Kapadokya koca bir coğrafya... Göreme Müzesi, Hayal Vadisi, Paşabağları, Avanos Irmak kenarı ve çanak yapımı, Güvercinlik Vadisi, Göreme panorama, Uçhisar Kalesi, turu... Görülecek, dolaşılacak çok yer, tecrübe edilecek çok şey var

Ürgüp'e yıllar önce; Asmalı Konak dizisinin çekildiği yıllarda gitmiştim. Sette bulunmak zorunda olduğum için çok fazla dolaşma olanağım olmamıştı. Ama görebildiklerim bile beni büyülemeye yetmişti. Sanki başka bir coğrafyadaydım, pek de bu dünyadan olmayan. Her şeyi, tüm stresi İstanbul'da bıraktığımı fark etmiştim. Bir daha gitmek kısmet olmadı. Ta ki geçen hafta sonuna kadar... Geçen hafta sabah 06.00 uçağıyla Nevşehir'e uçtuk. İndiğimizde havam değişmişti zaten. Kalacağımız yer, herkesten sıklıkla duyduğum, şahane bir otel dedikleri Sacred House. Otele giriş yaptığımız anda, atmosferin anlatılanların da üstünde olduğunu fark ettim... Çok seyahat eden ve otelde kalan birisi olarak yaşadığım en özel tecrübenin burada olduğunu söyleyebilirim. 250 yıllık bir Rum konağında, Turan Gülcüoğlu'nun hayali olarak doğmuş Sacred House. Ve sonra Türkiye'nin sektöründeki lider kuruluşu Dorak Holding'in de ortaklığıyla çehresi değişmiş, büyümüş. Otelin birbirinden farklı şekilde dekore edilmiş 21 odası bulunuyor. Her odanın ayrı bir adı ve öyküsü var. Odalardaki müthiş taş işçiliği ilk anda dikkatinizi çekiyor. Antika mobilyalar, antik dönemleri ve Rönesans eserlerini çağrıştıran heykeller, tablolar... Hepsi birlikte sizde "Otelden çıkmayayım, zamanımı burada geçirmeliyim" duygusu uyandırıyor. Ama Kapadokya koca bir coğrafya... Görülecek, dolaşılacak çok yer, tecrübe edilecek çok şey var. Otelin restoranındaki müthiş kahvaltıdan sonra bölgenin volkanik yapısından kaynaklanan yumuşak zeminin oyulmasıyla yapılan SPA ve havuza bakıyorum... İçimden şu duygu geçiyor: Hangi birine yetişeceğim?

TUR BAŞLIYOR
Otelle bu sıcak buluşmadan sonra rehberimiz Basri Atasoy geliyor ve "Hazırsanız çıkalım" diyor. Basri, Ürgüp'de doğup büyümüş, yöreyi avucunun içi gibi biliyor. "Bana buranın en görülesi yerlerinden bir liste yapar mısın?" diyorum. Ve anlatmaya başlıyor: Göreme Açık Hava Müzesi, Paşabağları (peribacalarının olduğu bölge), Hayal Vadisi, Avanos Irmak kenarı ve çanak yapımı, Göreme panorama (O Ağacın Altı'ndan Göreme'ye bakmak), Güvercinlik Vadisi, Uçhisar Kalesi, Ürgüp Asmalı Konak Temenni Tepesi, Avanos'ta yer altı şehri ve balon turu. "Haydi o zaman" diyoruz... Ve iki gün içinde bu tecrübeleri sırasıyla yaşıyoruz. İlk durağımız, 85'ten itibaren dünya kültür mirası listesinde yer alan Göreme Açık Hava Müzesi. Ortalık cıvıl cıvıl. Herkes kaya yerleşimlerinin dört bir yanında fotoğraf çektiriyor. Bir anlamda yerli turist patlaması yaşanıyor. Roma İmparatorluğu'nun baskısından kaçan Hıristiyanlar için devasa bir sığınak; kutsal bir merkez olan Kapadokya'da bugüne dek bulunan 600 kilise var. Birkaçının içine girip, tarih öncesi çağlara uzanıyoruz. Turumuz hızla devam ediyor. Öğle yemeği için Avanos'ta Kızılırmak kenarında, Sur Balık'ta mola veriyoruz... Hava muhteşem, etraf cıvıl cıvıl. Nehirde gondollar (evet, Venedik gondollarından söz ediyorum) ve jet boatlarla geziliyor. Burası da, bölgede 3 bin kişilik istihdam sağlayan Dorak Holding tarafından işletiliyor. Orta Anadolu'dasınız ama masanıza bir deniz ürünleri, bir balık geliyor ki sormayın... Zaten Sur Balık'ı İstanbul'dan bilenler biliyordur... Nehir kenarındaki bu keyiften sonra rotamız bu kez peribacaları... Ve sırada Venessa Seramik var. Buranın sahibi olan ailenin çanak-çömlek içinde 200 yıllık bir geçmişi var. Mağazanın müdürü Erkan Akburak, Kenan Usta'yı çağırıyor ve "Şimdi size 5 dakikalık bir gösteri yapacağız" diyor. Kenan Usta'nın hünerli ellerinde çamurun aldığı şekli görünce ustalığın ne anlama geldiğini anlıyorsunuz. Binada 35 bin civarında ürün sergileniyor.

HEPSİ SANAT ESERİ
Saim Kolhan ustanın eserleri önünde uzun uzun zaman geçirmek gerekiyor. Her biri birer sanat eseri. O nasıl bir el emeği, nasıl bir göz nuru, nasıl bir anlayış, nasıl bir ruh anlatamam... Atölyede çalışanları dikkatlice izliyorum. Çini desenleri ile uğraşmak bir sabır işi ve aslında bir kendine dönüş hikayesi... İnsanın içinin çok sessiz, çok dingin olması gerek bunları yapabilmek için... Buradan ayrıldıktan sonra gün batımını izlemek için bir tepeye çıkıyoruz. Ve hayatımdaki en güzel gün batımına burada tanık oluyorum.

HAYATIN DURDUĞU YERDE, BALONDA
Sabah 5'te otelden alınacak ve balon uçuşuna gideceğiz. Heyecanlıyım ve tereddütlü... Binmesem mi diyorum... Rehberimiz Basri, "Buraya gelip de bu tecrübeyi yaşamadan olmaz" diyor. Sabah 5.15'te, Kapadokya Ballons'un ofisindeyiz. Görevli Hülya'nın cıvıl cıvıl enerjisi korkumu geçiriyor. "Merak etmeyin, balona binene kadar yanınızda olacağım" diyor. Çaylarımızı içip gerekli bilgileri aldıktan sonra balona doğru yola çıkıyoruz... Ve... İşte o büyülü an... 60 balon kısa süreli aralıklarla havalanmaya başlıyor. Güneş doğarken havada bir renk cümbüşü yaşanıyor. Kimi kez yukarılara çıkıyoruz, kimi kez vadilerin içinden geçiyoruz. Kapadokya yukarıdan da bir başka görünüyor. 1 saatlik turun ardından yere indiğimizde herkes çok mutlu. Kimsede ne uykusuzluk var ne de yorgunluk. Geleneksel şampanya patlatmadan sonra sertifikalarımızı alıyoruz. Kapadokya Balon ekibinin her gün yaptıkları bu işe, her defasında ilk defa yapıyormuşçasına heyecanlı oluşlarına şapka çıkarıyorum... Onlar için sabah geceden başlıyor çünkü. Hepsi gece 3'te ofiste toplanıp, işbaşı yapıyor. Havalı kaptanımız inişte balonda videomuzun çekildiğini söylüyor ve bir saat sonra hepimize bu eşsiz deneyimin birer CD'si veriliyor. Balon turu sonrası yeniden otel ve kahvaltı... Kısa bir dinlenmenin ardından yollardayız yine. Kaymaklı'daki yer altı şehrine gidiyoruz. Çıkışta esnafla sohbet ediyorum... Muhteşem halılardan gözümü alamayınca bir halı alıyorum. Anadolu'nun sanatı; bütün motifleriyle önümüzde resmi geçit yapıyor. Dolu dolu iki gün geçirdim Ürgüp'te... Çok yoğundu ama yorulmadığımı fark ettim. Bölgenin havası, suyu, rengi, kokusu, doğası bütün negatiflikleri çekti aldı üzerimizden... Başka bir yerde, başka bir zamandaydım sanki... Başlıkta yer alan "Herkese bir doz Kapadokya lazım" cümlesini söylemem de o yüzden...

MÜZEDE HEYECAN VERİCİ GÖSTERİ
Gün içi turumuz sonlandıktan sonra otelimize dönüyoruz. Tam bir akşam dinginliği. Otelin en sevdiğim yönlerinden biri de gün boyu ve gece geç saatlere kadar çalan müzik... Kulağınızı tırmalamıyor, mekanla bütünleşiyor, sizi dünyadan koparıyor. Akşam, hava karardığında, saat tam sekizde Zelve'deyiz. Birazdan Zelve Açık Hava Müzesi'nde, kayalar üzerinde yapılan ışık gösterisini izleyeceğiz. Dev kayalıkların karşısında üç-beş sandalye yerleştirilmiş. Yerlerimizi alıyoruz ve hayatımda gördüğüm en heyecan verici gösteriyi izlemeye başlıyoruz. Kapadokya'nın volkanik patlamayla başlayan tarihini, müthiş geçişlerle ve müthiş bir senaryo ile izliyoruz. 3D Mapping denilen sistem, burada, irregüler olmayan bir yüzeyde ilk kez uygulanmış. SİT alanı olduğu için ekip son derece dikkatli çalışıyor. Ses düzeni bile belli bir desibelde. Proje Vista Bilişim tarafından hayata geçirilmiş. Önümüzdeki haftalarda SABAH'ın cumartesi veya pazar ekinde bu görsel şöleni tüm ayrıntılarıyla anlatacağım.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN