Türkiye'nin en iyi haber sitesi

ATİLLA DORSAY

Her şeyden önce demokrasi

Uzun vadede güvenilecek tek şey gerçek demokrasidir. Son seçim sonuçlarına, genel bir bakışla ancak sevinmek gerekir. Ayrıca da o sonuçlarla birlikte ortaya çıkan bir tür anonim halk bilgeliğine şapka çıkarmak

Demokrasilerde son karar mercii halktır. Kafalarının içinde, zihinlerinin derinliğinde hâlâ halkı küçümseyen, kitleyi aşağılayan, kendi 'seçkin' zevklerini, tercihlerini ve kararlarını tüm halkla paylaşamadıklarında ilk çare olarak o halkı suçlamayı bilenlerle, asla asla gerçek demokrasiye ulaşılamaz. O bakış açısı, yoğun ve sisli siyasal ortamlarda, değişim ve dönüşüm dönemlerinde kimi çevreleri memnun edebilir, kimi seçkinlerin kulağına hoş gelebilir. Kimi yazarları popüler kılıp kimi gazetelere tiraj aldırabilir.
Ama uzun vadede güvenilecek tek şey gerçek demokrasidir. Bir ülkeyi, bir halkı güvenilir bir limana sağ salim ancak o ulaştırabilir. İnsanlığın yüzyıllar boyu yaşanmış deneylerden geçerek ve biraz da antik Yunan'ın yarattığı politik değerlere ve kavramlara dönüş yaparak ulaştığı gerçek budur: En iyisi demokrasi.

ÇOĞUNLUK HEP HAKLI MIDIR?
O halk hiç yanılmaz mı, kitleler yalnızca doğruyu mu seçer, bizim aynı adlı ve yakın tarihli güzel filmimizin sözünü ettiği 'çoğunluk' hep haklı mıdır? Asla. Ama o yanlış olabilecek seçimler, o haksız tercihler, bir sonraki seçimlerle düzeltilebilir, daha iyiye ulaşma şansı hep vardır. Oysa demokrasi bir kez yerini otoriter rejimlere, değişmez başkanlıklara, monarşi veya oligarşilere bıraktığında, kolay kolay geri dönülemez. Yüzyıllar boyu süren hükümdarlıkların, 20. yüzyılın insanlığın başına sardığı Nazizm'den Komünizm'e buyurgan rejimlerin öğrettiği ders budur.
Bu nedenle, son seçim sonuçlarına genel bir bakışla ancak sevinmek gerekir. Ayrıca da o sonuçlarla ortaya çıkan bir tür anonim halk bilgeliğine şapka çıkarmak... Çünkü, birçok usta kalemin de belirttiği gibi, halkımız Recep Tayyip Erdoğan'a yüzde 50 gibi görkemli bir oranla bağışladığı bir üçüncü dönem ve dört yıl daha iktidar imkanını, yine de bir şarta bağlamıştır. Anayasa değişikliği ve Kürt sorunu gibi yaşamsal sorunlar için atılması beklenen adımlarda, diğer partilerle istişareyi ve işbirliğini bir ölçüde empoze etmiştir. Başbakanın da 'balkon konuşması'nda söylediği gibi, CHP'den başlayarak diğer partilerle diyalog kurmak, yeni dönemin kaçınılmaz işlerinden biri olmaya adaydır.

SİYASAL-SOSYAL YENİDEN YAPILANMA
Benim naçizane bakış açımla ise, gazetede yazmayı sürdürdükçe, yine sinema ve kültür sorunlarının yanısıra, özellikle bir mimar ve tescilli bir İstanbul âşığı olarak, başbakanımızın özel ilgi alanı içinde kalan konulara, yani 'çılgın projelere', koruma ve restorasyon çabalarına, kentsel dönüşüm girişimlerine elimin dilimin yettiğince değinmeye çalışacağım. Çünkü bir büyük siyasal-sosyal yeniden yapılanma dönemine girerken, adını andığım işlerin de kendi çaplarında son derece önemli olduğuna ve basında ele alınmalarının gerekliliğine inanıyorum.


Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.