Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Çok uzun yıllar "Tek gıda rejimi" uygulanan Türk siyasetinin midesi, "Çoğulcu beslenme"yi hemen hazmedemiyor.
1930'lara, 1950'lere dönmeye gerek yok.
Hatırlayın 1960'ların 12 Eylül askeri müdahalesine dayandığı dönemleri.
Tek gıda rejimli Türk siyasetine 1961 Anayasası ile sağın ve solun her çeşidi girince, toplum da, devlet de nasıl gaz sancıları çekmeye başlamıştı.
"Demokrasi" ile "Çoğulculuk" bir arada düşünülmediği için, her farklı görüş birbirini ihanetle, kökü dışarıda olmakla suçlamaya başlamıştı.
Sağ-sol kavgaları tabana inmiş, gazete yazarları da tıpkı bugünkü gibi birbirleri hakkında tasfiye listeleri hazırlamaya başlamışlardı.
Bugünün demokratik siyasetine daha önce ağırlıkları hissedilmeyen "Kürtler" de katılmış bulunmaktalar.

Yeni dengeler

DTP'nin varlığına alışılması zaman alacak.
Diğer yandan AK Parti'nin tabanının bir bölümünü oluşturan "Siyasal İslam" da, tek gıda rejimli demokrasinin midesinin pek alışık olmadığı bir toplum kesimini içeriyor.
Nitekim AK Parti de, DTP de "Cumhuriyet Muhafızları"na göre kapatılmaları şart olan partiler.
Biliyoruz ki demokrasimiz bu yeni besinleri de hazmedecektir.
Burada benim anlamakta zorluk çektiğim durum, bizim mesleğin mensuplarının geçmişi hiç yaşamamışlar gibi yine birbirlerine adeta kan düşmanı olmalarıdır.
1960'ın 27 Mayıs darbesi ertesinde bazı gazeteciler, "Demokrat Parti yandaşı" oldukları gerekçesiyle Ankara Gazeteciler Cemiyeti'nde kara listeye alınmışlardı.
Bu ayıp daha sonra unutuldu ve sol-sağ kavgasına uyumlu bir kamplaşmaya girdi gazeteciler.
Bu dönemde de bazı köşe yazarları kara listeler hazırlamaya ve bunları köşelerine taşımaya başladılar.
Farklı düşünce sahipleri birbirlerini her çeşit aşağılayıcı ve karalayıcı ifadelerle insan içine çıkamaz hale getirmeye çalışıyorlar, hatta hedef gösteriyorlardı.

Aynı ayıbı tekrar etmek
Şimdi de aynı duruma başka zeminde tanık olmaktayız.
Artık gazete köşelerinde olaylar değil diğer köşe yazarları ele alınıyor.
AK Parti iktidarının söylemleri ve icraatı ya "Ak" ya da "Kara" çizgisinde değerlendiriliyor.
Bu icraatın bir bölümünü doğru bulanlar ise, "Karacılar" tarafından hemen karalanmaya başlanıyor.
Aynı şekilde AK Parti'ye siyaseten veya ideolojik olarak karşı konumda bulunanlara da kolayca "Ergenekoncu" damgası vuruluyor.
Bir mesleğin mensupları kendileri gibi düşünmeyen meslektaşlarına "Acaba bunları nasıl tasfiye ederiz" açısından bakarlarsa, o meslek açısından bu çok utanılacak bir durum değil midir?
Halkı cahil ve kendilerini üstün yaratıklar olarak görenlerin, meslek ortamına kin, nefret ve hakaret saçmalarını acaba o halk nasıl değerlendiriyor?
Evet... Bu da geçer ama delerek geçer böyle şeyler.
Dün de böyle olmadı mı?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN