Türkiye'nin en iyi haber sitesi

ESRA EZMECİ

Sevmeyi mi unuttuk yoksa sabretmeyi mi?

Eskiden bir ilişkiye başlamak da sürdürmek de emek isterdi; insanlar birbirini tanımaya zaman ayırır, sorunlar çıktığında hemen vazgeçmek yerine çözmeye çalışırdı. Bugün ise ilişkiler çok hızlı başlıyor, aynı hızla bitiyor. Peki gerçekten değişen ne: İnsanların sevgisi mi, yoksa sevme ve bağ kurma biçimleri mi?

Eskiden insanlar birine gönül verdi mi kolay kolay vazgeçmezdi. Tanışmak zordu, yakınlaşmak zordu, bir ilişkiyi kurmak emek isterdi. İnsanlar birbirini daha dikkatli seçerdi. Birinin hayatına girmek, gerçekten o hayatın bir parçası olmak demekti. Şimdi ise ilişkiler çok hızlı başlıyor, çok hızlı yaşanıyor ve çoğu zaman çok hızlı bitiyor. Daha birkaç ay önce birbirine "sensiz yapamam" diyen insanlar bir bakıyorsunuz birbirinin hayatında yok. Birbirini çok sevdiğini söyleyen insanlar birkaç ay sonra yabancı gibi davranabiliyor. İnsan ister istemez şu soruyu soruyor: Ne değişti?
Aslında aşk, insan kalbi, sevilme ihtiyacı değişmedi. Ama insanların ilişki kurma biçimi değişti. Bugün birçok insan ilişkiye değil, o ilişki içinde hissettiği duygulara bağlanıyor.
Başlangıç duygusu çok güçlü oluyor. İlk mesajlar, ilk buluşmalar, ilk heyecan... İnsanlar o yoğun duygunun içinde birbirine çok hızlı bağlanabiliyor. Birkaç hafta içinde saatlerce konuşuluyor, gün içinde sürekli mesajlaşılıyor, hayatın en özel şeyleri paylaşılmaya başlanıyor.
Ama hızlı kurulan şeylerin çoğu zaman temeli zayıf oluyor.


GERÇEK BAĞLAR SORUNLARLA GÜÇLENİR
İnsanlar birbirini gerçekten tanımadan çok hızlı bir duygusal yakınlık kuruyor. Tanımadan bağlanmak ise bir süre sonra hayal kırıklığını da beraberinde getiriyor. Çünkü insan karşısındaki kişiyi tanımadığında onu olduğu gibi değil, olmasını istediği gibi görmeye başlıyor. Bir süre sonra gerçek karakter ortaya çıkınca hayal edilen kişi ile gerçek kişi arasındaki fark görülüyor. İşte birçok ilişkinin kırıldığı yer tam da burası oluyor.
Bugün ilişkilerin çabuk bitmesinin bir nedeni de insanların zorlukla uğraşmak istememesi...
Eskiden bir ilişkide sorun çıktığında insanlar daha çok konuşurdu. Tartışmalar olurdu ama insanlar ilişkiyi kurtarmaya çalışırdı. Çünkü bir ilişkiyi kaybetmek büyük bir kayıp olarak görülürdü. Bugün ise birçok kişi bir sorunla karşılaşınca şunu düşünüyor: Bu kadar zor olacaksa neden uğraşayım?
İnsanlar artık ilişkiyi onarmaktan çok ilişkiyi değiştirmeyi tercih ediyor. Bir tartışma oluyor, biri kırılıyor, biri uzaklaşıyor. Sonra sessizlik başlıyor. Ve bir süre sonra ilişki sanki hiç yaşanmamış gibi bitiyor. Oysa gerçek bağlar çoğu zaman sorunların içinden geçerek güçlenir.


ALTERNATİFLERİMİZ ÇOĞALDI
Bir diğer mesele de seçenek meselesi. Bugün insanların hayatında çok fazla alternatif var. Sosyal medya, mesajlaşma uygulamaları, tanışma platformları... İnsanlar artık çok kolay yeni biriyle tanışabiliyor. Bu durum insan zihninde çok tehlikeli bir düşünce oluşturuyor: Bu olmazsa başkası olur. Bu düşünce ilişkiyi derinleştiren en önemli duyguyu zedeliyor; değer verme duygusunu... Bir insanın yerine her an başka birini koyabileceğini düşünen biri, o insana gerçek anlamda bağlanamaz. Çünkü bağlanmak biraz da risk almaktır. Birini kaybetme ihtimalini göze almaktır. Bugün birçok insan ilişki yaşamak istiyor ama o risk duygusundan kaçıyor. İnsanlar artık sabırsız da. Her şey hızlı olsun isteniyor. Mesaj hemen gelsin, ilgi hemen hissedilsin, uyum hemen oluşsun. Ama iki insanın birbirini gerçekten tanıması zaman ister. Her insanın sevme biçimi farklıdır. Birinin sevgisini gösterme yolu ilgi göstermekken, diğerinin yolu yanında olmak olabilir. Bu farklılıkları anlamadan ilişkiyi bitirmek çok kolay hale geldi. Bir başka önemli mesele de insanların kendini tanımadan ilişkiye başlaması. İnsan ne istediğini bilmeden ilişkiye girerse, bir süre sonra kafası karışmaya başlar. Bir gün çok sever gibi hisseder, bir gün uzaklaşmak ister. Çünkü aslında kişi karşısındaki insanla değil, kendi içindeki boşlukla mücadele ediyordur. Yalnız kalmaktan korkan insanlar çoğu zaman ilişkiye sığınır. Ama yalnız kalma korkusuyla kurulan ilişkiler çok sağlam olmaz. Çünkü o ilişki sevgi üzerine değil, kaçış üzerine kurulmuştur.


SEN ESKİDEN BÖYLE DEĞİLDİN
Bugün ilişkilerde en çok eksilen şeylerden biri de tahammül. Herkes mükemmel bir ilişki istiyor. Hiç hata yapmayan, hep anlayan, hep romantik olan bir partner. Ama gerçek hayatta böyle bir insan yok. İnsanlar kusurlarıyla vardır. Hata yapar, yanlış anlar, kırar. İki insanın birlikte büyümesi, aslında bu kusurlarla yüzleşmesiyle olur. Ama bugün insanlar gerçek insanlarla değil, zihinlerinde kurdukları ideal kişilerle ilişki yaşamak istiyor. Gerçek kişi o hayale uymayınca da hayal kırıklığı başlıyor. Bir başka mesele de şu: İnsanlar artık konuşmuyor. Birçok ilişki aslında bir anda bitmiyor. İçten içe bitiyor. Bir taraf kırılıyor ama söylemiyor. Bir şeylere üzülüyor ama içine atıyor. Bir süre sonra mesafe koyuyor. Sonra bir gün hiçbir açıklama olmadan ilişki bitiyor. Oysa ilişkiler konuşulmadığında değil, konuşulamadığında zarar görür. Bir de insanların ilişki içinde rol yapması meselesi var. Birçok kişi sevilebilmek için kendisi gibi davranmıyor. Daha güçlü görünmeye, daha cool görünmeye, daha sabırlı görünmeye çalışıyor. Ama insan rol yaparak bir ilişki kurarsa bir süre sonra yorulur. Gerçek hali ortaya çıkınca karşı taraf şaşırır. O yüzden birçok ilişki şu cümleyle bitiyor: "Sen eskiden böyle değildin." Oysa insan değişmemiştir. Sadece başta sakladığı tarafları ortaya çıkmıştır.


ESKİ YARALARIMIZ TEMKİNLİ OLMAMIZI SAĞLIYOR
Bugün birçok insanın kalbinde eski yaralar da var. Geçmişte yaşanan hayal kırıklıkları, terk edilme korkuları, güven problemleri insanların ilişkilere temkinli yaklaşmasına neden oluyor
Bazı insanlar çok sevmekten korkuyor. Çok bağlanmaktan korkuyor. Çünkü bir gün o bağın kopabileceğini düşünüyor. Bu yüzden ilişkiye başlasa bile kalbini tam olarak açamıyor. Bu da ilişkilerin derinleşmesini zorlaştırıyor. Ama tüm bunlara rağmen bir gerçek değişmedi. İnsan hâlâ sevilmek istiyor. Hâlâ birine güvenmek istiyor. Hâlâ birinin yanında huzur bulmak istiyor. Gerçek sevgi hala mümkün. Ama bunun için insanların yeniden hatırlaması gereken bazı şeyler var. Sevgi sadece heyecan değil, bazen sabırdır. Sevgi sadece mutlu anlar değil, zor zamanlarda kalabilmektir. Sevgi sadece güzel sözler değil, emektir. Bir ilişkiyi güçlü yapan şey kusursuz olması değil, iki insanın o ilişki için emek vermesidir.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.