Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Uluslar geçmişteki bir günü esas alıp bir şeyleri kutlarlarken, bugüne taşıdıkları o geçmiş olayın içyüzünü ne kadar düşünürler acaba?
İki gün önce de "14 Temmuz" Fransa'da her yıl olduğu gibi "Bastille Günü" adıyla görkemli törenlerle kutlandı.
1789'un 14 Temmuzunda Bastille zindanındaki mahkûmlar özgürlüklerine kavuşmuşlar ve bu "Fransız Devrimi"nin günü olarak tarihe düşülmüştür.
Bu tarih aynı zamanda burjuvazinin aristokrasiye karşı üstünlüğünün kanıtlandığı, cumhuriyet'in monarşinin yerine geçtiği ve "Milliyetçilik"in tarih sahnesine girdiği sürecin başlangıcını da simgeler.
"Bastille Günü"
nün 200'üncü yıldönümü olan 14 Temmuz 1989'da Paris'teydim.
Herhalde yarısı benim gibi turist olan ve mesela İngilizler, İsveçliler, Suudi Arabistanlılar, Taylandlılar gibi monarşilerin yönetimindeki ülkelerden gelen insanların da oluşturduğu milyonlarca insanla birlikte, "Bastille Günü"nün 200'üncü yıldönümünü kutlamıştık.
Başka bir 14 Temmuz'da ise Cannes'daydım.

"Bastille Günü"
"Milliyetçilik"
kavramını sözlüklerinden silmiş olan global sermayenin yeni aristokrasisinin, en küçükleri 40-70 metre olan yatları açıkta yan yana demirlemişlerdi.
Denizdeki salların üzerindeki apartman büyüklüğündeki hoparlörlerden Bizet'nin besteleri çalınıyor ve bunlara yakın diğer sallardan da Avrupa başkentlerinin itfaiye servisleri muhteşem bir havai fişek gösterisi yapıyorlardı.
Kısacası 1989'un 14 Temmuz'unda Paris'teki kalabalıklar da, yılını hatırlamadığım o 14 Temmuz'da Cannes'daki kalabalıklar da, "Bastille Günü"nün ne anlamını, ne de o gün neler olduğunu düşünüyorlardı.
Ayrıca Fransız Devrimi'nde Kral 16'ncı Louis devrilip giyotinle başı kesildikten sonra Napoleon'un imparator olduğunu, daha sonra 18'inci Louis'nin tahta çıktığını, ileride de bir başka Napoleon'un imparator ilan edildiğini düşünen pek kimse yoktu.
Ayrıca "Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler" dediği hâlâ tekrarlanan Avusturyalı Marie Antoinette'in sarayında şimdi İtalyan Carla Bruni'nin ikamet ettiğini ve Napoleon'un Josephine'inden daha yoğun bir ilişkiler geçmişine sahip olduğunu da kim düşünüyor sanki?
Önceki günkü 14 Temmuz'da porselenleri ile bilinen Limoges kentinde bulunan CNN muhabiri Greg Duke, Laurent adında 42 yaşındaki bir Fransız'a "Neyi kutluyorsunuz" diye sormuş.
O da şu cevabı vermiş:
- 200 yıl önce olup bitenlerin bugün pek bir anlamı olamaz ama yine de bizim bir zamanlar devrimimiz olduğunu hatırlamak istiyoruz. Bugün Fransız olmamızı ve birlikteliğimiz kutluyoruz.

Kim neyi kutlar ki?

Evet... Toplumların ve bireylerin neyi kutladıkları ve hangi tarihlerle hangi eşyanın neyi simgelediği tam olarak saptanamaz.
Şu saat denilen aygıtı düşünün.
On lira verip aldığınız Çin malı dijital saat de, yüz binlerce Frank ödediğiniz İsviçre yapımı markalı saat de aynı zamanı gösterirler.
Cenevre'deki bir saat fuarının sunucularından biri insanların neden bir saate böyle servet denilecek paralar ödediğini soranları şöyle cevaplamıştı:
- Çünkü Ferrari'nizi veya Lamborghini'nizi lokantaya sokup garsona gösteremezsiniz.
Önümüzdeki bizim kutlayacağımız en yakın tarih olan 30 Ağustos "Zafer Günü" yaklaşırken, hep birlikte neyi kutlayacağımızı şimdiden düşünmeye başlamalıyız.
Çünkü bazıları için 30 Ağustos'a yaklaşılırken bilinmesi gereken şey "Büyük Zafer"de olup bitenler değil, Yüksek Askeri Şûra'da kimlerin emekliye sevk edilecekleri ve kimlerin terfi edecekleri olacaktır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN