Türkiye'nin en iyi haber sitesi
NUR ÇİNTAY

Haydi hanımlar, pedallamaya!

Amsterdam olmayalım tamam da, İstanbul çok daha fazla bisikletliyi kaldırır. Ofise pedallayarak giden işkadınları, çocuğunu okula bisikletle bırakan anneler... Bisikletin ancak kadınların kullanımıyla normalleşeceğini söyleyen ve cesaretlendiren yeni bir inisiyatif var. Kim mi onlar?

Çocukken, tam da şu anda oturduğum sokakta bisiklete binerdim! Caddeye çıkmam yasaktı, sokakta bir ileri bir geri dönüp dururdum. Arada birkaç ev ilerdeki Haşmet de bana eşlik ederdi. Etraf boştu, bina azdı, yol rahattı.
Şu anda sokak dev bir şantiye... Yol mayınlarla dolu... Zaten de inşaatların kamyonları yüzünden sağa gidiyorsun çıkış yok, sola dönüyorsun umut yok. Bilek burkmaya and içmiş kaldırımlarda cambazlık yapmadan üç adım atmak imkânsız. Bisiklete binmeye kalkanın Allah yardımcısı olsun.
Lisede kötü bir öğrenciydim, matematikten ve fizikten ha bire ikmale kalırdım. Güzeller güzeli Zeynep, Erenköy'deki evinden bizim o ara oturduğumuz Caddebostan'a bisikletle gelirdi bana ders vermeye. Öyle 'taş' bir genç kadındı ki, arkasından hayranlıkla bakardım pedallayıp dönerken. Sakin, ferah bir sokaktı. Şu anda karşısındakiyle beraber bizim ev de yıkılıyor, orası da bir başka şantiye yani.
Nereye gitsin peki şimdi bisiklete binen biri? Sahil yolundaki parkura mı? Orada da güzel güzel giden çizgiler, bir noktada şak diye bitiveriyor!
Kazara Bağdat Caddesi'ne çıkarsa da, gündüz vakti, üstelik tıkalı trafikte, altındaki aleti ciyaklata çığlıklata hızdan haz denemesi yapan cadde sosyopatlarının insafına kalmış artık...
Halbuki bisiklet bir uygarlık işareti. Hem zevkli bir spor hem de hayatı kolaylaştıran bir ulaşım aracı. Amsterdam gibi olalım demiyoruz (Orada da o kadar fazla bisikletli var ki, yayalar kendini uzaylı hissediyor) ama şu an olduğundan çok daha fazla bisikleti kaldırır İstanbul.
Hem trafiğe de faydası olur azıcık.

BİSİKLETİ KADIN NORMALLEŞTİRİR

Binen kadın sayısı artarsa bisikletin normalleşeceğini söylemişler. Kim söylemiş? Bisikletli Kadın İnisiyatifi.
Yani kim? Kim ki onlar? "Bizler, gündelik hayatımızda bisiklet kullanan; bazen işe giderken, bazen çocuğumuzu okula bırakırken bisiklet süren kadınlarız" diyorlar. "Fakat sayımız az. Diğer taraftan bizim gibi bisiklet kullanmak isteyen pek çok kadın olduğunu biliyoruz.
Sadece biraz desteklenmeye, mümkün olduğunu görmeye ihtiyaçları var. Biz de bu amaçla bir araya geldik.
Kendi deneyimlerimizi başka kadınlar ile paylaşmak, daha çok kadının İstanbul sokaklarında bisikletiyle dolaşmasını teşvik etmek ve aramızda bir dayanışma ortamı yaratmak için Bisikletli Kadın İnisiyatifi'ni kurduk."
Hangi kadınları hedefliyorlar? "İstanbul'da beş milyonun üzerinde kadın yaşıyor. Tüm kadınlarda farkındalık yaratmak öncelikli hedefimiz. Tabii hepsi bisiklete binmeyecek; bizim için önemli olan ilk adım olarak gündelik hayatta bisiklet kullanmanın mümkün olduğunu göstermek."

ÇEKİNENLERE ÖZEL HİZMET
Nasıl yapacaklarmış peki bunu? "Kadınların bisiklet sürmesinin önündeki bir diğer engel, İstanbul'u bisiklet kullanmaya uygun bir şehir olarak görmemeleri. Bu noktada en önemli konu dayanışma ihtiyacı. İşte biz hem bire bir buluşmalarla, hem de sosyal medya üzerinden kadın dayanışmasını harekete geçireceğiz. Bizler bugüne kadar pek çok şeyi deneye yanıla öğrendik, bisiklet binmeye hevesli kadınlarla tüm bu deneyimlerimizi paylaşacağız, onların sorularını yanıtlayacağız. Bir yerden bir yere bisikletle gitmenin kolay yollarını, güvenlik konusunda yapılması gerekenler ile ilgili pratik bilgileri içeren bir kılavuz hazırlayacağız. Bir de tabii etkinliklerimiz olacak. İşine bisikletle gitmeye çekinen kadınlarla birlikte bisiklet süreceğiz, hepsi adım adım..."
Amaçları bir yılın sonunda İstanbul sokaklarında daha çok pedallayan kadın görmek. "Kadın sayısı arttıkça bisiklet normalleşecek" diyorlar, "Çünkü ancak kadınlar sürerse bisiklet hayatın içine girer." Doğru diyorlar.
Cesaretlendirmek ve de onlardan cesaret almak için 'bisiklet gezgini' ve de 'bisikletli kadın' hesaplarından sosyal medya irtibatına geçilebilir.

YENİ NESİL KOLONYA : İLKYAZ
Eveeet, herkese iyi bayramlar. Ailenizle, dostlarınızla, sevdiklerinizle beraber, ağzınızın tadının yerinde olduğu bir bayram dileyelim.
İlk günü geçirdiğimize göre, tatlı ve şeker ihtiyacı fazlasıyla giderildi. O zaman gelin ben size kolonya tutayım!
Limon kolonyası bana biraz hastalık çağrıştırır.
Lavantaya ise bayılırım. Ama bu yeni nesil kolonyalar, lavantanın pabucunu dama atabilir hoşlukta. Satsuma kokusunun lezzet vaadi var mesela. 'Okyanus esintisi'vari isimler daimi tatil ferahlığı veriyor.
Hierapolis (Amazonlar kraliçesi Hiera adına kurulmuş) Pamukkale'nin eski adı. Aynı zamanda da Pamukkale'de yaşayan, yıllarını eczacılığa vakfetmiş bir ailenin 1973 doğumlu kolonya markası.
İlkyaz'larının tiryakisi oldum. Sadece sürmek değil, arada içmek de istiyorum! En çekici meyve kokularından kayısı, turunç ve mandalinayı bir araya getirmişler çünkü. Önden kayısı baskın geliyor, saniyeler içinde turunçgiller yükseliyor.
Turunçgiller canlandırıcı ve neşe verici, meyveler ve meyve çiçekleriyse yumuşak diye tanımlanırmış. Geleneksel yöntemlerle üretimi bir ay sürmüş. Dermatolojik testten çok iyi not alınca nostaljik cam şişelere koymuşlar, adına da İlkyaz demişler.
Koku çok önemli bir şey. Üzerine yazılmış roman, çekilmiş film, yapılmış pek çok araştırma ve çağdaş sanat işi var. Çok şahsi de bir şey. Hafızayla ciddi bağı var.
Bende geçmişteki güzel, tatlı bir şeylerle eşleşti galiba; durduk yerde mutlu etti!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA