Etik, bütün meslekler içinde üçünün gücünü, rolünü; devamlılığı ve saygınlığını belirler: Avukatlar, doktorlar ve gazeteciler. Daha açık bir söyleyişle, bu mesleki alanlar etik kurallara sadakat ve duyarlılık olmadan işleyemez.
Britanya'daki Murdoch olayının gazetecilik mesleği üzerinde yarattığı artçıların sebebi de bu; sonuçları da yine bunun üzerinden olacak.
Murdoch grubu gazetelerinin telefonları gizlice dinlemesiyle ilgili soruşturma devam ederken 'fikri takip' açısından iki noktaya dikkat çekelim. Birincisi, Britanya medyasının ortak özdenetim kurumu Basın Şikâyet Komisyonu'nun (PCC) geleceği ile ilgili.
Sunday Sport gazetesinden iki tabloid muhabirinin gizlice hastane odasına girip, aktör Gordon Kaye'in bir kaza ardından feci durumunun fotoğrafını çekmesi ve yayınlamasından sonra, -şu anda Türkiye'de olduğu gibi- hiçbir etkisi kalmadığı anlaşılan İngiltere basın konseyinin 1991'de apar topar yerini almasından bu yana PCC, dünyada örnek gösterilen, düzgün bir 'özdenetim' modeliydi.
Daha doğrusu, öyle sanılıyordu. Murdoch olayından sonra aslında pek de etkili olmadığı, güçlü olanların haklarını gözettiği, ama güçsüzlere büyük ölçüde sırt çevirdği anlaşılıverdi.
Gazete patronlarının finansmanı ile işleyen, editörlerce desteklenen PCC herhangi bir cezai yaptırım öngörmüyor, ama özellikle tabloid basındaki etik dışı haber mağdurlarının (cevap ve savunma) haklarının korunmasına aracı oluyordu.
Ama şimdiki tartışma, bir daha Murdoch olayının yaşanmaması için, daha da önemlisi etik ihlallere çarenin sert yasalar yoluyla -basın özgürlüğünü baltalayacak şekildebulunmasını önlemek için PCC'nin de tamamen lağvedilmesi veya sıkı bir restorasyona tabi tutulması üzerinden yürütülüyor.
Bazı mesleklerde etik ne kadar önemli, işte size hatırlatması.
Dahası var. Bazıları, (en azından) Britanya medyasında çalışan gazetecilerin bir 'meslek yemini' etmesinin gereğini vurgulamaya başladı.
Bunların başını araştırmacı-yazar George Monbiot çekiyor.
"Siyaset gazeteciliği, siyasilerle gazetecilerin ortak üyesi olduğu bir menfaat kulübüdür" görüşünden yola çıkan Monbiot, geçenlerde Guardian'da çıkan bir yazısında şunları yazdı:
"Birçok gazeteci, hesap sorması gereken insanların inanç ve kültürlerine tam iliştirilmiş durumda. Seçkinler arasındak iktidar mücadelesine heyecanla tanık oluyorlar, ama o seçkinlerle tahakküm altında tuttukları insanlar arasındaki ihtilaflarla ilgilenmiyorlar... Gazeteciliğin başlıca amacı, güç sahiplerinden hesap sormaktır. Ama bu amaç tersyüz oldu.
Köşe yazarları ve blogcular büyük grupların silahşörü olarak istihdam ediliyor, onların çıkarını eleştiren insanlara vuruyor, güçsüzlere kafa tutuyorlar. Basın baronları arada sırada yoksulların çıkarlarını korumasını istese de, zenginlerin çıkarlarına hiç dokundurtmuyor."
Monbiot'nun önerisi, "okurların gazetecilere baskı kurması". Gazetecinin mesleki bağımsızlığının artması için de okur talepleriyle bir 'gazetecilik yemini' edilmesini istiyor. Hazırladığı bir taslak yemin metni de var. Bunu meslek kuruluşlarının imzaya açmasını öneriyor.
Monbiot'nun yemin taslağı şöyle:
"Gazeteci olarak asli görevimiz, güç sahiplerinden hesap sormaktır. Onların çıkarlarını teşhir eden haber ve konulara öncelik vereceğiz. Zengin ve güçlü olanlarla ilişkilerimizde çok dikkatli olacak, topluluklarına iliştirilmemeden çalışmaya özen göstereceğiz. Karşılığında çıkar sağlama uğruna, siyasiler, iş adamları ve diğer hükümran kesimlerlerin işlerini irdeleyen haberleri ihmal etmeyecek, veya onları çarpıtmayacağız. Belirli bir fikri savunmak adına para kabul etmeyecek, bizi belli görüşlere kaydırma'çabalarına direneceğiz. Mercek tuttuğumuz güç odakları ve onların kökeni hakkında bilinç sahibi olacağız. Başkalarından hesap sorarken kendi dünya algılamamızı da aynı güçle sorgulayacağız. Yanlışlığımızı fark ettiğimizde, bunu açıkça halka ilan edeceğiz."