NUR ÇİNTAY
NUR ÇİNTAY

Kuzguni kuşlar sayfiyede!

Unkapanı İMÇ’nin alametifarikası sayılan Kuşlar Boğaz’a kondu. Kuzgun Acar’ın bu en tanıdık i, yaz boyunca Sakıp Sabancı Müzesi’nde. Önce geçmişine kanat çırpalım, sonra da yeni yerinde görüp 600 kiloyla nasıl böyle uçucu olunur, hayran kalalım...

Muhakkak yolunuz düşmüştür. Belki perde ya da döşemelik kumaş almak için. Belki de zamanında 'kaset' çıkartmak için, kim bilir! İMÇ ( Manifaturacılar Çarşısı) şehrin mefruşat ve müzik üssüdür. Taşınılıyor mu, evlenen mi var, perdeler mi erimiş, koltuklara yeni yüz mü lazım... Kazıkçı kumaşçı ile dekorasyon dergisi girdabından çekip çıkaran, İMÇ'dir. IKEA öncesinin cankurtaranıdır. Mefruşat kısmından çıkan çoğu hikâye, gelin-kaynana-elti-görümce-dünür eksenlidir. Orada da hazin şeyler yaşanır; mutfak perdesi yüzünden ne yuvalar kurulamadan yıkılır, doğru. Amma velakin... Esas trajedi yuvası, başka bloktur. Hayaller kurulur, olur zannedilir, gaza gelinir, elde avuçta ne varsa verilir, bir ümit beklenir... Mutlu son azdır. Genellikle umutlar tükenir, kalpler kırılır, çaresizlik diz boyunu bulur. Plak, kaset, CD dönemlerinin hepsini yaşamış, ses kayıt stüdyolarıyla nice yanık gence arabesk krallığı vaat etmiş bu blok, İstanbul'un en hikâyeli yerlerinden biridir.

İMÇ: ADETA İLK AVM

Bina olarak da ilginçtir İMÇ. Modern mimarinin öncü yapılarından... İlk AVM bir nevi. Ama semtin tarihi çevresi göz önüne alınarak, içine sanat katılarak inşa edilmiş bir AVM. Hepsi de Yüksek Mühendis Mimar olan Doğan Tekeli, Sami Sisa, Metin Hepgüler: 1960'da bölgenin imarı ve çarşının inşası için düzenlenen yarışmada birinciliği bu üçlünün projesi kazanır. Sekiz yılın sonunda, altı bloktan oluşan İMÇ çıkar ortaya. Altı kapalı avlu, iki açık avluyla birbirine bağlanan altı blok ve bin yüz küsur dükkân! Çarşıda bugünkü AVM'lerde pek bulunmayan bir özellik de vardır: Plastik sanatlardan örnekler. Füreya Koral, Sadi Diren, Eren ve Bedri Rahmi Eyüboğlu gibi isimlerin işleri... En zihnimize kazınan eserse, Kuzgun Acar'ın 'Soyut Kompozisyon' dediği, sonrasında esnafın 'Kuşlar' adını taktığı i olsa gerek. 1967'de binanın cephesi için açılan yarışma sonucunda yapar Kuzgun Acar bu metal heykeli. Biz de İMÇ'den perde almasak, kaset kovalamasak da, Unkapanı'ndan her geçişte cephesinde görürüz onu. Görürdük daha doğrusu. Zira yaklaşık üç yıldır yerinde yoktu.

NEKAHAT DÖNEMİ!
Açık havada bulunan bir heykel, zaman içinde doğal tahribata uğruyor haliyle. Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı tarafından izinle yerinden çıkarılıp (600 kilodan bahsediyoruz!) restorasyon amacıyla korumaya alınmıştı. Restorasyon (ve konservasyon) tamamlandı, 'Kuşlar' sağlığına kavuştu. Yuvaya dönmeden de nekahat dönemini geçirmek için sayfiyeye geçti! Dün itibarıyla Emirgan'daki Sakıp Sabancı Müzesi'nde ziyaretçi kabul etmeye başladı. 23 Ekim'e kadar orada kalıp, sonrasında İMÇ'ye dönecek. İlk defa müze ortamında ve nasıl ama nasıl yakışmış buraya... Boğaz'a nazır halde yakından görünce, o 600 kilonun uçuculuğu da bir başka çarpıyor.


KUZGUN ACAR'I ANALIM
Kuzguna yavrusu şahin görünür, malum. Şahin, sık kullanılan bir erkek ismi, Kuzgun ise parmakla sayılır. Normal kargadan daha küçük olan karakargaya verilen ad esasında. Kapkaralığı, simsiyahlığı tarif demek: Kuzgun gibi, kuzgunî... Yeni doğmuş bebeğe Kuzgun adının konması pek olağan bir durum değil ama ne kadar çekici bir kelime ve Kuzgun Acar'a da nasıl çılgınca yakışıyor adı... 'Siyahî' hal, anneden geliyor. Ayşe Zehra hanım, Habeşistan-Etiyopya kökenli. Nazmi beyle beraber oğullarına verdikleri tam isim: Abdülahet Kuzgun Çetin Acar. Tarih 1928'in 28 Şubat'ı... İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Heykel Bölümü; Rudolf Belling, Zühtü Müridoğlu, Bedri Rahmi Eyüboğlu gibi isimlerden dersler... İlk sergisini Adalet Cimcoz'un öncü ve ünlü galerisi Maya'da açıyor Kuzgun Acar. 1956'da Venedik Bienali'ne katılıyor. 1961'de Paris'te düzenlenen Uluslararası Genç Sanatçılar Bienali'nde heykel dalında birincilik alıyor. Bursla Paris'e gidiyor, işleri Paris Modern Sanatlar Müzesi'nde sergileniyor. 'de heykel sanatının en mühimlerinden, dahası soyut sanatı kitlelerle buluşturanlardan... Heykelin pek de benimsenmediği güzel ülkemizde, kamusal alanlarda sergilenen heykellerde imzası var çünkü: 1966'da Ankara Kızılay Meydanı'nda inşa edilen ve memleketin ilk gökdeleni olan Emek İşhanı'nın yan duvarı için yaptığı metalden 'Türkiye' misal. Ziraat Bankası'ndan Maden-İş'e, pek çok binada izi var. Sadece heykelle uğraşmıyor; çok yönlü bir sanatçı Kuzgun Acar. Tiyatro ve sinemayla ilgileniyor, mask ve kostümler yapıyor. Bizde heykel denince akla gelen 'Atatürk'lerden yapmışlığı var mı peki? Ticâri olduğunu düşünüp mesafeli bakıyor önceleri ama en son gelen teklifi, halkla iç içe geçmiş bir 'Atatürk' yapma niyetiyle kabul ediyor. Ama yapamıyor maalesef. Merdivenlerden düşüp beyin kanaması geçirerek hayata veda ediyor. Sadece 48 yaşında... Her ölüm erkense de bazıları fazla erken gidiyor. Huzur içinde uyusun. 'Kuşlar'ının SSM bahçesinde Boğaz'a nazır yerleştiğini, hele bir de tam önünde caz konserleri yapıldığını görse, ölümünün tam 40. yılında, huzurdan öte büyük haz da duyardı herhalde...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN