Türkiye'nin en iyi haber sitesi

ATİLLA DORSAY

Kentin büyük belaları: İnönü Stadı, Park Otel

Olağanüstü bir kentte yaşıyoruz. İstanbul tarihi, arkeolojik hazineleri, üç büyük uygarlığın izlerini taşıyan kalıntıları, doğal güzelliği ve inanılmaz canlılığıyla baş döndüren bir kent.
Ne var ki kimilerinin başı, farklı nedenlerden dönüyor. Bu kentin temsil ettiği büyük ekonomik değeri ve rant imkanlarını bilenler, bundan pay almak için çırpınıyorlar. Kentin değeri gitgide artan arazilerinden birini kapıp, diyelim ki bir site, bir otel ya da bir AVM yapmak yetmiyor. Hepsini birden içeren, hem AVM'si hem oteli hem de rezidansları olan dört başı mamur rantların, kimbilir kaç sülalerini besleyecek ve içinde 'kuş sütü eksik olmayan' komple gelir çeşmelerinin hayalini kuruyorlar.
Bunların en görkemli örneği, Demirören grubunun İnönü Stadı'nı yenileme projesine eklediği, zaten büyüyen stadın yanı başında mantar gibi bitecek olan otel, rezidans, sauna (!) vb. katkılarla, rantı daha da ballı kılınmış projeydi. Kentin tam göbeğinde, trafiği tümüyle tıkayacak, vadinin son yeşilini de ortadan kaldıracak, şehircilik açısından tam bir facia olan bir proje. Sanırım aklı başında ve yüreğinde birazcık İstanbul ve vatan sevgisi olan Beşiktaşlıların da karşı çıktığı bir saçmalık...
Kişisel olarak, bu projeyi İstanbul'u tehdit eden birçok belanın en büyüklerinden biri olarak görüyorum.
(Diğerlerinden sırası geldikçe söz ederiz.) Allah'tan artık Türkiye'de de akıl ve izan, birçok şeye hakim olmaya başlıyor. Bu vb. projelere karşı çıkışlar, örneğin sermayenin çok yakınında bulunup nabzını tutan ekonomi basınından da geliyor. Güngör Uras, Vahap Munyar, Metin Münir, Meral Tamer, Gila Benmayor gibi yazarlar bu tür projeleri eleştiriyor. Bizim Şelale Kadak ise stad projesiyle sürekli uğraştığı gibi, bizzat başbakanın da buna yeşil ışık yakmadığını yazdı. Bir dönemde bu kentte belediye başkanlığı yapmış, sorunlarını iyi bilen başbakandan da bu beklenirdi. İçim rahat etti diyebilirim.
Ama bir de sorunun tam karşıt yönü var. Kente çakılan her çiviyi eleştiren, tüm yeniliklere karşı, alabildiğine bağnaz bir tavır. O tavır değil mi ki, AKM'nin küçük değişiklikler getiren son onarım projesine karşı çıkıp aldırdıkları mahkeme kararıyla binayı bitkisel hayata mahkum eden? Şimdi o görüş, yine Taksim'in, yani kentin göbeğinde yatan bir başka çirkinliğin, yani Park Otel faciasının ortadan kalkmasına karşı çıkıyor!
Park Otel olayı, elbette apayrı bir yazı, hatta bir kitap isteyen önemli bir olaydır. Ayaspaşa gibi geçmişi olan, oturmuş bir semtin ortasına tam 23 katlı bir kule, bir mimari ucube dikme çabasının acıklı öyküsüdür bu... Bedrettin Dalan'ın en yanlış kararıdır. Ondan sonra gelen başkan Nurettin Sözen'in inşaatı durdurup çıkan 18 katın onunu yıkarak, binayı yanı başındaki tarihi ve görkemli Alman Konsolosluğu seviyesine, yani olması gereken yüksekliğe indirmesi ise şehircilik tarihimizin en önemli olaylarından biridir. Benim gibi Sözen aleyhine bir kitap (İstanbul'da Devr-i Sözen) yazmış olan birinin bunu söylemesi tuhaf gözükebilir. Ama eğriye eğri, doğruya doğru...
Şimdiyse o enkazın üzerinden 20 yıl geçmiş. Onca zamandır orta yerde yatıp duran bir leş... Artık kente kazandırılma zamanı gelmedi mi? Binanın yeni sahipleri, şimdiki yüksekliği koruyan bir otel projesiyle ölüyü ayağa kaldırma çabalarına başladılar bile... Ama yine o malum çevrelerden gelen durdurma, mahkemeye gitme tehditleri.
Bakınız, ben de mimarım. Elbette size yakınım, hassasiyetlerinizi hep paylaşır, daha ötesi sivil toplum kuruluşlarını ülkemizin son dönemdeki en önemli toplumsal girişimlerinden biri sayarım. Ama biraz da gerçekçi olmak gerekmiyor mu? Yahya Kemal'in, Doğan Nadi'nin, sayısız yazar-çizerin anılarını barındıran, benim de yeni-yetme olarak ünlü barına tüneyip sanırım ilk içkimi içtiğim o enfes mekan artık nasılsa geri dönemeyeceğine göre, en azından bu çirkinliği ortadan kaldırmak İstanbul sevgisine çok daha yakışmaz mı?

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.