Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Affetmek kişiyi yeni bir yaşama, umut dolu ve mutlu bir geleceğe götürebilir. Affedememek ise öfke dolu bir yaşama mahkum eder

Affetmek, işlenen ya da işlendiği düşünülen bir suça karşı hissedilen duyguları ve davranışları değiştirmektir. Affetme süreci, suç işleyene karşı yapılan bir davranış gibi görünse de, aslında affetmeyi beceren kişinin hissettiği kin, öfke, intikam gibi kendisine zarar verecek olumsuz duyguların azalması ve kaybolması sürecidir.
Çünkü affedebilen kişiler, bu duyguların fiziksel ve ruhsal sağlıkları üzerine yaptığı olumsuz etkilerden kurtulurlar. Daha düşük depresyon ve kaygı bozukluğu riski, daha çok mutlu olma şansı affetmeyle birlikte gelir. Affetme süreci, uzlaşma ve ilişkilerin yeniden düzenlenmesi ile birlikte olmalıdır. Yoksa affetme süreci gerçekleşmemiş olur. Bağışlama tek taraflı yapılabilir ama uzlaşma iki taraf arasında oluşan bir kabullenme sürecidir.

ZORLU BİR SÜREÇ
Affetme süreci zor bir süreçtir. Bu süreci başlatan şeylerin biri, karşı tarafın pişmanlığı ve af dileği, diğeri ise öfke, acı ya da intikam duygularının getirdiklerini yaşamak yerine affetmeye karar verebilmektir. Affetmek kolay değildir. Kişinin kendini yaşamakta olduğu yükten kurtarması diye tariflenebilir. Ama affetmek yapılanları kabullenmek, onaylamak, hak vermek ve unutmak değildir. Affetmek; yapılanlar nedeniyle kendi yaşadığı olumsuz duygulardan ve davranışlardan vazgeçerek, yaşamını bu yükler olmadan, geçmişi sırtlanmadan sürdürmeyi seçmek olarak tanımlanabilir. Benzer şekilde affedilmiş olmak da, yapılan yanlışın yükünden kurtulmak, haklı çıkmak ve hiçbir şey olmamış gibi yaşamını sürdürmek anlamına gelmez. Af dileme, "Yaptığım yanlışın farkına vardım ve bir daha yapmayacağım" anlamına gelir.
Affetmek her zaman yapılamayabilir ya da yapılması doğru olmayabilir. Af dilediği ve gerçekten pişman, yaptığından utanç duyan birini affetmeyerek kendinizi kin, intikam isteği ve öfke dolu bir dünyaya mahkum etmek ne kadar yanlışsa, devamlı hata yaparak özür dileyen ve yaptığından aslında pişman olmayan antisosyal kişilik bozukluğu olan arkadaşınızı, çocuğunuzu, sizi devamlı aldatan eşinizi her seferinde affetmek o kadar yanlıştır.
Çünkü 'hiç affetmeyen' olmayı seçerek, en küçük bir hatada bile insanları hayatlarından çıkaran, intikam almaya çalışan, sürekli cezalandıran kişi ruhsal açıdan ne kadar sorunluysa; hata yapan kişi yerine özürler bulan, pişman olmadan hata yapan kişiyi affetmek için adeta bahaneler arayan, kendi yaşamını çekilmez hale getiren kişi de o kadar sorunludur.
Affetmek kişiyi yeni bir yaşama, umut dolu ve mutlu bir geleceğe götürebilir. Affedememek ise öfke dolu, intikama adanmış bir yaşama mahkum edebilir. Mahatma Gandhi "Zayıflar asla affedemezler, affetme güçlülüğün bir özelliğidir" demiş. İnsanları hatalarıyla, sorunlarıyla, kusurlarıyla kabullenmeyi ve affetmeyi öğrenebilmek gelişmek ve olgunlaşmaktır. En zor olan şey kendimizi affetmek olsa da, kendi hatalarımızla yüzleşebilmek bizi büyütür.

Yasal Uyarı:Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN