Türkiye'nin en iyi haber sitesi
HAŞMET BABAOĞLU

Haftanın notları: Korkma! Korkarsan...

Özgüven modası çıkmıştı, elinde yok, kendinde yok, çevresinde yok; öğrenmeyecek, çalışmayacak, çabalamayacak ama ille de herkes özgüvenli olacak!
Sev istiyorlardı, onu sev, bunu sev, kendini sev. İyi de nasıl? Ya sevilecek bir şey yoksa? Ya sevmek de bir tür "beceri" geliştirmeyse?
Hayır, buyruk verilmişti; seveceksin!
Mutluluk terörü malum. İlle de mutlu olunacak diye helak olundu, olunuyor.
Son trend korkmak!
Virüsten, işten güçten, iklimden, bitkiden, hayvandan ve elbette insandan korkmamız isteniyor.
İş sonunda güneşi bile taşlatacak noktaya geldi.
Neymiş? Haberlere bakılırsa, "yamyam güneş fırtınası" olacakmış...
Hiç sıcak hava görmemiş gibi kork, endişe duy, titre!
Ama asla kendine gelme!
İstenen bu...

***

11 Eylül'le birlikte uyanmalıydık.
Olayın hemen ardından Los Angeles Times'ta, "Bundan sonra bizi bekleyen asıl büyük olay, teknolojik ya da tıbbi bir buluş değil, ancak korku olabilir" diye yazılmıştı.
Bütün Hollywood kıyamet senaryolarını filme çekmeye başladı; eğlence sandık.
Sanki insanlar en baştan ve gizemli biçimde korkmayı öğreniyordu.
20 yıl sonra bir virüsle korku kültüründen korku imparatorluğuna geçtik.
Şimdi en büyük korku kaynağı iklim...
Ve elbette gıda sorunları, kıtlık, vd.
Açıkça gelecek yok, umut yok demiyorlar ama korkutarak insanların umudunu soldurmaya çalışıyorlar.
Direnmeliyiz.
Sürekli korkutulmaya direnmeliyiz.
Yoksa, önce umudumuzu, sonra ruhumuzu bizden çalacaklar.
Umut, ilahi bir direniştir.

***

Kemal Bey'in son TV söyleşisini izlerken ağzım açık kaldı. Bu kadar irrasyonalite tabii bir tercih olamaz.

***

Geçen gün marketin meyve bölümünde armut tezgâhının önünde durmuşum.
Etikette 49.90 yazıyordu.
Hiç aklıma gelmez armut yemek.
Sonra Beşir Ayvazoğlu'nun keyifli yazılarını hatırladım; mesela Mehmet Akif'in ve İbnülemin Mahmud Kemal'in armut düşkünü olduğunu yazmıştı.
Hele Süleyman Nazif! Ölümünden sonra yatağının yanındaki çekmecede kurumuş üç armut bulunmuş. Sevdiğinden mi, yoksa sevmediği için mi armutlar kuruyup çürümüştü?

***

Dünyaya ne yapıyorlar? Brezilya'da 100 milyondan fazla arının yasadışı bir böcek ilacıyla öldürülmesinin bir "insanlık katliamı" sayılması gerekmez mi?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA