Yunanistan, 15 Mayıs'ta İstanbul'da yapılacak Eurovizyon Şarkı Yarışması için için harıl harıl çalışıyor. Yunan Devlet Televizyonu, Yunanistan'ı İstanbul'da temsil edecek sanatçıyı seçmek için ünlü plak şirketi MINOS-EMI ve Vodafon şirketinin finanse ettiği bir yarışma programı düzenledi. Yarışmaya katılan onlarca gencin arasındaki Apostolos Pshramis adlı amatör ses sanatçısı birinci geldi ve İstanbul'a gelmek üzere bavullarını hazırlamaya başladı.
JÜRİ BİR TÜRLÜ ANLAŞAMADI
Ancak son anda jüri üyeleri arasında çıkan bir anlaşmazlık herşeyi alt üst etti. Jüri üyelerinden biri Pshramis'in amatör bir ses sanatçısı olarak 'iyi' olduğunu ancak Yunanistan'ı temslil edecek 'çapta' biri olmadığı görüşünü savunarak alınan kararı veto etti. Bunun üzerine de Yunanistan'ı temsil etme görevi, ülkedeki gençlerin ilahı olan genç şarkıcı Sakis Ruvas'a teklif edildi. Ruvas, Eurovizyon'da yarışacak besteyi dinleyip bu şarkıyla İstanbul'da ülkesini temsil etmeyi kabul ettiğini açıklayınca geriye bir tek 'amatör ses' Apostolos Pshramis'e ne olacağı sorusu kaldı.
AMATÖR SES VOKAL YAPACAK
YARIŞMA komitesi toplantı üzerine toplantı yaptı ve son karar açıklandı: Eurovizyon'da Yunanistan'ın ülkenin sevilen ismi Sakis Ruvas temsil edecek, başarılı 'amatör ses' Apostolos Pshramis'de ona vokal yapacaktı. Sakis Ruvas genç, son derece hareketli, dinamik, genç kızların rüyalarına giren, Yunanistan'ın en iyi ses sanatçı ve şovmenlerinden biri olarak tanınıyor. Aslen Batı yunanistan'daki Korfu adasından olan Ruvas'ın bir özelliği de hiç 'şımarık' olmayışı. Ruvas, son derece mütevaz bir kişilik olmasına rağmen, 1997 yılında yaptığı sürpriz bir hamleyle Yunanistan'ı da Türkiye'yi de, Kıbrıs'ın her iki kesimini de ayağa kaldırmıştı. Ruvas'ın çu', Burak Kut ile birlikte Lefkoşe'nin yeşil hattında 1960'lardan beri yapılmayan bir şeyi yapmış olması yani adanın en "alevli" noktasında ortak bir konser vermesiydi. İki genç sanatçı, konserden sonra Türk ve Rum milliyetçilerinin taş yağmuruna uğradıkları yetmiyormuş gibi Rivas, Yunanistan'da tam bir yıl sahnelerden uzak kalacak ve yeni plak da dolduramayacaktı...
VATAN HAİNİ İLAN EDİLMİŞTİ
FANATİK çevrelerde "vatan haini" bile ilan edilen Ruvas, aynı yıl, Türk-Yunan dostluğuna katkılarından dolayı Abdi İpekçi Barış Ödülü'ne layık görüldü. Ruvas tüm bu suçlamalara rağmen kendi bildiği yolda yürüdü. Bir sene 'karantinada' kalmayı göze aldı ve tekrar sahne alınca yer yerinden oynadı. Hayranlarından tek bir kişiyi bile kaybetmemişti Ruvas...