Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Günümüz insanı ölüme hiç hazır değil. Aslında insan, genelde ölüme hazır değil. Galiba çok eskilerde böyle değildi; belki de insanlar, özellikle kutsal kitapların ve yaşadıkların koşulların etkisiyle, bir şekilde ölüm farkındalığı taşıyorlardı. "Ölümün ne zaman, nereden, nasıl geleceğini" hiç bilmeseler de; kendilerini doğal bir kabullenişin kucağında, akışa bırakıyorlardı. Kapitalizm sonrası modern insan ise sanki hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyor. Ölmeyecekmiş gibi hızla tüketiyor... Ölmeyecekmişcesine hep mülkiyet peşinde. Sahip olmanın "dayanılmaz hafifliğinde!"

KOCAMAN HIRS ATLARI

Belki de böyle yaşadığı için, modern insan; sevmeyi de öğrenemiyor. Sonsuza kadar yaşayacakmış rahatlığında davranınca; bir gün mutlaka öleceğini düşünmeyince; bu farkındalığını kalbinin derinliklerinde duymayınca; her insanda kocaman hırs atları çıkıyor meydana... Önce insanın zihninde dört nala koşmaya başlıyor o atlar... Sonra gövdesinde, ilişkilerinde, aynaya bakamadığı yüzünde... Elbette, bir davayı, bir işi; kendisi, ailesi, yakınları ve insanlık için başarmakla; hırslar denizinde kulaç atmayı birbirine karıştırınca modern insan; iyice uzaklaşıyor ölümün farkındalığından... Bu "farkındalıksızlık" hali de, trajik çelişki, "farkında olunmadan" gelişiyor...
Bu nedenle insanların çoğu, sanki derin uykuda gibi... Sessiz, mutlak hakikatten çok uzakta, derin uykuda... Ayrıca o derin uykuda; "uyanık gibi yaşarlarken"; hatta sadece "yaşar gibi yaparlarken", aslında "uykuda olduklarını da" hiç bilmiyorlar...Zaten insanlığın sanki büyük trajedisi bu...

O BOŞLUKTA ASILI İNSAN

Ah! İçinde kendisiyle birlikte uyuyan kocaman bir boşluk... Ya da o boşlukta asılı insan!
Uyanması için insanlığın bu sessiz yaşam rüyasından; inançla, sezgiyle, hayata yeniden bakmak; akıl ile beslemek, sağduyu ile süslemek; sevgiyi öğrenmek, hissetmek gerekiyor galiba...
Bir aşk lazım insana... Kadın-erkek aşkı... İnsan aşkı... Çocuk aşkı... Kardeş aşkı... Aile aşkı...
Yaşam aşkı... Doğa aşkı... Toplamında, anlatılamaz bu kosmozda, ilahi bir aşk belki...
Ey insan, insana aşk gerekli çünkü! İşte bu nedenlerle hayatın anlamında, ölüm saklı...
İnsanın kendi sonsuzluğunda, ömürler sınırlanmasaydı; bu sonsuzluğun, sınırsızlığın farkına hiç varılamayacağı için; anlamımız galiba çok eksik kalacaktı... Her insanın doğduğu andan itibaren, yavaş yavaş ölmeye başladığını da anlayamayacaktık...
Bu nedenle "Ölüm gelecek diye, acı çekmek en büyük anlamsızlık. Ölüm varken biz yokuz. Biz varken ölüm yoktur. Onunla hiç karşılaşmayacağız." demişti asırlar önce filozof Epiküros... Sonuçta, "Ölüm eski bir şeydir, ama her insana yeni görünür." Turgenyev'in vurguladığı gibi... Belki de Gogol, ne çok haklı; "Ölüm olmasaydı, yaşam tüm güzelliğini yitirirdi."
En güzel tespitlerden biri de Namık Kemal'in; "Herkes kimsenin sağ kalmayacağını bilir de, kendisinin öleceğine inanmak istemez."
Oysa dikkat edin; belki de her gün hepimiz, sessizce ölüyoruz...
Çünkü "Ölüm uykunun kardeşidir" Oscar Wilde'ın ünlü sözlerindeki gibi... İşte bu nedenle, nereye baksak, bir şekilde ölüm gözükür uzaklardan... Değerli olan, hayatın hakkını vermek, sevmek, üretmek... Her gün daha çok insanlaşabilmek... İnsanlığı daha çok yüceltmek..
.
SON ŞAKA!

Bu daldan dala atladığım yazıyı; İzmirli gazeteci Hilmi Çınar'ın (62) cenazesinden döndükten sonra yazdım... Buruk cenaze ortamındaki herkes ve meslektaşları, birkaç gün önce yolda karşılaşıp konuştuğumuz Hilmi Çınar'ın; kalp kriziyle ani ölümünün şokunu yaşarken, düşünce dalgalarım hüzünlere karıştı... Kendisini muhabirlik yıllarımda, Kemeraltı günlerinden bu yana tanırdım; çok yakınlığım yoktu, ama her zaman saygın bir iletişimimiz olmuştu... Ticaret geçmişi sonrasında, 40'lı yaşlarını aşınca girdiği yerel medya dünyasında, Yeni Asır'ın Genel Müdürlüğü gibi görevleri yapmıştı... Dokuz yıldır çıkardığı Gazetem Ege'nin imtiyaz sahibi olmuştu.
Dün gazetesinin üçüncü sayfasındaki yazısı "Karamsarım..." başlığını taşıyordu...
Sevimli, zeki, ironisi güçlü bir insandı... Ve son şakasını yaptı; herhalde "Karamsarım" yazısını yazdıktan 7 saat sonra öldü...
Mekanı cennet olsun...
Tüm aile bireylerine, eşine, oğullarına, yakınlarına, dostlarına, sabır ve başsağlığı diliyorum...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN