Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Geçen haftalardan birinde, siyasi partilerin ANAP gibi "Kötü son"a mahkum olmamaları için, "Değişim"e açık kalmaları gerektiğini yazmıştım.
Mesut Yılmaz, bu yazıma cevap göndermiş. Bana değil, Sabah'ın genel yayın yönetmeni Ergun Babahan'a göndermiş cevabını.
Ben bunu, bugün kendi sütunumda yayınlıyorum.
Aynen şöyle demiş Mesut Yılmaz:
- Değerli gazetenizin 4 Mart 2004 tarihli sayısında Mehmet Barlas imzasıyla yayınlanan köşe yazısında, benimle ilgili bir diyaloğa yer verilmişti. Yazarla aramızda böyle bir diyalog geçtiğini kesinlikle hatırlamıyorum. Kendisiyle ilişkilerimiz 90'lı yılların başından bu yana mesafeli olduğu için, böyle bir konuşmamızın olabileceğine de ihtimal vermiyorum.
Kaldı ki ANAP'ın özelleştirmeye karşı çıktığını iddia etmek, eşyanın tabiatına aykırıdır. Sözü geçen dönemlerde koalisyonun SHP kanadının karşı çıktığı özelleştirme yasasındaki değişiklikler için muhtaç olunan desteği veren, bunun için de Ziraat Bankası dışındaki kamu bankalarının iki sene içinde özelleştirilmesi şartını yasaya koyduran ANAP'tır.
O zamanki Başbakanlık Danışmanı Emre Gönensay ve Özelleştirme İdaresi Başkanı Tezcan Yaramancı, buna tanıktır.
Gümrük Birliği'ne katılırken karşı çıktığımız konu ise, Türkiye'nin AB ile Gümrük Birliği'ne dahil olması değil, bunun o günkü iktidar tarafından, 1995 seçimleri öncesinde sanki Türkiye AB üyesi oluyormuş havası verilerek bir iç politika malzemesi haline getirilmesi idi.
Anavatan Partisi, özelleştirme, Avrupa ve Güneydoğu konularında, gerek muhalefette, gerekse koalisyon hükümetlerinde, her zaman doğruları savunmuş bir partidir. Bu yolda tepkileri, direnmeleri ve saldırıları göze almış ve büyük bedeller ödemiştir.
Partinin bugünkü durumu da bu bedele dahildir.
Geçmişte çoğu zaman tek başımıza savunduğumuz doğruları bugün büyük çoğunluğun paylaşıyor olması ise, kaderin bir cilvesidir.
En iyi dileklerimle. Mesut Yılmaz.
Evet... Mesut Yılmaz'ın Ergun Babahan'a gönderdiği, ama bana cevap niteliği taşıyan bu metin, kelimesi kelimesine böyle.
Ben de, Ergun Babahan'a bir şeyler söylemek istiyorum... Dilerim bunları Mesut Yılmaz'a iletir.
Conrad Oteli'nin en üst katında, rahmetli Feyyaz Tokar'ın davetlisi olarak 1994 ya da 1995'te katıldığımız bir sofrada, Mesut Yılmaz, Turgut Yılmaz, Cahit Aral, Yılmaz Çetiner ve 2-3 kişi daha vardı...
O sofra, Mesut Yılmaz'ın bana, "Sende bu Turgut Özal tutkusu varken, benimle anlaşamazsın" sözleri ile noktalanmıştı.
Neyse bu önemli değil.
Ayrıca 1994-95'te Özelleştirme Yasası'na "iki yıl içinde Ziraat dışındaki kamu bankaları özelleştirilmeli" şartını koyduran ANAP, 28 Şubat sürecinde (1997) iktidar oldu. Mesut Yılmaz da Başbakandı.
Yıl 2004... Hala, kamu bankaları, kamunun.
O dönemin, yani 28 Şubat'ın özelleştirme olayları (Mesela TÜRKBANK) ise, şimdi galiba Yüce Divan yolunda.
ANAP'ın bugünkü durumunun, reformculuğundan kaynaklanması, gerçekten üzücüdür.
Konu uzun ve tartışmakla bitmez...
Dilerim Ergun Babahan, bunları Mesut Yılmaz'a iletir.

YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA