Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Meslekte 'esası gözden kaçırıyor' muyuz? Buna 'evet' yanıtını verenler, kitle gazetelerindeki köşelerde gündemin iyice 'kişisel konular'a kaymasını örnek gösteriyor. Bu da güven kaybına yol açıyor

Kamusal veya özel haber kuruluşlarımızda -yazılı basın olsun, görsel medya olsun- çalışanları ortak bir meslek ahlak rehberliğine bağlayıcı, gazeteciye bir nevi özdisiplin sağlayıcı "etik kurallar" oluşturma hevesi pek yok.
Olanlara da riayet edildiği pek söylenemez.
Köşelere yansıyan bireysel konu tercihlerine, "köşeler dokunulmazdır" şeklinde yerleşen sakat kalıplara ve mesela Emin Çölaşan'ın yazdığı türden kitaplara ve etiğe saygı çağrılarına arsızca meydan okuyuşlara bakıldığında, kuralsızlığın nedenleri kolayca anlaşılır.
İçimizden bir kısmı toplumda haklı eleştirilere neden olan imtiyazlıların benzeri bir sosyal ayrıcalık düzeyine erişme ve orada kalma mücadelesinde. Daha beteri, bu mücadelede gazetecilik ve haber kuruluşu birer araç.
Buna itiraz eden de hemen hemen yok gibi.
Aslında, çok satan kitle iletişim gazetelerinde köşeler, hem analiz ve yorum (yani haberin sunduklarını belli bir çerçeve ve perspektife oturtma eylemi) hem de hayatın farklı tadlarını, tarzlarını, beğeni odaklarını yansıtır, nesnel olandan öznel olana doğru uzanırlar.
Öyledir. Ancak, haber ve yorumun belli bir ahlak çerçevesinde halka kavuştuğu ülkelerdeki yayın organlarında, köşe yazarı veya yorumcunun popülerliği üslup tadıyla ve seçtiği konuların cazibesiyle ölçülür. Kendisini haberin veya yorumun ötesinde, onu kenara iten bir merkeze oturtan, "benmerkezci" tipler bile, kırmızı çizginin nereden geçtiğini bilirler.
İki çizgi vardır. Biri, etik alanı ihlal etmekle, diğeri ise haber değeri taşıyan gelişmelere özne olmakla ilgilidir. Bu iki noktada, -varsa- haber kuruluşunun yayın ilkeleri, yoksa gazetenin içeriğinden ve itibarından sorumlu genel yayın yönetmeni devreye girer.
Muhabirden nasıl meslek ahlakı beklenirse, yorumcudan da beklenir.
Köşelerin kişisel çıkar sağlama veya öç alma kanalları olmasına izin verilmez.
Türkiye'de böyle bir kaygıya pek rastlanmıyor. Ulusal veya uluslar arası asli gündemin bir yana itildiği, ağırlık noktasının artan ölçüde yazanların kişisel meselelerine odaklandığı, köşelerin hukuksal davaların suçlama veya savunma makamı haline getirildiği, başka köşelerin fikir yerine kişisel hesaplaşma ve hakaret için kullanıldığı bir ortam söz konusu. Kötü olan, yaratılan bu ortamın, asıl varoluş nedeni halka gerçeğe en yakın bilgiyi ve kanaati aktarmak olan gazeteciliğin altını daha da fazla oymaya devam etmesi.
Diyelim ki bir köşe yazarı hakkında bir suç isnadı veya şaibesi var. Bunu haber yapmaya çalışan gazete (veya TV), ona yanıt vermeyi reddeden "şüpheli" tarafından, köşesi kullanılarak topa tutuluyor. Halk da "bu ayrıcalık benim dert ve sıkıntılarımda neden bana tanınmadı?" diye hayıflanıyor.
Kısacası, yaratılan bu görünmez dokunulmazlık zırhı, mesleği zaafa uğratıyor.
Yandaki yazıda, bu zırhın ABD'de ne kadar ince olduğunu gösteren üç örnek var.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN