Bilimkurgu sineması çoğu zaman aksiyonla, hızla ve görsel şovla anılır. Ancak Kurtuluş Projesi, bu alışıldık ritmin dışına çıkarak izleyicisini sessizlikle, yalnızlıkla ve düşünmeyle baş başa bırakıyor. Belki de bu yüzden, ilk fragmanının bir haftada 400 milyon izlenmeye ulaşması yalnızca bir merakın değil, farklı bir bilimkurgu arayışının da göstergesi.

Yönetmen koltuğunda Phil Lord ve Christopher Miller'ın oturduğu, başrollerinde Ryan Gosling, Sandra Hüller ve Liz Kingsman'ın yer aldığı film, bir fen bilgisi öğretmeninin dünyanın kurtuluşu için uzaydaki büyük bir gizemi çözme çabasını ve verdiği olağanüstü mücadeleyi anlatıyor ve izleyiciyi doğrudan boşluğun ortasına bırakıyor. Dünya'ya 11 yıl uzaklıkta bir uzay gemisi... Ryland Grace (Ryan Gosling) gözlerini açtığında gemideki herkesin öldüğünü fark ediyor. Yaşayan tek kişi o. Saçı sakalı birbirine karışmış, bitkin, ne olduğunu anlamaya çalışan bir adam. Üstelik kim olduğunu bile bilmiyor. Gemideki bilgisayar sistemi sayesinde adını öğreniyoruz: O, Dr. Grace. Hafızası yavaş yavaş geri geldikçe film iki katmanlı bir anlatıya dönüşüyor. Bir yanda uzayın mutlak yalnızlığı, diğer yanda geçmişin parçaları. Bu parçalar bizi Grace'in aslında bir bilim insanından önce bir öğretmen olduğuna götürüyor. Sınıfta fizik anlatan, öğrencileriyle şakalaşan, eğlenceli ve sevilen biri...

Tehdidin kaynağı ise son derece çarpıcı: Güneş'ten Venüs'e uzanan gizemli kızılötesi ışınlar... Buna "Petrova hareketi" adı veriliyor. Bu olay, Güneş'in yaklaşık 30 yıl içinde 15 derece kadar soğumasına yol açabilecek bir sürecin başlangıcı. Yani basitçe: Dünyanın sonu. Ama bu kez çözüm kas gücünde değil, bilimde aranıyor. "Dünyayı yine bir Amerikalı kurtaracak" klişesi yerinde duruyor belki, ancak bu kez kahramanlık kaslardan değil, zekâdan doğuyor. Bu kez kurtuluşumuz bir fen bilgisi öğretmeninin cesaretine ve yeteneklerine bağlı... Dr. Grace, bu felaketi durdurmak için oluşturulan "Petrova Görev Gücü"nün bir parçası olarak adeta zorla göreve kabul ettiriliyor. Görev onları Tau Ceti yıldızına götürüyor. Ve film burada odağını beklenmedik bir yöne çeviriyor: Dünya dışı yaşam. Grace farklı bir uzaylı türüyle karşılaşıyor. Bu varlık, alıştığımız uzaylı temsillerinden tamamen farklı. Örümceğe benzer bir formu var, yüzü yok, yengeç gibi yürüyor, yuvarlanıyor. İlk başta ürkütücü, hatta anlamsız. Ancak kısa sürede aralarında bir iletişim başlıyor. Grace ona "Rocky" adını veriyor. Rocky, düşman değil. Tehdit değil. Aksine, aynı kaderi paylaşan bir yol arkadaşı. Onun da yıldızı sönmek üzere. Bu ortak felaket, iki farklı türü aynı amaçta buluşturuyor. Bir müddet sonra iletişim kurmayı öğreniyorlar. Aynı gemide birlikte çalışmaya başlıyorlar. Rocky'nin zekâsı Grace'in bile ötesinde. Birbirlerinden öğreniyor, birbirlerini tamamlıyorlar. Hatta bir noktada dertleşiyorlar; Grace dünyadan, geçmişinden, hayatından bahsediyor.

DÜNYA DIŞI VARLIK TASVİRİ
Filmin en güçlü kırılma anlarından biri, bir patlama sonrası geliyor. Yerçekimiyle ilgili bir sorun nedeniyle yaşanan kazada Rocky, Grace'in hayatını kurtarıyor. O andan sonra aralarındaki ilişki sadece iş birliği değil, gerçek bir dostluk haline geliyor. Belki de filmin en çarpıcı tarafı uzaylı anlatısını tamamen ters yüz etmesi. Daha önce uzaylıları istilacı, tehditkâr ya da bilinmez olarak izledik. Ama burada karşımızda dost canlısı bir varlık var. İnsanlığa zarar vermek yerine onu kurtarmaya yardım eden bir "öteki". Bu yönüyle film, klasik bilimkurgu kalıplarını kırarak çok daha insani bir yere ulaşıyor. Öte yandan Kurtuluş Projesi, temposuyla herkese hitap eden bir film değil. 156 dakikalık süresi boyunca hikâyenin büyük bölümü tek mekânda, uzay gemisinin içinde geçiyor. Uzayın boşluğunu hissettirmek için kullanılan uzun sessizlikler, durağan planlar ve yavaş anlatım, bazı izleyiciler için zorlayıcı olabilir. Nitekim izleyici yorumları da bu noktada ikiye ayrılıyor. Bir kesim filmin bu sakin yapısını "derinlikli ve etkileyici" bulurken, diğerleri "daha akıcı olabilirdi" görüşünde. Ancak hemen herkesin birleştiği bir nokta var: Grace ve Rocky arasındaki ilişki. Bir izleyicinin dediği gibi: "Bu bir uzay filmi değil, bir dostluk hikâyesi." Sonuç olarak "Kurtuluş Projesi", dünyayı kurtarma hikâyesini evrensel bir dostluk anlatısına dönüştürüyor. Bilimin soğuk yüzünü, insanlığın en sıcak duygularıyla dengeliyor.

İKİ KARDEŞ, BİR GÖREV, BOL KAHKAHA
Aksiyon ile mizahın iç içe geçtiği yerli komediler son yıllarda sıkça karşımıza çıkıyor. Ancak Kardeşler Araştırma bu formülü kendi ritmi ve oyuncu enerjisiyle biraz daha farklı bir noktaya taşıyor. Cem Gelinoğlu, Doğu Demirkol ve Güven Kıraç gibi üç güçlü ismi bir araya getiren film, yer yer skeç tadına yaklaşsa da genel olarak akıcı ve seyir zevki yüksek bir komedi sunuyor. Hikâye, İstanbul'da mütevazı bir dedektiflik bürosu işleten Orhan ve Erhan kardeşlerin, Londra'daki sıradan bir iş dönüşünde kendilerini bir anda devlet destekli gizli bir operasyonun ortasında bulmalarıyla şekilleniyor. Aldatılma şüphesiyle başvuran müşterilerden uluslararası bir diplomatik vakaya uzanan bu geçiş, filmin en eğlenceli taraflarından biri. Senaryonun yer yer abartıya kaçan yapısı, zaten bilinçli bir tercih olarak mizahın dozunu artırmak için kullanılmış.
Filmin asıl gücü ise hiç şüphesiz oyunculuk performanslarında yatıyor. Özellikle Doğu Demirkol'un doğal ve zaman zaman doğaçlamaya göz kırpan oyunculuğu ile Cem Gelinoğlu'nun fiziksel komediye yaslanan enerjisi iyi bir denge kuruyor. İkilinin uyumu, filmin temposunu ayakta tutan en önemli unsur. Güven Kıraç ise deneyimiyle bu dinamizmi destekleyen, yerinde müdahalelerle sahneleri derinleştiren bir "denge unsuru" olarak öne çıkıyor.

Yan hikâyelerde ise özellikle Erhan'ın evliliği üzerinden kurulan mizah ve Bali hayali, karaktere absürt ama samimi bir katman ekliyor. Elektrikli araçla yaşanan "şarj bitme krizi" gibi detaylar da güncel hayatın içinden alınmış küçük ama etkili komedi anları yaratıyor. Bu tür dokunuşlar, ana hikayeye hizmet eden güldürü amaçlı faktörler, ama işliyor.
Yönetmen koltuğunda oturan Koray Şahin ve Murat Kaman ikilisi, hikâyeyi fazla dağıtmadan ilerletmeyi başarıyor. Film, teknik anlamda büyük iddialar ortaya koymasa da tempoyu düşürmeden izleyiciyi içinde tutan bir anlatı kuruyor. Özellikle aksiyon ile komedi arasındaki geçişlerin keskin değil, akışkan olması önemli bir artı.
Sonuç olarak Poll Films ve 25 Film ortak yapımcılığında hayata geçirilen Kardeşler Araştırma, yüksek beklentilerle değil, keyifli vakit geçirme niyetiyle gidildiğinde fazlasıyla karşılık veren bir yapım. Yer yer tahmin edilebilir olsa da enerjisi ve prodüksiyon kalitesi yüksek, oyunculukları güçlü ve en önemlisi samimi bir komedi. Açıkçası ben bu kadar güleceğimi beklemiyordum. Tavsiye ederim.