
***
Bir de alçakların korkunç yüzünü hiç uzatmaya gerek olmaksızın ortaya koyan sözler var.
Biliyorsunuz, darbeci hainlerin whatsapp konuşmalarının dökümleri yayınlandı.
Ben bir binbaşının şu cümlesini gördüm, dondum kaldım.
"İnisiyatif kaybetme yok. Kalabalığa ateş ediyorum. On, on beş kişi pert."
Aşağılık herif, kendisini ikna edip durdurmaya çalışan vatan evlatlarını şehit ediyor ve pert diyor.
Sanki insanlardan değil, hurdaya dönmüş bir araçtan söz ediyor.
Kendisinin de, kölelik ettiği kafanın da bakışı bu işte!
Ya başarsalardı diye düşünüyor insan ve içi ürperiyor!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN