Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Yaşlılara Saygı Haftası’ndayız. Güzel yaş almışları hem sever hem sayarız. Peki vicdanı bozularak yıllananları ne yaparız? Şahin Ağa’nın bilge sözlerine kulak veririz ama kibirli Esma hanıma ‘Yaşına hürmeten’ der geçeriz!

Geçen hafta kocakarı soğuklarından hareketle ekran 'kocakarı'larının kulaklarını çınlatmıştık. Hayriye Çakırbeyli'nin (Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz), Hatice Cevher'in (Hayat Şarkısı), Zeynep Anne'nin (Anne) ve Üzüm Yenge'nin (Bodrum Masalı) dedikodusunu yapmıştık. İçinde bulunduğumuz Yaşlılara Saygı Haftası dolayısıyla, bugün de dizi büyüklerimizden kimlerin elini öpsek?
Yukarıda adı geçenlerden Hayriye Çakırbeyli ile Üzüm Yenge'ye hürmette kusur etmek istemem şahsen. Ama Hatice Cevher ile Zeynep Anne'ye de, sırf yaşlı olduğu için saygı duymak zorunda mıyım?
Handan (Hayır, Alparslan'ın ölen, ölme şekliyle de aile içinde krize sebep olan annesi Handan abla değil, sevgili kuaförüm) metrobüste başına gelen bir şeyi anlattı: Yaşlı bir hanım biniyor, herkes yorgun argın işten dönüyor olduğu için kimse kalkıp yer vermiyor, kadın da olanca aksiliğiyle birini dürtüp, "Utanmıyor musun ben ayaktayken sen oturmaya, kalk da yer ver" diye tersliyor! Terslediği kız, "Teyze valla ölüyorum yorgunluktan, bütün gün ayakta çalıştım" diyor, sonra da ekliyor: "Hayırdır, kısır gününden mi, altın gününden mi?" Handan'ın da bütün gün canı çıkmış ama utanıyor yaşlı birinin azarlamasından, tam kendi yer vermeye niyetlenmişken, neyse ki öndeki genç adam kalkıyor!
Şimdi böyle talepkâr, yaşı icabı her şeyi kendine hak gören, gençleri sevmeyen/anlamayan/ hissetmeyen, onları kınayan/kıskanan/ azarlayan, bedeniyle beraber vicdanı da çöken, gözaltlarıyla beraber ruhu da kararan yaşlılara saygı göstermek mecburiyetinde miyiz? Hadi gösterdik diyelim, buna hakiki, samimi bir saygı diyebilir miyiz? Saygının, içinde sevgi barındırmayanını bize gösterseler, razı gelir miyiz?
Ekranların yenilerinden Esma hanım faraza. Asmalı Konak çağrışımlı, Özcan Deniz'li İstanbullu Gelin'in 'Allah hışmından korusun' dedirten otoriter, kibirli annesi...

GAZI ALINMIŞ BİR EGO
İpek Bilgin'in her rolde ayrı seyir hazzı veren mükemmel oyunculuğuyla karşımıza çıkan bu karakter, oğulları arasında yaptığı ayrımcılıktan yasakçılığa, saygısızlıktan fesatlığa; koşulsuz sevgi ve sonsuz şefkat diye bildiğimiz anneliğin çok ötesinde.
Apaçık nezaketsiz, düpedüz hadsiz, dahası kalpsiz olan Esma Sultan'a, o talep ettiği ve hak ettiği saygıyı anca ikiyüzlü İpek (Dilara Aksüyek) gösterir: Samimiyetsiz saygı. İçi dışı bir Süreyya (Aslı Enver) ise işte anca 'yaşına hürmeten'...
Yaşla beraber olgunluk görmek istiyor insan. Bilgelik. Tevazu. Kusurları ortaya çıkarma değil de örtme niyeti. Görmüş geçirmişliğin getirdiği bir pişmişlik ve tokluk. Gazı alınmış ego. Yatışmış sinir. Vs. Vs.
Şahin Ağa'ya (Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz) onca adam öldürmüşlüğüne, onca hapis yatmışlığına karşılık samimi bir saygı duyabiliriz mesela. Karaktere de, usta oyuncu Turgay Tanülkü'ye de...
En canı gönülden, hiç istenmeden, kendiliğinden saygı duyduklarımızdan Nazif Kara'yı (Karadayı) ve Ramiz Dayı'yı (Ezel) da anmadan bitirmeyelim: Bilgeliğiyle, şairliğiyle, her biri kulağımızda çınlayan aforizmik sözleriyle iki efsane rol... Sesiyle, ifadesiyle, duygu geçirebilme gücüyle, hayattaki duruşuyla iki benzersiz oyuncu... Çetin Tekindor: Başımızdan eksik olmasın. Tuncel Kurtiz: Huzur içinde uyusun.

YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN