Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Akıl ile duygular arasında kalmışların coğrafyasıdır Ortadoğu...
Düşünün ki Avrupa'nın 19'uncu ve 20'nci yüzyıllarının tarihi Almanya ile Fransa'nın savaşlarının hikâyesi gibidir. Neticede bu iki ülkenin anlaşmazlıkları iki tane Dünya Savaşı'nı da içerir.
Şu anda bu iki ülke aynı para birimini (Euro) kullanıyorlar.
Aralarında eski "Demir Perde"lilerin de bulunduğu Avrupa Birliği üyesi ülkeler, siyasi ve ekonomik kaderlerini Brüksel'de alınacak kararlara terk etmiş durumdalar.
"Akıl" eski Avrupa'nın kin ve nefrete dayalı duygularını buharlaştırmış durumda.
Kimi Katolik, kimi Protestan... Sayısız etnik ve kültürel farklılıkları var. Ama farklılıklarını değil ortak çıkarlarını ön plana çıkarmayı tercih etmişler.
Asgari müşterekler olarak da özgürlükçü ve çoğulcu demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü ve her alanda serbest rekabeti seçmişler.

Sürekli kriz üretimi

Bir de Ortadoğu'ya bakın. Tarih ve coğrafyanın birbirleriyle birlikte yaşamaya mahkûm ettiği ülkelerin aralarındaki anlaşmazlıkların dökümünü bir çıkartmayı deneyin...
Irkları ve dinleri aynı olan Arap ülkeleri arasındaki anlaşmazlıkları bir sıralayın. Veya Sünni-Şii farklılığının bu coğrafyaya ne tür krizler ve savaşlar getirdiğini hatırlayın.
Gelişmiş dünyada topraklarından petrol çıkan ülkelerde refah artar, sistem güçlenir, siyasi ortam istikrara kavuşur.
Ortadoğu'da ise petrol ya despotları ya da teokratik rejimleri fonlamaya yarar.
Türkiye çoğulcu ve özgürlükçü demokrasiyi hayat tarzı olarak seçerek siyasi kaderini coğrafi kaderinden ayırmayı başaran bir Ortadoğu ülkesidir...

Aklımız Batı'da vücudumuz Doğu'da

Ama unutmayalım ki yine de Ortadoğuluyuz.
Ortak çıkarlarımızı vurgulamak yerine farklılıklarımız üzerinde siyaset yapmayı tercih ediyoruz çoğunlukla.
Demokrasi bir uzlaşmalar rejimidir Batı'da.
Bizde ise uzlaşan tarafa "Taviz mi verdin" diye saldırır yandaşları.
Gelişmiş dünyada müzakere ve pazarlık, anlaşmazlıkların çözümü ve krizlerin sona erdirilmesi için başvurulan kaçınılmaz yöntemlerdir.
Burada ise krize çözüm arayana "Vay, sen yoksa pazarlık mı yaptın" diye hücum edilir.

Tercihimizi yapmalıyız

Açıkçası bir tercih yapmamız gerekiyor...
Sosyo-politik ilişkilerimizi Ortadoğulu alışkanlıklarla sürdürmenin sonuçlarını, siyasi ve ekonomik krizlerle ve askeri darbelerle defalarca yaşadık.
Siyasi sözcülerin akılları yerine birbirlerine duydukları öfkelerini seslendirmelerinden, her seferinde demokrasi düşmanları yararlandı.
Sorunlarımıza uzlaşarak evrensel değer ölçüleri ile çözüm aramak yerine bunları ya görmezden geldik ya da bunları askerin ve polisin yetki alanlarına bıraktık.
Şimdi farklı bir yaklaşım var gündemimizde. "Barış" ve "Uzlaşma" yükselen değerler.
Siyasetin aktörleri ve parti sözcüleri artık Ortadoğulu gibi değil Avrupalı meslektaşları gibi davranmayı denemelidirler.
Kin, nefret, şiddet ve öfke, demokratik siyasetle uyuşmuyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN