Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Her yerde olduğu gibi ’te de sonbahar bir başka yaşanır. Yazın rehavetinden sonra yeni enerjisine kavuşan şehir, sonbaharın renkleriyle birlikte insana “Hayat güzel” dedirtiyor

Hafta boyu Moda Haftası'nın sokaklara yansıyan stilini bol bol izledikten hemen sonra Paris için bavulumu hazırlıyorum. Her şehrin ayrı bir ruhu vardır ya; Paris'e giderken de gördüğüm fotoğrafların etkisinden olsa gerek daha bir özenli hazırlıyorum valizimi. Çantalar, ayakkabılar, kombinler... Katılacağım bir davet yok, tamamen kişisel bir seyahat ama Paris öyle hissettiriyor işte... O havayı hissetmeden Paris'i yaşamak-koklamak mümkün değil çünkü...
Champs Elysee'deki otelimize yerleştikten sonra kendimizi sokaklara bırakıyoruz... Her yıl aynı tarihte burada olmak beni mutlu ediyor. O renkler, sonbaharla birlikte şehirde hayatın yeniden ışıltılı ritmine kavuşması insanı heyecanlandırıyor.
Sonbaharlar kimi insanları hüznüyle etkilese de ben bunu yeniden doğuşun simgesi olarak görüyorum. Hayat canlanıyor, şehirler yalnızlıklarından sıyrılıyor, kendiyle buluşuyor... Paris de öyle...

KİTAP, KAHVE VE PARKLAR
Işıl ışıl bir hava. Kafeler tıklım tıklım. Her yer sonbahar yapraklarının renkleriyle boyanmış... Sarılar, bordolar, yeşiller, kahverengiler. Tam bir renk skalası...
Parklar ve ağaçlar ve kafeler... İşte en çok sevdiğim üçlü.
Paris'te 400 bini aşkın ağaç bulunuyor. Kafelerin sayısı ise 10 bine yaklaşıyor. Şehri artık tanımaya başladıysanız, bildiğiniz yerleri tercih ediyorsunuz. Ama sürpriz yok mu? Çok fazla... Her gün 15-16 kilometre yürüyen biri olarak bu sürprizlerle bolca karşılaşıyorum.
Sonbahar dedim ya... Evet, kış soğuktur, yaz sıcaktır, dolayısıyla hareket alanlarınız kısıtlanır. Ama baharlar öyle değil. Herkes parklarda, yüzünü güneşe çevirmiş oturuyor. Kimi öğle tatilinde yemeğini yiyor, kimi kendini dinlendiriyor, kimi kitabını okuyor. Yaşlılar kendi yalnızlıklarında etrafı seyrediyor.
Concorde Meydanı'ndan Jardin des Tuileries'ye girip, gölün kıyısındaki yeşil sandalyelerden birine oturuyor, insan manzaralarını izliyorum. 25 hektarlık bu devasa park, Paris'in en büyük nefes alma alanlarından biri... Elimde kitabım, kahvem ve ben. Daha ne olsun!
Akşamları gökyüzü kızıllaşıyor. 'in en üst katına çıkıp Paris'in siluetine bakıyor, nefis fotoğraflar çekiyorum.


Jardin des Tuileries

TABLO GİBİ MANZARALAR
Jardin du Luxembourg ise usta bir ressamın elinden çıkmış bir resim gibi sizi içine çekiyor. Yine ağaçlar, yine bulutlar ve rengarenk çiçekler.
Yardımcısı tarafından öğle güneşini alması için parka getirilen ve hemen yanı başımdaki sandalyeye oturtulan 'madam' ile sohbete dalıyorum. Yüzünü güneşe vermiş, mutlu. "Eğer hava güzelse her gün buraya gelirim, aynı yerde otururum" diyor, anılarından söz ediyor. İşte seyahatlerin bir güzelliği daha; hiç tanımadığınız bir insanla bir anı, bir günü paylaşmak...
Yürüyorum, yürüyorum, yürüyorum... Grand Palais'ye, oradan bir kahve için 'ye, Trocadero'ya, Marais'ye, Notre Dame'a... Sonra bir taksi ile Montmartre'a... Ressamları izliyorum, Sacre Coeur'ün merdivenlerinde dünya insanlarıyla aynı müziği dinliyorum.
Place Vendome'dan geçip pasajlara uğruyor, Opera Garnier'de soluklanıyor, La Fayette'in katlarında saatlerce dolaşıyorum...
Akşamları mı? Seyahatlerde iki seçeneğiniz vardır... Gündüz ve geceyi aynı yoğunlukta dolu dolu yaşamanız mümkün değil. Ben gündüzleri çokça yürüdüğüm için gece hayatlarını pek bilmem... Bir yemektir en fazlası akşama kalan...



ALIŞVERİŞE TAKILMAYIN!
Tabii bir de alışveriş kısmı var. Evet, dünyanın moda başkentinde alışverişe kayıtsız kalmanız mümkün değil. Avenue Montaigne'i baştan sona kat ettiğiniz zaman dünya modasının ışıltısı içinize işliyor. Hele de yeni bir sezonun başlangıcı ise... Euro'nun karşısında Paris'te alışveriş yapmak keseyi de zorlar, aklı da... Moraliniz de bozulabilir.
Takmayın kafaya... Türkiye bir alışveriş cenneti. Sakın ola kredi kartlarını zorlamayın.
Evet, sonbaharın renkleriyle dolu dolu dört gün yaşadım Paris'te... Dönüşte yanımda yeni kelimeler, yeni renkler, bol ilham vardı... Bir seyahatten de daha ne beklenir ki!

Yasal Uyarı:Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN