Çok partili özgürlükçü demokrasinin yerleşik dünya görüşü haline tam olarak gelmediği ülkelerde siyasi ve idari kurumlaşma tam oluşmadığı için, gelişmelerin yönü kişilerin başarılarına endekslidir... Böyle bir ülkede her şey yolunda giderken, yönetimdeki bir kadro değişikliği ile tablo tersine dönebilir. Belki de bu nedenle "Şehirlerin parklarında kurulların değil kişilerin heykelleri vardır" denilir.

Özal olayı
Söylediklerimizi yakın tarihte "Özal öncesi" ve "Özal sonrası" Türkiye arasındaki farka bakarak doğrulayabiliriz. Bir değişim mühendisi olan , Türkiye'yi hem dünya rekabetine açtı, hem de bir türlü içinden çıkılamayan devletçilik ideolojisini geçmişe gömdü. Özal'ın değişimci politikaları ile gerçekten 21'inci yüzyılın Türk asrı olacağına inanmaya başlamıştık. Özal'ın bakanlarını da kararlı reformcular olarak görürdük.

Fiyasko kadrolar
Ama Özal'ın ayrılması ile her şey tersine döndü. Artık içine girilen 21'inci yüzyıl Türk asrının başlangıcı değildi. 2000'li yıllara girilirken ekonomik ve siyasal krizler sarmalı Türkiye'nin ufkunu karartmaktaydı. O hayranlıkla izlenen Özal kadrolarının, liderleri olmadan fazla bir anlam taşımadıkları da anlaşılmıştı.

Erdoğan olayı
Bütün bu söylediklerimiz Recep Tayyip Erdoğan için de geçerlidir. Onun Cumhurbaşkanı olması ertesinde oluşan yeni yönetimin, koalisyon arayışlarına bile girdiğini görmedik mi? Öyle bir siyasi tablo vardı ki, sanki iktidarının kadroları "Erdoğan sonrası" dönem için hazırlıklar yapmaktaydı. Siyasete Erdoğan takıntılı beyinlerin egemen olma hazırlığında bulundukları izlenimi yaygınlaşmaktaydı. Kısacası 7 Haziran seçimleri ile 1 Kasım seçimleri arasında geçen sürede bunları gördük.

Erdoğan'sız da olmaz
Daha önce de Gezi kalkışması sırasında Erdoğan Kuzey Afrika gezisinde olduğu için, buradaki kadroların "Sandık teferruattır" söylemini kabullendiklerini görmemiş miydik? Başarının da başarısızlığın da kişilere bağlı olduğu mevcut sistemimizde, özellikle AK Partili kadroların Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın söylemlerini ve uyarılarını dikkatle değerlendirmeleri gerekiyor. "Özal'sız ANAP"ın serüvenine özenmek gibi bir akılsızlığa kapılmak ve güncel dengeleri yanlış yorumlayıp "Erdoğan dönemi geride kalıyor" çizgisinde çeşitlemeler yapmak, büyük bir hata olurdu.
Yani eğer AK Parti "Metal yorgunluğu"nu geride bırakabilecekse, bu ancak Erdoğan'ın liderliğinde mümkün olacaktır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN