Türkiye'nin en iyi haber sitesi
BAŞYAZI MEHMET BARLAS

Safsata üretimi ile siyaset etmeyi karıştıranlar var

Meğer muhalefet adına siyaset yapmak ne kadar kolay bir işmiş...
Cumhurbaşkanlığı seçiminde açık ara ile favori aday AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Tayyip Erdoğan ya... Ana muhalefet CHP de, ikinci muhalefet MHP de kendi genel başkanlarını cumhurbaşkanlığına aday gösteremediler ya...
Şimdi gündeme getirdikleri konulara bakın...
- Madem Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı adayı, o zaman hemen Başbakanlığı bırakması gerekir...
Oysa bunların arasında Ahmet Necdet Sezer'in cumhurbaşkanı adayı olarak gösterilmesi ve bunun TBMM'deki oylanması sürecinde aktif siyasette bulunmuş olanlar da var...
Acaba bunlardan hangisi "Ahmet Necdet Sezer cumhurbaşkanı adayı olduğunda Anayasa Mahkemesi Başkanlığını bırakmış mıydı" sorusuna, bugünkü yaklaşımlarını doğrulayacak bir cevap verebilir?

Safsata üretimi

Bunların galiba çaresizlikten bir başka tartışma konusunu da gündeme getirdiklerine tanık oluyoruz...
- Anayasaya göre Cumhurbaşkanı tarafsız olmalıdır. Oysa Tayyip Erdoğan'ın tarafsız olması mümkün değil...
Bu tür iddialarla ve Anayasa'daki Cumhurbaşkanı Yemini'nin ışığında "Tarafsızlık" meselesine bakanlar, iki önceki Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e "Hem tarafsız kalıp, hem de 28 Şubat post-modern darbesini Necmettin Erbakan ile Tansu Çiller'in bertaraf edilmeleri için nasıl kullandın" diye bir sorsalar...
Artık safsata üretimi haline dönüşen bu tarz siyasetin daha hangi noktalara ulaşacağını kestirmek kolay değil.

Siyaset ve yetkiler...

Hatta bazıları "Tayyip Erdoğan kendisini hükümetin de başı olarak görürse, yargıçları nasıl atayabilir" söylemi ile "Kuvvetler Ayrılığı" ilkesini hatırlatmaktalar. Bunların yargıçların yasama organı olan TBMM tarafından belirlenmeleri durumunda, kuvvetler ayrılığı ilkesinin ne olduğunu düşünmedikleri belli değil mi?
Mesela Cumhurbaşkanı devletin, Başbakan da hükümetin başı olurmuş... Cumhurbaşkanı siyaset yapmaz, sadece devletin kurumları arasındaki uyumu gözetirmiş... Üstelik bunları söyleyenler arasında kendilerini Atatürkçü olarak sunanlar da var.
Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceğini belirleyecek olan ve üstelik bazı kesimlerce sürekli eleştiri konusu olan siyasi kararların, Cumhurbaşkanı Atatürk tarafından alındığını bunlara hatırlatmak gerekmez mi?

Sorumsuz ama yetkili olmak

Atatürk Türkiye ile dış dünyanın uzlaşması ve savaşın bitmesi için Lozan'da Kıbrıs'tan, Batı Trakya'dan, Kerkük'ten, Musul'dan vazgeçmiştir...
Batılılığa uyum için bir gecede alfabeyi değiştirmiş, Medeni Kanun'u müzakeresiz kabul ettirmiştir...
Bu çaptaki siyasi kararları cumhurbaşkanları mı, yoksa başbakanlar mı alabilir?
Tabii ki bazı siyasetçiler için "Sorumsuz ama yetkili" bir cumhurbaşkanı olmak tercih edilebilir bir konumdur. Mesela yıllarca hem sorumlu hem de yetkili bir siyasetçi olarak mesleğini icra ederken ve yaptıklarından ötürü aferin almak yerine yapamadıklarından ötürü sürekli eleştirilen Süleyman Demirel, Cumhurbaşkanı olur olmaz başbakanlara "Enflasyonu düşürün", "Bütçeyi denkleştirin", "Eğitime önem verin" benzeri talimat listeleri göndermeye başlamamış mıdır?

Bu defa durum farklı

Ama belli ki Tayyip Erdoğan böyle yapmayacak... Acaba rahmetli Fahri Korutürk gibi yapsa cumhurbaşkanlığını, daha iyi mi olurdu?
Örneğin Demirel-Ecevit zıtlaşması ile geçen ve 12 Eylül darbesine dayanan uzatmalı siyasi kriz hakkında 1970'lerin Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'e "Neden ağırlık koymuyorsunuz" denildiğinde, kendisinin Atatürk ve İnönü ile karıştırılmaması gerektiğini söyler ve "Onların arkasında Kurtuluş Savaşı zaferinin ağırlığı vardı" derdi.
Tabii bütün bunların ötesinde bu defa Cumhurbaşkanı'nı halkın seçeceği gibi bir olgu da var...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA