Türkiye'nin en iyi haber sitesi

En sık duyduğum cümlelerden birinin kaynağını teknolojideki gelişmeler oluşturuyor...
Mesela konuşmanın ötesindeki her türlü işlevi de gerçekleştiren yeni kuşak cep telefonlarından birini eline alan kişi, şaşkınlığını ve hayranlığını aynı cümle içinde birleştirerek şöyle diyor:
-Bakalım bu gidişin sonunda neler göreceğiz...
Düşünün ki her türlü ve her alandaki yeniliğe açık olan Turgut Özal interneti göremedi.
Çok uzak bir tarihten söz etmiyorum.
1990'lara girdiğimizde internet sivil dünyanın hizmetine girmemişti.
Şu arama motorlarını ve mesela "Google" ı düşünün.
Bir çok bilmiş herhangi bir konuda kuru sıkı atmaya başlayınca, dağ başında veya deniz ortasında da olsak IPhone'dan "Safari"ye girip Google'a ulaşıyorum.
O çok bilmişin üzerinde çeşitlemeler yaptığı konu hakkında internette ne bilgi varsa, telefonumun ekranına dökülmeye başlıyor.

Palavralara son...

Neyin doğru neyin yanlış, neyin gerçek neyin palavra olduğunu hemen görüyorum. Konuşan kişiye telefonu verip ekrandaki bilgiyi gösterince, onun yüzünün kızardığına ve sustuğuna tanık oluyorum genellikle.
Bilişim çağı öncesi siyaset dünyamızdaki tartışmalarda en sık duyulan ve karşı tarafı susturan çıkış "Bu söylediğin dünyanın hiçbir yerinde yoktur" içerikliydi.
1960'ların TBMM'sindeki bilim kökenli bir milletvekili, bu çıkışı sık sık yapardı.
Daha da ileri gider, yanındaki çantasından kitaplar çıkartıp kürsüye koyar ve tartışılan konu hakkındaki bilgilerin tümünün bu kitaplarda olduğunu söyleyip rakiplerini sustururdu.
Bir gün ona "Hangi konunun tartışılacağını nasıl önceden tahmin edip bu konuya ilişkin kitaplarla gelebiliyorsunuz Meclis'e" diye sorduğumda gülmüştü.
-O kürsüye koyduğum kitapların tartışılan konularla pek ilgileri yoktur. Ama şimdiye kadar kimse o kitapları sorup, bunları okumak için bana başvurmadı... herhangi bir konudaki kitapları kürsüden göstersem bile karşımdakiler ürküp susuyorlar, diye cevaplamıştı sorumu.

Kitap olmasa da

Bugün rahmetli olmuş o siyasetçinin yaptığını yapmak mümkün değil.
Yeni kuşaklarla kitapların arasında yine mesafe olsa da, bilgisayarların ve GSM cep telefonlarının ekranlarındaki yazılarla hemen herkes çok yakın ilişkide.
Diyelim ki bir siyasetçi gırtlağını yırtarcasına güncel gelişmeleri ele alıyor ve "Vatanı bölüyorsunuz, tarihte böyle şey görülmedi" diye atıp tutuyor kürsüde.
Hemen arama motorlarındaki kozmik hafızaya başvuruyorsunuz.
"Tarihte böyle şey görülmedi" biçiminde anlatılan durumun geçmiş yıllarda defalarca gündeme geldiğini görüyorsunuz.

İşi abartmayalım
Ama interneti kullanırken de, diğer teknoloji ürünlerini kullanırken olduğu gibi işi abartmaktan kaçınmalıyız.
Bizim Sabah'ın "İş'te İnsan" ekindeki bir haberi hatırlatarak ne demek istediğimi anlatmış olayım:
- İspanya Miguel Hernandez Üniversitesi'nin yaptığı araştırma, her 100 kişiden 40'ının hastalıklarla ilgili bilgileri internette aradığını ortaya koydu. Rapor ayrıca her üç doktordan birinin, internetteki sağlık bilgileri yüzünden hastaları ile olan ilişkilerinin zorlaştığını ve güvenilirliklerinin azaldığını düşündüğünü ortaya çıkardı. Araştırmada öne çıkan bir başka bulgu da hastaların yüzde 90'dan fazlasının, tedavi olacakları doktorla ilgili internette araştırma yapıyor olması. Doktorların sadece yüzde 20'si ise internetin hastaların
özgürlüğünü artırdığını düşünüyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN