Türkiye'nin en iyi haber sitesi

HAKAN UÇ

Bir gitarın susturulduğu gün

Türkiye'nin heavy metal tarihine adını altın harflerle yazdıran Pentagram, yalnızca sert riff'leriyle değil; ardında bıraktığı derin hikayelerle de hafızalarda yer etti. Bu hikayelerin en dokunaklısı ise hiç kuşkusuz grubun gitaristlerinden, 1966 doğumlu Ümit Yılbar'a ait... Bir süre önce sosyal medyada onun solo konserine denk geldim.

Müziğe tutkuyla bağlı bir sanatçıydı Yılbar. Gitarı eline aldığında sadece nota çalmaz, hissettirirdi. Ancak onun hayat yolculuğu, sahne ışıklarından çok daha sert bir gerçekle kesişti. Askerlik görevini asteğmen olarak yaparken gönüllü olarak komando oldu. Bu karar, onun hayata bakışının en net özetiydi: Sorumluluktan kaçmayan, inandığı yolda yürüyen bir ruh...

1993'te PKK ile girilen çatışmada, henüz 27 yaşında hayatını kaybetti. Geriye yarım kalmış besteler, susturulmuş bir gitar ve hiç dinmeyen bir özlem kaldı. Onun duygularını en yalın hâliyle anlatan izlerden biri, 14 Mayıs 1993 tarihinde kaleme aldığı Bilmiyordum adlı şiirdi. Bir defterin kenarına karalanmış bu satırlar, sanki yaklaşan vedanın habercisiydi.

Yılbar yalnızca Pentagram'ın değil, Türk rock ve metal sahnesinin de sessiz kahramanlarından biriydi. Pentagram, yol arkadaşını hiçbir zaman unutmadı. Trail Blazer albümünde yer alan Fly Forever adlı şarkı, Ümit Yılbar'a adandı. O parça her çaldığında, bir idealin ve yarım kalan bir hayatın hatırası yankılanıyor. Doğup büyüdüğü Kadıköy'de adına verilen bir sokak, onun anısını yaşatmaya devam ediyor. Makalı ise Edirnekapı Şehitliği'nde... Gerçek mezarı, onu hiç unutmayanların kalbinde. Ve her Fly Forever çaldığında, Ümit Yılbar hâlâ sahnede.


KENDİ ZAMANINI BEKLEYEN BİR ÇIKIŞ
Bağımsız söz yazarı, besteci ve şarkıcı Oya Oğuz, ilk EP'si Eşik'i dinleyiciyle buluşturdu. Müziği; abartıdan uzak, anlatıya dayalı ve zamansız bir ifade dili üzerine kurulu. Şarkılar, yüksek sesle iddia etmekten çok, dinleyenin yanına oturup sakin ama dürüst bir konuşma kurmayı tercih ediyor. Türk müziği konservatuvar eğitiminden gelen melodik bilinç, bu anlatının temelini oluştururken; sanatçının Londra'da sürdürdüğü caz vokal eğitimi, yorum, ritim ve ifade alanını derinleştiriyor.

Oğuz, bu süreci bir tür tanımı olarak değil, kendi müzikal dilini genişleten bir alan olarak ele alıyor. Eşik'te yer alan üç şarkı tek bir hikaye anlatmıyor; bir yolculuğun farklı duraklarını yansıtıyor. İçe çekilme hâli, iki durum arasında durabilme cesareti ve sakin bir dayanıklılık hissi, EP'nin duygusal eksenini oluşturuyor. Bu yaklaşım, Eşik'i zamansız bir yerde konumlandırıyor.


YILDIZ TOZU UÇUŞUYOR
11 yaşındaki sanatçı İpek Nisa Göker, yeni teklisi Yıldız Tozu ile müzikseverlerle buluştu. Düzenlemesi Can Canel ve Mert Sait Öksüz imzası taşıyan Yıldız Tozu'nun mix & mastering çalışmaları ise Feryin Kaya tarafından gerçekleştirildi. Yıldız Tozu, sanatçının çocukluk anılarından ve hayal gücünden beslenen, derin duygular barındıran bir eser olarak öne çıkıyor. İpek Nisa Göker, şarkının çıkış hikayesini şu sözlerle anlatıyor:

"Bir akşam yürüyüşünde babam yıldızların nasıl göründüğünü tarif etmişti. Bu eser, o andaki hislerimden doğdu. Bence her çocuk yıldız tozudur; büyüyerek yıldıza dönüşürler."
Müzikal yapısında yer yer jazz müziğini anımsatan armoniler barındıran Yıldız Tozu, dinleyicisini sade ama etkileyici bir atmosferle karşılıyor. Özgün müzikal yaklaşımıyla şarkı, sanatçının müzikal kimliğini güçlü şekilde yansıtıyor.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.